Gelecekte Kendin Olmak

Bu haber 24 Aralık 2014 - 22:51 'de eklendi ve 869 kez görüntülendi.
İsmail Ataseverismailatasever@hamlegazetesi.com.tr

Geçtiğimiz günlerde Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesinde gerçekleştirilen bir seminer vardı.

Ne var ki bu oluşum ilginç olduğu kadar yerli yerinde.

Özellikle her hangi birinin geleceğini şekillendirmesi bağlamında!

Yanı sıra, girişimlerin sonucu ne olursa olsun fani olduğumuzu akıldan çıkarmayarak hayatı kendimize zindan etmemeliyiz vurgusu çok düşündürücüydü.

Semineri veren bir akademisyen…

Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik Bölümü Topluluğu ev sahipliğinde gerçekleştirilen “gelecekte kendin olmak” konulu seminerde Prof.Dr.Doğan Cüceloğlu, gerçekten çok önemli ayrıntıların altını çiziyor.

Zaten seminerin aşırı ilgi görmesi bu yüzden.

Nasıl görmesin?

Konu insan.

Ve onların geleceğini belirleyen bir takım kriterler gözler önüne seriliyor.

Üstelik bunlar, hayatın yönünü belirleyen müeyyidelerden ibaret.

***

Söz konusu seminere katılanlar arasında üniversite rektörü Prof.Dr. Mansur Harmandar, rektör yardımcıları, akademisyenler ve çok sayıda öğrenci var.

Dedim ya öylesine ilgi çeken bir seminer ki, üniversitenin koca salonu almayınca, bir kısım öğrenci sahneye çıkarak takip ediyor.

Birlikteliğin başlangıcında Prof. Dr. Cüceloğlu, özellikle öğrencilere sesleniyor.

Seçimlerimizde ne kadar özgürüz?

İnsan iletişimi nedir?

Bildiklerimizi uygulamaya geçirebiliyor muyuz?

İnsan ilişkilerimizi yönetebiliyor muyuz?

Bilgimizi kullanabiliyor muyuz?

Belli ki bu sorular sıradan olmaktan çok uzak.

Zira, birebir hepimizi ilgilendiriyor.

Özellikle gençlerin, hayatını şekillendirecek yol seçiminde bu kriterler olmazsa olmaz olduğuna şüphe yok.

Dolayısıyla kendimizden örnek verelim.

Mesleki seçimler öncelik olmak üzere hayatın akışı içerisinde her adımı kendiliğimizden atabiliyor muyuz?

Yoksa başka etkenlerde rol oynuyor mu?

Sonra, bildiklerimizi uygulamaya koymakta ne kadar başarılıyız?

Şüphe yok ki, söz konusu kriterlerin uygulamasında çoğu kez resen hareket edemiyoruz.

Bir şekilde dış etkenler egemen oluyor.

Hal böyle olunca çoğu kez inisiyatif sizin elinizde değil.

***

Prof.Dr. Doğan Cüceloğlu’nun yönelttiği bu sorular üzerine sadece seminere katılanlar değil, bir şekilde haberdar olanların zihninde bir takım soru işaretleri oluştuğu yadsınamaz.

En azından, aynı soruların cevabını kendimizde ararız.

Birebir uygulayabiliyorsak ne alâ.

Değilse, hayatın şekillenmesinde dış etkenlerin rol oynadığı bir gerçektir.

Bu nedenle Cüceloğlu diyor k;

Öğrendiğimiz hayatı mı yaşıyoruz?

Yoksa seçtiğimiz hayatı mı?

Bunu kendimize sormalıyız.

Ve ardından ekliyor.

Hayatın dört anahtarı vardır.

Farkında olmak,

Karar vermek,

Güçlü olmak,

Cesaret göstermek.

Bu dört anahtarın hayatımızın akışında önemli rol oynadığını vurgularken tavsiyelerde bulunuyor.

İstediğimiz mesleğe sahip olmak, isteyerek seçtiğimiz hayatı yaşamak için bu adımları uygulamalı ve elimizden gelenin en iyisini yapmalıyız.

Buna karşın diyor;

Elimizden gelen her şeyi, şevkle yaptıktan sonra bile başarılamayan şeyler olabilir.

O zaman üzülebiliriz.

Fakat kendimizi sorguladığımızda rahat bir vicdanla karşılaşırız.

Doğruydu.

Bir işe tüm gayretimizle ve iyi niyetle başlamamıza karşın, bazen şu veya bu nedenden üstesinden gelemediğimiz anlar olmuştur.

Ardından üzülür ve paniğe kapılırız.

Galiba başaramayacağım diyerek, tabir yerindeyse elimizi eteğimizi çekmek isteriz.

Ne var ki böyle bir davranış içerisine girmemeliyiz diyor Porf.Dr. Doğan Cüceloğlu, bir yerde son noktayı koyuyor.

Gerçek zenginliğin parasal karşılığı yoktur.

Bu söz üzerine ne diyebiliriz ki!

Sonunda manevi yönümüze hitap ediyor.

Ölümlü olduğumuzu sık sık hatırlamalıyız.

Bu nedenle basit sorunlar için hayatımızın kalanını zindan etmemeliyiz.

Dedim ya bu sözler gerçeğin ta kendisiydi.

Acaba kaçımız, bu dünyadan gelip geçici olduğumuzu akıldan çıkarmaz?

Hangi birimiz, hayatımızı olumsuz etkileyen bir olay karşısında sükûnetimizi muhafaza edebiliyoruz?

Sonuçta, Prof.Dr. Doğan Cüceloğlu’nun “gelecekte kendin olmak” başlığını taşıyan seminerin her birimiz için çok önemli ders olduğuna asla şüphe yok.

Bu takdirde keşke diyorum.

Keşke, Cüceloğlu’nun hem ders hem de tavsiye niteliği taşıyan sözlerini, eksiksiz yerine getirebilsek.

O zaman, ölümlü olduğumuzu akıldan çıkarmayarak her şeyi dert etmeden yaşarız.

 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.