GEÇMİŞİMİZE SAHİP ÇIKABİLİYOR MUYUZ?

Bu haber 19 Ağustos 2009 - 0:00 'de eklendi ve 810 kez görüntülendi.
İsmail Ataseverismailatasever@hamlegazetesi.com.tr

Bir ülkeyi ön plana çıkaran, dahası dünya devletleri arasında saygınlık kazandıran temel kriterler vardır.
Siz bunları ne denli sahip çıktığınız, geçmişten geleceğe uzanması adına gereğini yerine getirdiniz.
Beis yoktur.
Değilse, geçmişine sahip olamayanlar, geleceğe emin adımlarla uzanamazlar.
İşte bu noktadan baktığımızda, ülkeler arasında geçmişi çok uzun yıllara dayanan ülke olduğumuz yadsınamaz.
Önce 600 yıllık bir imparatorluk dönemi, ardından 1 asra yakın süreçte varlığını hissettiren Türkiye Cumhuriyeti.
Tablo bu olunca, bize düşen görev, gerek imparatorluk, gerekse Cumhuriyet dönemi kazanımlarını koruyup, kollayıp geleceğe taşımaktır.
***
Peki, bunca süre içerisinde, iki döneme ait değerlerimizi koruyabildik mi?
En azından gelecek kuşak, geçmişin izlerine bakarak kendisine bir övünç payesi çıkaracak mı?
Meseleyi bu perspektiften baktığımızda, tümüyle bizleri mutlu kılacak yol izlendiği söylenemez.
Elbette korumakta muktedir olduğumuz dil, din, bayrak, milli bütünlük adına elimizden geldiğince hassas davranıldı.
Zaman zaman içimizdeki işbirlikçilerin aykırı davranış sergileme isteğine karşın, aynı hasseler için hassasiyet gösterdik.
Kısaca bizi biz yapan değerler adına, taviz vermez tutum sergilendi.
Ancak…
Bir konuda, yeterince hassasiyet gösterdiğimiz söylemek olası değil.
Dolayısıyla hiç kimse kalkıp, geçmişin nice dönemlerine ait, günümüz koşullarında maddi anlamda paha biçilmez eserlerimizi koruyarak, gelecek kuşaklara aktardığımız iddiasında bulunamaz.
Aksi olsaydı, 600 yıllık bir dönemi yansıtan nice eserler, başka ülkelerin müzeleri değil, kendi milli müzelerimizde sergilenirdi.
Bugün başta Fransa olmak üzere, İngiltere, Almanya, Avusturya ve ABD müzelerinde sergilenen birçok eserlerin ana vatanı bizim ülkemiz ise, sanırım geçmişimize sahip çıkma noktasında, tabir yerindeyse yaya kaldık.
Yeri geldiğinde kaleme aldığım bu konuyu yeniden gündeme getirmem, Yatağan adına düşünülen bir proje için.
Ki aynı proje, geçmişimize ne denli sahip çıkıldığının bariz göstergesi.
“Yatağan Kültür Elçileri” platformunun öncülüğünü yapan Belediye Başkanı H.Haşmet Işık, Projenin mimarı Tarcan Oğuz ve aynı yörede uzun yıllardır araştırma yapan Arkeolog-Mimar Prof. Dr.Ahmet Tırpan ve Doç.Dr. Bilal Söğüt, bir takım serzenişlerde bulunduğuna göre, bir sıkıntının olduğu kaçınılmazdır.
Kaldı ki Yatağan ilçesine bağlı Turgut(Leyne) ve Eskihisar yöresi, geçmişin nice izlerini yansıtan, tarih hazineleriyle dolu merkezlerdi.
Ne zamandan bu yana devam eden kazı çalışmalarına karşın, her geçen gün yeni yeni eserlerin çıktığı buralar için bakınız neler söyleniyor.
“Yatağan Kültür Elçileri” platformunun sözcülüğünü yapan Tarcan Oğuz;
Yatağan kültür elçileri olarak bizim isteğimiz Yatağan’ın sadece termik santralle gündeme gelmesi değildir.
Oysa dünyanın geçmiş dönemlerinin en eski dini merkezi Lagina, mermer merkezi stratonikeia, Çine çayı boyunca uzanan 1 milyon yıllık geçmişe sahip, sanki heykeltıraş elinden çıkmış izlenimi veren kayalıklar ve yine en eski işliklerin bulunduğu Börükçü Höyüğüne sahibiz.
Dolayısıyla bizde sahip olduğumuz bu değerlerin sergilenmesiyle oluşturulacak müze sayesinde turizmden pay almak istiyoruz.
Ardından kazı başkanlarından Prof.Dr. Ahmet Tırpan’ın açıklamaları daha bir çarpıcı.
Aslında 1950 yılında Eskihisar’da müze vardı. Nedense sonradan kapatılmış.
Tırpan’ın altını çizdiği bir ayrıntı, bölgenin nasıl bir konuma sahip olduğunu işaret ediyor.
Bu alan dünyanın en zengin araştırma merkezlerinden biri. Geçtiğimiz bir yıllık sürede sadece Lagina kazısından çıkarılan 2.623 eser buna bir örnek. Ne var ki yıllardır buradan çıkarılan eserler, taşınması yasak olduğu halde İzmir, Bodrum ve İstanbul müzelerine götürülmüş. Oysa tarihi eserler bulunduğu yerde sergilenir.
Bu nedenle burada bir müze kuralım.
İçerisinde de Arkeoloji müzesi ile birlikte akaryakıt istasyonu, yeme içme üniteleri, bölge bakırı ve mermeri, zeytin ve zeytinyağı ürünleri ve dokumanın tanıtıldığı mağazalar olsun.
İşte yöre insanının oluşturmak istediği ve bu nedenle oluşturduğu “Yatağan Kültür Elçileri” Platformunun öne sürdüğü kriterler.
Bilmem çoğu yerlerimiz adına duyarsızlığımız, bu defa böylesine tarihi hazinelere sahip Yatağan için de devam eder mi?
Yine umduğumuz yerden geç geçermiyiz!

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.