GEÇMİŞE SAHİP ÇIKIP, GELECEĞE UZANMAK

Bu haber 12 Haziran 2010 - 0:00 'de eklendi ve 703 kez görüntülendi.
İsmail Ataseverismailatasever@hamlegazetesi.com.tr

Bir ülke için asıl
olan geçmişine sahip çıkmaktır.

Siz, ancak bu tür
bir yaklaşım içerisinde olursanız, geleceğe emin adımlarla uzanırsınız.

Yok eğer, bir kalemde geçmişi
yok farzederseniz, önceliği olmayan bir ülke olarak, oradan oraya
savrulursunuz.

O takdirde, hala
kimlik arayışında bir ülke olmaktan kurtulamazsınız.

Onun için kabul edilmeli ki, ülkeleri ayakta tutan geçmişiyle barışık
yaşamasıdır.

***

Tabi sahiplenme
bir alana özgü değildir.

Sizi siz yapan değerler başta olmak üzere değişik
alanlarda marka haline getirdiğiniz uğraşları sürdürür, yanı sıra özünüzü
kaybetmezseniz dikkatlerin üzerindeki ülke olarak yerinizi alırsınız.

Değilse varlığınızla yokluğunuz fark edilmez.

***

Şimdi…

Aynı kriterler
bağlamında ülkemize bakalım.

Acaba Türkiye olarak, geçmişten bugüne sahip olduğumuz
özellik ve güzelliklerle birlikte, gelenek ve görenekleri, eksisiz
uygulayabiliyor muyuz?

O güzelim hasletleri birebir yaşıyor muyuz?

Yoksa, her şeyi geride mi bıraktık!

Hem de dünyada
konuşlanan ülkeler arasında, geçmişi çok eskilere dayanan bir ulusun fertleri
olduğumuz halde..

***

Doğrusunu söylemek gerekirse, bugünün koşullarında,
gelenek ve görenekleri göz ardı etmeden layıkıyla yaşayan bir ülke olduğumuzu
söylemek olası değil.

Oysa, asırlar boyu Türklerin misafirperverliği ve de
dayanışma olgusu, başkaların gıpta ile baktığı hasletler idi.

Her ne şartta olursa olsun küçükler büyüklere saygıda
kusur etmez, büyükler ise büyüklüğünü gösterirdi.

Mensubu olduğumuz dinin de etkisiyle, komşun aç ise
senin tok yatman caiz değildi.

Ya bugün?

Ne yazık ki, aynı
duyguları taşıyan ülkenin fertleri olmaktan çok uzağız.

Dolayısıyla o
güzelim duygular, her geçen gün birer birer dumura uğruyor.

İster ekonomik
ağırlıklı şartlara bağlansın, isterse insanlar arasındaki beşeri ilişkilerin
çıkarlara endekslendiğine, tablo ne yazık ki bu.

***

Kaldı ki değişen,
sadece beşeri ilişkiler bazındaki oluşumlar değil.

Ya siyaset.

Siyasetçiler.

Hangimiz geçmişin
siyasileri ile günümüz siyasetçilerini, 
etik kurallar bağlamında mukayese edebilir?

Ne zamandır uygulanan tutarsız politikalar yüzünden
değil mi, ülkemizde baş gösteren istenmeyen olaylar.

Tarihin hangi döneminde, iktidar ve muhalefet kesimi
bir yana, BDP yanlısı politikacılar çizmeyi aşan sözler etti ve de etmeye devam
ediyor.

Velhasıl kabul edelim ki Türkiye
olarak, bir zamanlar sahip olunan o güzelim değerlerimiz, bir bir yok oluyor.

Böyle sürüp
giderse hepten kaybedileceğiz demektir.

 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.