Gençleri Yarış Atına Çeviren Sınavlar

Bu haber 15 Ağustos 2017 - 0:46 'de eklendi ve 636 kez görüntülendi.
Namık Açıkgöznamikacikgoz@gmail.com

Prof. Dr. Namık AÇIKGÖZ

Geçen hafta TEOG ve LYS sonuçları ile yerleşen gençlerin sevinçlerine hepimiz ortak olduk. Allah eğitim-öğretimlerinin bu aşamasında da hepsini başarılı eylesin.

Başarmak elbette herkesi sevindirecektir. Hatta pek çok insanda bir “sevinç patlaması” yaşandığını gördük.

Sınavı sonucu olarak üzülenler de vardı ama sosyal hayata yansıyan daha çok başarılar oldu.

Başarılarıyla, başarısızlığıyla, sevinciyle, üzüntüsüyle bir dönem geçti…

SINAV MI TRAVMA SEBEBİ Mİ?

Hayat, sınav sistemi tarafından maalesef bu sevinçlere ve hüzünlere endeksli hale getirildi; yani sonuç endeksli bir sistemin yaşattığı bir duygu seli geldi geçti ama “sel gider kumu kalır” dedikleri, bu selden sonra yaşanmadı. Bu sel, ardında kum bırakmayan bir sel. Çünkü bu sel yanlış bir sel!…

LYS’de yapılan hata sonucu mağdur olan öğrencilerin acısını anlayabiliyor muyuz? Hayata adımını atma aşamasının ilk merdiveninde yapılan yanlış hesap, ÖSYM’den döndü ama 1500 gence büyük bir travma yaşattı. Öbür taraftan bir o kadar öğrenciye de gecikmiş bir mutluluk yaşattı. Kamuoyunu etkileyen, mutluluktan çok hayal kırıklığına uğrayan gençlerdi. Böyle bir yanlışlık yapılmamalı ve o kadar öğrenciye bu üzüntü yaşatılmamalıydı.

Bu sınavlarda niye travmalar yaşanıyor?

SÜREÇ Mİ SONUÇ MU?

Çünkü bu sınavlar, 30 yıldır başlı başına bir problem… 30 yıldır gençler, süreç odaklı değil, sonuç odaklı bir zihniyete kurban edildiler ve hâlâ bu zihniyete kurban ediliyorlar. Gençler için tek değer, “sınavda başarılı olmak” hâline getirildi. Bireysel gelişim, entelektüel donanım ve kültürlü insan olma anlayışı, yerini sınavlarda başarılı insan olma anlayışına terk etti. Yani bütün bunlar, sınavda sorulan bilgi şeklinde tezahür etmiyorsa, gençler için, hiçbir kıymet-i harbiyesi olmayan ansiklopedik bilgiler. Yani nitelikli bir roman veya deneme, üst derecede bir şairin şiirleri, sınav sorusuna dönüşmüyorsa, gençler ona pek itibar etmiyorlar.

Bilgi ile donanmak ve şahsiyet bulmak yerine, sorulan soruya cevap vermek üzere hazırlanan bir genç, hayata değil, sınava hazırlanıyor demektir. Oysa, eğitim-öğretimin her aşaması, insanı sınavlara değil, hayata hazırlarsa değer kazanır. Biz 30 yıldan beri, bu işin tersini yaparak, gençleri travmatik sonuçlara hazırlıyoruz.

Şahsen son zamanlarda üzerinde durduğum “gençlerin düşleri ve hikâyeleri olmaması” konusu da bir yönüyle bu sistemin sonucudur. Bilgiyi sadece “sorulara cevap” şeklinde anlayıp bununla dünya ve hayatta bir yer edinme ve onu zenginleştirme farkındalığı görmeyen genç için, o bilgi de değerini çok çabuk kaybeden bir meta gibidir. Zaten bu gençleri, her şeyi hızla tüketmeye alıştıran bir kapitalizm baskısı var; bilgiyi de sadece sınavlarda tüketen birkaç kuşak insan yetiştirdik.

MODERNİTE SAPMASI OLARAK ÖLÇME

Mesele tek başına bir “ölçme-değerlendirme” meselesi değildir; tamamen hayata bakış meselesidir. Bilgiyi soru malzemesi, genci de sorulup sigaya çekilecek bir canlı olarak gören sistem, Aristoların, Platonların, İbn Sinaların, El Harezmîlerin, bugünkü mânâda sınava tabi tutulmadıklarını unutmuştur. Modernite, her şeyi “ölçülüyorsa değeri vardır” kriterine göre değerlendirdiği için, gençlerimiz de modernite ideolojilerinin laboratuvarlarında deney hayvanı olarak kullanılıyorlar ve bu gençlere çok yazık ediyorsun ey sistem!..

 

 

 

 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.