GENÇ BİR KIZIN HAKLI İSYANI

Bu haber 07 Temmuz 2009 - 0:00 'de eklendi ve 707 kez görüntülendi.
İsmail Ataseverismailatasever@hamlegazetesi.com.tr

Geçtiğimiz hafta içerisinde bir olaya tanık olduğumda, üzülmekle mutlu olmak arasında kaldım.
Aslında sadece ben değil olaya tanık olanların da aynı duygular içerisinde olduğunu sanıyorum.
Üzüldüm, bir insanımız ancak bu denli duyarsız olabilirdi.
Acıma duyguları ancak bu denli dumura uğrardı.
Mutlu oldum, kahreden olayın tepkisi bir kızımız tarafından gelmişti.
Hem de ne isyan.
Zira bunda, olayın geçtiği anda toplananların hepsine sitem vardı, itham vardı.
Sizler nasıl olurda, bu üzücü olay karşısında kayıtsız kalırsınız!..
***
Olaya gelince.
Aynı günün akşam üzeri, birçok kez tanıtmaya çalıştığım Ankara’lının kahvesinde oturuyorum.
Kahvenin önünden geçen sokakta minik bir kedi, miyavlıyor.
Hem de hiç ara vermeksizin.
Her halde ya annesini kaybetti, ya da karnı açtı.
Yoksa bu denli insanın içini sızlatan bir miyavlama neden olsundu.
Birkaç kez sokaktan gelip geçtikten sonra bir ara kayboldu.
Aslında kaybolmamış, bir zalimin pençesine düşmüştü.
Öğrendim ki, minik kedi yavrusunun miyavlamasından rahatsız olan aynı sokağın sakinlerinden biri, elinde bastonuyla yavruyu vurmuş da, vurmuş.
Hem de ağzından kan gelinceye dek.
Yediği darbenin etkisiyle topallaması ayrı.
İşte ne olduysa o an olmuştu.
Birden oluşan kalabalık.
Bir tarafta sokaktan gelip geçenler, diğer yanda aynı sokakta konuşlanan öğrenci yurdunda kalanlar, kedinin başında birikiverdi.
O an yükselen bir ses.
Siz ne biçim insanlarsınız?
Bunu yapanda hiç vicdan yok mu?
İnsan olan bir insan, ufacık kedinin ağzını kanatacak kadar merhametten yoksun olabilir mi?
Bu ses üzerine yerimden kalkıp gittiğimde, oklar bana çevrildi.
Siz gazeteci-yazar İsmail Atasever değil misiniz?
Neden müdahale etmediniz?
Hayvanlar da doğanın bir parçası, Allah’ın yarattıklarından değil mi?
Bir an duraksadım.
Aslında, serzenişinde haklıydı.
Her kim olursa olsun, böyle bir vahşet karşısında duyarsız kalamazdı.
Ama bir farkla.
Şahsen, hava kararmağa yüz tuttuğu için karşıdan ne olup bittiğini anlayamamıştım.
Üstelik, aynı yerde park eden bir araç neler olup bittiğini görmeme engellemişti.
Biraz sakin olur musun kızım dedim.
Zira, kendinden geçercesine feryat eden bir duyarlı kızımızdı.
Ben karşıdan neler olup bittiğini fark edemedim.
Kalabalık oluşunca, bir şeyler oldu diyerek geldim.
Sen, meselenin ne olup bittiğini anlamadan hepimizi itham ediyorsun.
Senin bu yaklaşımın takdire değer ama herkesi suçlama.
O sırada öğrenci yurdunda kalan bir genç de boş vurmamış.
Bu vahşeti işleyen karşı komşuna, haddini bildiren laflar etmiş.
Etse ne yazar, olayın kahramanı! ihtiyar, çoktan evine saklanmış.
Sokakta o denli bağırıp çağırmalar olmasına karşın, kafasını çıkarıp bakmıyor.
Belli ki suçluluk duygusu içerisinde.
Ama bizim kızımız hala sakinleşmiş değil.
Minik yavrunun kanayan ağzını gösterirken, elleri titriyor.
Yine ağzından bunu yapan insan olamaz.
Bunu kim yaptıysa şikayet etmek gerekir.
Bu hayvan ama kediyi bu hale getiren daha bir h……
Kızımız, ne zaman sonra biraz sakinleşir gibi oldu.
Baktım, aklı başında laflar ediyor.
Ardından, kusura bakmayın.
Sizlere çıkıştım ama haksız da değilim.
Sonradan öğreniyorum ki aynı genç kızımız, Kültür ve Turizm Müdürlüğünden emekli bir baba, Halk Bankasından emekli bir hanımefendinin kızı.
Yüce Yaratan’ın yarattıkları diyerek birçok hayvanı koruması altına alan birisi.
Ona takdirim bir kat daha artmıştı.
Nasıl artmaz.
Genç yaşına rağmen o can taşıyor diyerek hayvanlara titizlik gösterirken, birisi minik bir yavrunun ağzını kanatacak, ayağını topal edecek kadar merhametten yoksun.
Keşke diyorum keşke.
Hangimiz olursa olsun bu kızımızın gösterdiği duyarlılığı sergileyebilse.
Ama nerde!..

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.