GENÇ NÜFUSA SAHİP OLMAK ÖVÜNCÜMÜZ OLSADA…

Bu haber 26 Nisan 2013 - 0:02 'de eklendi ve 1.161 kez görüntülendi.
İsmail Ataseverismailatasever@hamlegazetesi.com.tr

23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı nedeniyle konuşan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan bir vurgu yapıyor.
Geleceğin teminatı çocuklarımız nüfusumuzun % 30’nu teşkil ediyor.
Bunun anlamı, 76 milyonluk Türkiye’nin 3/1’lik kesimini çocukların teşkil ettiğidir.
Aslında başbakan gururla bu sayıyı telaffuz ediyor.
Bir yerde, genç nüfuslu ülke olmamızın önemine değiniyor.
Özellikle Avrupa kıtası yaşlı ülkelerden teşekkül ettiğine göre, Türkiye bu bağlamda şanslıydı.
Hani dense ki, geleceğin ülkeleri arasında Türkiye yerini almıştır.
Kesinlikle abartı değil.
Eğer bir ülke nüfusunun yarıya yakın kesimini genç nüfus oluşturuyorsa, o ülkenin geleceğinin şekillenmesi noktasında ne denli önemli olduğunu yadsımak olası değildir.
Dolayısıyla dünyada, bir tarafta yaşlıların daha çoğunlukta olduğu ülkeler.
Diğer yanda, geleceğe ümitle bakan genç nüfuslu bir ülke Türkiye var.
Elbette bunun ne anlam ifade ettiği açıktır.
Zira rakamlar ortada.
Rakamlar yalan söylemeyeceğine göre Türkiye bunun kıymetini bilmelidir.
***
Tablo tüm açıklığıyla ortada olunca, ister istemez bazı sorular cevap arıyor.
Bir ülke nüfusunun önemli bir kesimini çocuk ve gençler oluşturuyorsa.
Ki bunların başında Türkiye gelmektedir.
Bu durum o ülkeler için avantaj mıdır?
Yoksa dezavantaj mı?
Genç nüfus, ülkeler nezdinde bir güç olabilir mi?
Dolayısıyla, diğer ülkeler için çekince midir?
Bu sorulara sağlıklı bir karar verebilmek için o ülkenin, ilişkin olarak yönetim kademesinde bulunan hükümetlerin eğilimine bakmak gerekir.
Eğer ülke yönetiminde görev üstlenen hükümetler, genç nüfusun her bakımdan donanımlı olması, dolayısıyla geleceğe ümitler bakmalarını sağlıyorsa, elbette ki nüfus o ülke için bir avantajdır.
Ve de o ülkeyi her yönden daha bir güçlü kılar.
Nasıl kılmaz?
Daha bir donanımlı, genç bir nüfusa sahip ülkenin üstesinden gelemeyeceği hiçbir şey yoktur.
Hele yeterli eğitim almış kitle, ülke ekonomisini daha bir güçlü kılan çeşitli sanayi kollarının yönetiminde söz sahibi iseler.
Ülkenin her türlü kaynaklarının rantabl kullanılması için yoğun çaba gösteriyorlarsa.
Ve de üretilen tüm mamul ürünler, dünya pazarlarında aranılan kalitede ise.
Bunu yaratan genç nüfus olduğuna göre, ilgili ülkeler daha bir şanslı demektir.
Yok eğer, tersi bir durum söz konusu ise.
Yani bir ülkede, eğitim olmak üzere her yönden yeterli bilgi ve beceriden yoksun bir nüfus var ise, avantaj olmaktan çıkar.
Dolayısıyla beraberinde sorunlar yaratır.
Kısaca, genç nüfusunu yeterli düzeyde bilgi ve beceri veremeyen ülkeler, kargaşa ve kaos ortamına sürüklenir.
Her halde bunun ne anlama geldiği bilinmez değildir.
***
Ülkemize gelince.
Söz konusu genç nüfus adına, yeterli eğitim verilmediğini söylemek haksızlık olur.
Bugün ilköğretimden başlamak üzere yüksek öğretim kurumuna kadar, çok değişik branşları kapsayan eğitim kurumlarımız mevcuttur.
Buna karşın tartışmaya açık olan, orta öğretim sürecinde öğrencilerin çeşitli branşlara yönlendirilip yönlendirilmediğidir.
Ne var ki bu konuda iyimser olamıyoruz.
Aksi olsaydı, her sene üniversite giriş sınavları sonrasında 1 milyonun üzerinde gencimiz açıkta kalmazdı.
Genç nüfus adına bir başka ayrıntı, öğrenim sonrasında yeterli iş sahalarının olup olmadığıdır.
Bu konuda da iyimser olamadığımıza göre asıl olan, genç nüfuslu Türkiye’nin avantajını en iyi şekilde kullanmasıdır.
Aksi halde her platformda karşımıza sorun olarak çıkar.
Bu nedenle Başbakan Erdoğan’ın gururla ifade ettiği 30 milyon genç nüfusun övüncümüz olması için her türlü imkanın sağlanması şarttır.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.