Geçimsizlik Kimde?

Bu haber 16 Ağustos 2014 - 3:09 'de eklendi ve 896 kez görüntülendi.
İsmail Ataseverismailatasever@hamlegazetesi.com.tr

Acaba diyorum?

Acaba, çok geçimsiz bir millet miyiz?
Yoksa, kuru bir iftira mı?
Bu konuda net bir görüş belirtmek mümkün değil.
Aksi olsaydı, sınırlarımızda konuşlanan ülkeler bir yana her bir devletle ilişkilerimiz istenilen düzeyde olurdu.
Bugün neresinden bakarsanız bakınız, çevremizde konuşlanan ülkelerin her biriyle sorunlar yaşıyoruz.
Hangi cepheden bakayım?
Ülkemizin Avrupa yakasında yer alan iki ülke Yunanistan ve Bulgaristan’la tarih boyunca iyi ilişkiler içerisinde olduğumuzu söylemek olası değil.
Özellikle Yunanistan.
Bulgaristan bir derece Yunanistanla hiçbir zaman istenilen manada dostluk kuramadık.
Her ne kadar ülke yönetiminde görev üstlenenler, iyi niyete dayanan demeçler verse de göstermelik olduğunda şüphe yok.
Ülkemizin kurtuluş mücadelesine atıldığı süreçte Yunanistan’ın megola idea gibi saçma saplantının etkisiyle İzmir ve havalisini istilaya girişmesi, zaten olmayan ilişkileri daha bir içinden çıkılmaz hal almasına neden olmuştu.
Yanı sıra aynı ülkenin Ege Denizinde konuşlanan adalar üzerindeki ısrarcı tutumu, meselenin tuzu biberi olup çıkmıştı.
Bu nedenle kimler nasıl bir yorumun sahibi olsa da, özellikle Yunanistan’dan kaynaklanan açgözlülük, iki ülke ilişkilerini hep sekteye vurmuştur.
***
Komşularımızla yaşanan sorunlar sadece Avrupa yakasındaki ülkelerle sınırlı olmadı, olmuyor.
Hangisinden dem vurayım!
Aynı kurtuluş mücadelesinde Ermenistan’a gösterdiğimiz iyi niyete dayanan girişimler dahi görmemezlikten gelindi.
Oysa, özellikle Doğu Anadolu bölgesinde daha yoğun yaşayan Ermeniler, savaştan zarar görmemesi için tehcire tabi tutulmuştu.
Bunun anlamı, o günün koşullarında sahip oldukları mal varlıklarının kayıt altına alınmasıydı. Ne zaman savaş bitti, gelip mallarına sahip olacaklardı.
Ama onlar ne yaptı?
Hep inkar politikası güttükleri gibi arkamızdan vurmayı marifet saydılar.
Ülkemizin Ermenilere katliama tabi tuttuğu gibi deli saçması bir iddianın etkisi, bugün ABD Temsilciler Meclisinde kendini gösteriyor.
Aynı meclisin ermeni üyeleri, Türkiye için alınacak bir kararda hep aleyhimize tavır aldılar ve alıyorlar.
Türkiye’nin doğusunda konuşlanan dost bildiğimiz ve de gardaşımız olarak gördüğümüz Azerbaycan’la ilişkilerimiz, geçmişe göre daha bir sağlıklı olduğu iddia edilemez.
***
Ve İran.
Bu ülkeyle olan ilişkiler tarihin seyri içerisinde sadece Rıza Şah Pehlevi zamanında istenilen düzeydeydi.
Hatta Kıbrıs meselesi sürecinde çok sayıda Fantom uçağını tereddüt etmeden Türkiye’nin emrine tahsis etmişti.
Bugün aynı ülke ile olan ilişkilerde sorun görünmüyor gibi olsa da tam bir sınır komşuluğu yaptığımız söylenemez.
Her ne kadar iki ülke arasında iyi niyete dayanan ilişkiler gözleniyorsa da, karşı tarafın çok samimi olduğunu sanmıyorum.
Bilmem Irak için ne söylemeli!
Önceki süreç bir yana Saddam Hüseyin dönemi sonrası ilişkiler tam bir arapsaçı.
Kuzey Irak’daki etnik kökenden kaynaklanan sorunlar, her defasında ülkemize sıçradı.
Önce Peşmergeler sınırımızdan içeri girdiler.
Ve biz insani yapımızdan kaynaklanan yaklaşımla onları bağrımıza bastık.
Ne gariptir ki aynı Peşmergeler bir süre sonra karşımıza dikildiler.
Irak, ne zaman Saddam Hüseyin katledildi.
O gün bugün kargaşa ve kaosun eksik olmadığı ülke konumunda.
Hele ABD ve yandaşlarının, sözde Irak’daki kargaşayı önleme girişimleri Petrole endeksli olduğu anlaşılınca, olanlar oldu.
Körfez Savaşı adı altında sürdürülen istila hareketi, çok sayıda Irak’lının hayatına mal olmuştu.
ABD ve yandaşları amacına ulaştıktan sonra çekip gittiler.
Gittiler ya geride tam bir enkaz bıraktılar.
Yetmedi Irak bugün, bölünme tehlikesiyle yüz yüze.
***
Peki Suriye’ye ne demeli?
Aynı ülkenin Türkiye için asılsız iddiaları, meselenin daha karmaşık hal almasına neden oldu.
Devlet Başkanı Başar Esed’in Türkiye, ülkede kaos yaratmaya çalışan örgütlere yardım ediyor! iddiaları, zaten sıkıntılı olan ilişkilerin tam bir çıkmaza sürüklenmesine neden oldu.
Velhasıl, Türkiye’nin sınırlarında konuşlanan tüm ülkelerle sorunlar yaşaması, beraberinde bir soruyu gündeme getiriyor.
Sadece birkaç ülke olsa neyse!
Tüm ülkelerle sorunlar yaşadığına göre, kabahatli olan Türkiye’mi?
Özellikle başkalarının zihninde bu tür sorular oluşsa da gerçek olan, Türkiye’nin tarih boyunca sorun çıkaran ülke olmadığıdır.
Kabul edilsin edilmesin Türkiye’nin hiçbir zaman kimsenin bir karış toprağında gözü olmamıştır. Başka ülkelerin iç işlerine karışan bir politika gütmemiştir.
Buna karşın sınır komşuları bir yana pek çok dünya ülkesiyle iyi ilişkiler içerisinde olmadığı savı altında yatan tek gerçek, Avrupa’nın Anadolu yarımadasına gözlerini dikmesi yanında aradaki dil ve din birliğinin farklılığıdır.
Hal böyle iken hiç kimse kalkıp, Türkiye’nin geçimsiz bir ülke olduğu iddiasında bulunamaz.
Zaten geçmişten günümüze gelişmeler objektif olarak değerlendirildiğinde, kimlerin öküz altında buzağı aradığı görülür.

 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.