Genç Hayâller

Bu haber 21 Mayıs 2019 - 9:52 'de eklendi ve 985 kez görüntülendi.
İsmail Zorbaismailzorba@hamlegazetesi.com.tr

İsmail Zorba

Sanatın verimliliği, gelişimi bir medeniyet göstergesi aynı zamanda. Fidanlıklara bakıyorum zaman zaman dergilere. Fidanlıklar bizim geleceğe dair bakışımızın yansımaları. Fidanlıklarda yetişenler, nitelikleri geleceğin sanatının da kimliğini gösteriyor bize.

Gençler ve hayalleri sanatın sabırla, özveriyle ve de büyük bir aşkla yolunu bulması demek. Fidanlıkta idealizm başını göğe dikmiş en yükseklere kanat çırpıyor. İnançla özgüven başa baş mesafe kat etmekte. Buradaki heyecan dünyanın dönüş hızını bile değiştirecek güçte. Burada sanat, bir topluma can suyu oluyor. O toplumun sanat damarı hayat damarına dönüşüyor.

Sanat özgürlüğün ve özgünlüğün okulu. Bu okulda nefes almayı, nefes vermeyi öğreniyorsun. Okuyorsun, okuma ihtiyacın var olmanın dayanılmaz hafifliğine taşıyor seni. Düşünüyor, sorguluyor; şu anki zamanın sıradanlığından, sınırlarından kurtulup özgürce geleceğe uçuyorsun. Ucunda yanmak mı var, yan; düşmek, yaralanmak mı var, yan; çile çekmek mi var, çek!

Her zorlukta pişen, yenilenen, olgunlaşan bir fikir dünyası. İsyan etmeden dalgalar durulur mu? Durulacağı ana kadar cebelleşecek kendi içinde. Bu yüzden sanatın da bir davası olması gençlik için sanata ulaşan yolda bir sınav. Sanat uzun soluklu olmalı. Tamamlanmalı bir yerde.

Cemil Meriç, “Dergiler, özgür düşüncenin kalesidir.” derken genç yazarların, genç sanatçıların yetişmesinde kendilerini bulacağı, bileceği sahaların ne kadar önem arz ettiğini vurguluyor. Gençlerin bu alanlarda düşüncesi, duruşu, bakışı ne olursa olsun kendini bulması çok önemli.

Her insan hayatı boyunca sürece bağlı olarak değişimlere uğramaz mı? Keskin dönüşümleri yaşamadan. Zorlama, baskı, koşullandırma daha basitinden yönlendirme de gençleri ve de sanatı kuşatma değil midir?

Dergiler, gazeteler yazarak gelişen genç beyinlerin doğal gelişimlerini tamamlamaları için bir kaynak değil midir? Bu yönüyle dergiler ve gazetelerin sanat, kültür sayfaları geleceğe açılan bir ümit kapısıdır. Bir bakıma tazelenme, nefes almadır.

O genç nefeslerin yazıları hatta cümleleri bahara durmuş tomurcuklanan körpe fidanlardır. Her bir tomurcuk bir umut, bir hayal, bir idealdir. Gençlere bu imkanları sağlamalıyız. Hatta bu kaynakları kendimiz yaratmalıyız. Gök ekinken biçmeden sağlıklı bir şekilde yaşamalarına olanak vermeli yarınlara kaldığımızda gölgesinde dinleneceğimiz ağaçlara dönüşmelerine izin vermeliyiz.

Gençlik bizim için hiçbir zaman bir tehdit oluşturmamalı. Onların yapabilecekleri hataları, yanlışları bir riske, krize dönüştürmeden o heyecanları, hayalleri beslemeli, sağlıklı bir şekilde bireyden topluma geçişine olanak sağlamalıyız.

Gençler bırakalım düşsünler, kalksınlar. Yanlışlar, hatalar yapsınlar. Doğrularını bulmalarına balığı vererek değil oltayı vererek yardımcı olmalıyız. Biz gençlere ihtiyaç hissettiğinde başını koyacak bir omuz, sırtını dayayacağı destek, elleri boş kaldığında tutacak bir el olmalıyız. Gençlerle her daim el ele, göz göze olmalıyız. Yürüdükleri yolu izlemeli ama; kendi yollarını kendilerinin bulmalarına izin vermeliyiz.

Bu sözlere öğrencilerimin cümleleri tanıklık ediyor, bizzat sonuca gitmemize olanak sağlıyor. İlk cümleler Özgür Taylan Ceylan’dan.. “İster sanat ister spor veya başka bir şey olsun, hayatta önümüze konulan zorunluluklardan başka bir konuya kendimizi verebileceğimizi ve bunun bizi ne kadar mutlu edeceğini fark ettirmesi sanırım.” Ve diğer öğrencim Meltem Çıtır da diyor ki: Hiç birimiz tam anlamıyla bize yeterli gelmese bile içimizde hayallerimizin desteklediği bir insanı yaşatmışızdır. Bazen akıntıya takılmışızdır, bazen de düşüncelerimiz arasında gidip gelmişizdir. Ve mutlaka “kayıp insan” hissine kapılmışızdır.  Bihaber olmak, hayatta küçük küçük yalanlar bile olsa sonra büyüyecek olan yalanlarla ilerlemek bize birgün kendimizi sorgulamamızı emrederler. Ta ki her şeyi sorgulayıp böyle muhteşem bir eser çıkarıncaya kadar..”

O muhteşem eserin çıkması alabildiğine sabır ve güven gerektiriyor değil mi? Ve de inanmak sonuna dek. Geçmişte ve bugünde tıkanmamak adına, geleceğe kanat açmak adına insan olmanın gereği sanata ve genç hayallere yol açmak ne kadar da önem arz ediyor. Bugünü yaşadık, tükettik; geride ne kaldı? Geleceğe ne bıraktık? İşte bu soruları sorabilen insanların medeniyeti sanatı yaşayan yaşatan insanların medeniyetidir.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.