Gerçek Emekçiler

Bu haber 14 Ocak 2015 - 0:24 'de eklendi ve 1.048 kez görüntülendi.
İsmail Ataseverismailatasever@hamlegazetesi.com.tr

Tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de üzerinde hassasiyetle durulan bir konu, özel günlerdir.

Şüphe yok ki bu bağlamda en fazla kutlamalar yapan ülkeyiz.

Mizahi bir yaklaşımla, “Türkiye’de bayramlar diğer günlerden daha çok!” denmesinin başkaca anlamı yok.

Kurtuluş savaşına atıldığımız süreçte kazanılan zaferlerin özel günler olarak kutlanması yanında, rejimin belirlendiği gün de bayram olarak yerini almıştı.

Bu kadarda değil.

TBMM’nin teşkili, kadınlarımıza seçme ve seçilme hakkının verilmesi, anneler ve babalar günü, yaz aylarının başlangıcı kabul edilen bahar bayramı olmak üzere daha nice tarihler, özel günler olarak tescil edilmiştir.

Bir özel gün daha var ki daha anlamlı.

Bu, her hangi bir ülkede meydana gelen her türden gelişmenin vatandaşlara intikal ettirilmesini sağlayanlara tahsis edilen gündür.

Bunun bir başka anlamı, halkın haber alma ve bilgi edinme hakkının teslim edilmesidir.

İşte, böylesine bir görevin sahipleri basın mensuplarıydı.

Yani gazeteciler.

Öyleyle, bu denli geniş çaplı bir işlevi yerine getiren gazetecilerinde özel günleri olmalıydı.

Bu nedenle 1961 Anayasasında gazeteciler lehine yer alan hükümlerden sonra “çalışan gazeteciler bayramı” kabul edilir.

Ne var ki bu durum 12 Mart 1971 Askeri Darbesinden sonra bu hakkın bir kısmının alınması üzerine “10 Ocak çalışan gazeteciler günü” olarak değiştirilmiştir.

Dolayısıyla o gün bugün her 10 Ocak tarihi çalışan gazeteciler günü olarak kutlanmaktadır.

***

Aslında ülke genelinde ulusal ve yerel bazda görev yapan gazetecilere böyle özel bir gün tahsis edilmesine karşın, bütünüyle mutlu olduklarını söylemek olası değildir.

Zira, hem ulusal hem de yerelde görev üstlenen gerçek emekçiler, dün olduğu gibi bugünde çeşitli sorunlarla yüz yüze.

İşin maddi boyutu bir yana çalışma sürecinde karşı karşıya kaldıkları güçlükler, her şeyi açıkça gösteriyor.

Öyle ki kimi zaman kendilerine darp edildi.

Buna karşın onlar, asıl olan görev bilinci diyerek yılmadılar.

Nasılsa, halkın haber alması ve bilgi edinmesi gibi önemli bir görevin sahibiydiler.

Öyleyse, koşullar ne olursa olsun üstelendiğim görevi layıkıyla yerine getirmeliyim diye düşünürler.

Bu kadar da olsa!

Ne acıdır ki aynı emekçiler, zaman oldu gözü dönmüşlerin saldırıları sonucu hayatından oldular.

Evet yanlış duymadınız.

Biraz olsun meseleyi yakından takip edenler, görevi uğruna şehit düşen nice gazeteciler olduğunu bilir.

Hele, bir ülkede kargaşa varsa, daha da öte savaş hali söz konusuysa, aynı gazeteciler hiç düşünmeksizin ateşin ortasına atılırlar.

Başka türlü düşünemezler.

Kendilerine tevdi edilen bir görev vardır.

Peki, böylesine önemli bir görevin sahipleri, maddi manevi olarak çalışmalarının karşılığını alabiliyorlar mı?

Gönül rahatlığı içerisine görev yapabiliyorlar mı?

Üzülerek ifade etmek gerekirse hayır!

Ne acıdır ki dün olduğu gibi bugünde aynı görevin sahipleri, hiçbir zaman çalışmasının karşılığını tam olarak alamıyorlar.

Bu nedenle kendilerine tahsis edilen her 10 Ocak tarihi buruk bir şekilde kutlanmaktadır.

Tabi buna kutlama denirse!

***

İlişkin olarak yaşadığımız kent Muğla’da kendilerine sorumluluk yüklenen gazetecilere bakalım.

Onlar hayatından memnun mu?

Daha açık bir ifade ile huzur içerisinde görev yapabiliyorlar mı?

Doğrusunu söylemek gerekirse onların durumu da diğerlerinden farklı değil.

Ulusal düzeyde gazeteciliği meslek edinenler nasıl zorluklar içerisinde ise yerelde de aynı sıkıntıların olduğu bir gerçektir.

Aslında bu durum sadece gazete sahiplerinden kaynaklanmamaktadır.

Bunda, ülkenin içinde bulunduğu ekonomik koşullar kadar geçmişten günümüze yönetim kademesinde bulunan hükümetlerin basın camialarına karşı tavrı da etkendir.

Hal böyle olunca her iki taraf için sıkıntı doğmaktadır.

Bu şartlar karşısında gazete sahipleri istese de, basın emekçilerine hak ettiği değeri vermekten uzaktır.

Bu durumda bir soru daha gündeme gelebilir.

Madem ki basın emekçileri çalışmalarının karşılığını almakta zorlanıyor.

Aynı iş kolunda çalışmak zorundalar mı?

Eğer gazeteciliği meslek olarak seçmişlerse!

Yanı sıra ülke şartlarında çalışma sahaları sınırlı ise başkaca seçenekleri yoktur.

Bütün bunlara karşın ülke genelinde olduğu gibi Muğla bazında tahminlerin üzerinde gazeteci olmasının temel nedeni, başkası değildir.

***

10 Ocak çalışan gazeteciler günü nedeniyle Muğla merkez ilçedeki kutlamalara gelince.

Aynı gün ile ilgili olarak Muğla Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Ünal Türkeş, yayınladığı mesajla günün anlamını belirtmenin ötesinde, hükümetin bu bağlamda izlediği politikayı eleştirmekle birlikte, bilfiil çalışan gazetecilerin gününü kutlamakla yetiniyor.

Buna karşın yeni kurulan Muğla Büyükşehir Gazeteciler Cemiyeti, farklı bir etkinliğe imza atıyor.

Büyükşehir Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Cem Kaytan ve yönetim kurulunda görev üstlenenler, tüm üyelere davetiye çıkararak, farklı bir mekanda çalışan gazeteciler gününün kutlamayı uygun görüyor.

Bu nedenle gerçekleştirilen birlikteliğe eksiksiz katılan tüm üyeler, kendileri için öngörülen günü en iyi şekilde değerlendirirken başkan Kaytan;

Biz Muğla Büyükşehir Gazeteciler Cemiyeti olarak, birlik ve beraberlik içerisinde çalışmalarımızı sürdürüyoruz.

Amacımız, Muğla genelinde meydana gelen olayları, her türlü zorluğa karşın halkımıza ulaştırma gayreti içerisindeyiz. Ümit ediyorum ki yıllar boyu çizgimizden sapmadan, mesleğin bize yüklediği sorumluluğu en iyi şekilde yerine getirme gayreti içerisinde olacağız.

Çalışan tüm gazeteci arkadaşlarımın bu özel gününü yürekten kutluyorum

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.