Gecikmiş Bir Yazı… « Hamle Gazetesi

Gecikmiş Bir Yazı…

Bu haber 06 Kasım 2015 - 21:40 'de eklendi ve 1.338 kez görüntülendi.
Özcan Özgürozgurmugla@hotmail.com
Özgürce

Meslektaşlarım şehir merkezi dışında mı yaşıyorlar bilemiyorum. Havai fişek gösterilerinden bugüne kadar benim dışımda şikayet eden gazeteci olmadı!

Belki de bu yüzden bu görgüsüzlüğe, savurganlığa devam ediliyor. Muhalif yok. Ben köyün delisi…

En kötüsü de bu yüzden kuşlar ölmeye devam ediyor.

Perşembe Pazarı civarında oturuyorum, şehir merkezinde… Bu yüzden daha fazla rahatsız oluyorum.

Ulusal bayramlarda, hafta sonu düğünlerinde bizim evin içinde kıyamet kopuyor. Patlama sesleri evin içine düşüyor. Sanırsınız evin önünde sokakta, Sınırsızlıkta veya Cumhuriyet Meydanında çatışma var!

 

xx           xx           xx

Galiba kıyamet sadece bizim evde ve civardaki evlerde değil, şehrin her yanında kopuyor!

Havai fişekler hastanede de çok rahatsız ediyormuş. Havai fişek gösterilerinin yarattığı gürültünün oralara kadar ulaşabileceğini sanmazdım…

Geçenlerde gürültü kirliliği ile mücadelede Muğla‘nın pilot bölge seçilmiş olduğunu öğrendim. Bunun için İspanyalara gidilmiş. Bunu da ayrıca ele alırız…

Ben desibel ölçümlerini merak ediyorum. Belediye zabıtası bu konuda eğlence yerlerinin adeta köpeğini uyutmuyor.

Acaba diyorum eğlence yerlerinin müzik sesi, havai fişek sesinden çok daha fazla mı rahatsız edici?

 

xx           xx           xx

Cumhuriyet Bayramı’nın kutlandığı gün bizim evde olduğu gibi, hastanede de kıyamet koptu… Ne olup bittiğini anlayamadım. Alçılı olduğum için koridorda ne olup bittiğini bilmiyorum. Havai fişek gösterisinin koridorda yarattığı gürültü, koğuşlar boşalmış hissi veriyor. Kulak kesiliyorum…

Koridorun sonundaki balkonsuz camekanın önüne toplaşıyorlar.

Orta yaşta bir erkek olmalı “Savaş çıktı” diye bağırıyor. Ciddi mi dediği, şaka mı yaptığı belli değil. Hastalar ve refakatçıları panik oluyor. Aralarından bir başka ses yükseliyor:

“Havai fişek bu”

 

xx           xx           xx

Bulunduğum katta tek Muğlalı benim. Öteki hastalar ya ilçelerden ya da kırsaldan gelme. İl merkezinde böyle bir şey yaşandığını bilen yok. İlk “Savaş çıktı” diye bağıran düzeltme yapıyor. “Ben askeri tatbikat yapılıyor sanmıştım” diyor. Aradan “Çok güzel ama…” diyen bir genç kız sesi geliyor. Bir başkası müdahale ediyor;

“Bu düpedüz savurganlık paraya yazık. Adı üzerinde havai fişek. Havai iş bu…”

Yorumlar devam etti gitti. Hepsinin de memleketlerine döndüklerinde anlatacakları bir hikayeleri oldu. O gece başta kumrular olmak üzere kaç kuş öldü bilen yok.

 

xx           xx           xx

Aslına bakarsanız havai fişek gösterisi benimde hoşuma gidiyor. Öyle ki o 5 dakika veya bilemediniz 10 dakika süren gösteri daha uzun da sürebilir. Hatta yanına lazer gösterisi de eklenebilir. Seyrine doyum olmaz.

Nasıl olsa parası ya düğün sahibinden veya belediye kasasından çıkıyor!

Yine de unutmayın belediye kasasından çıkan para biraz da sizin cebinizden çıkıyor. Ama yine de parası bizim cebimizden çıksa da bu gösteri yapılabilir.

Tabii şehrimizde her şey tamam ve böylesine bir gösteriyi hak ediyorsanız!

Her ne şekilde olursa olsun, bu gösteri, bu görgüsüzlük şehrin orta yerinde olmamalı. Buna bir çeki düzen verilmeli. Yoksa “Ayranları yok içmeye tahtırevanla giderler sı.maya” deseler yeridir.

 

xx           xx           xx

Bu görgüsüzlük öyle bir hale gelmiş ki, duyduğuma göre sünnet veya evlenme töreni yapan aileler havai fişekte de yarışıyorlarmış!

Filancanın düğününde şu kadar havai fişek atılmış, falancanın düğününde havai fişek gösterisi şu kadar sürmüş, filancanın düğününde de değişik havai fişek atılmış deniliyor diye konuşuluyormuş.

Bu işin sonu nereye varır bilinmez, ama havayı severiz…

Görgüsüzlükte sınır yok.

İnsanlar gibi kurumlarda mı öyle oluyor bilmiyorum. Büyükşehir Belediyesi ile havai fişek gösterisinde galiba geçmişte Muğla Belediyesi’nin attığı havai fişeklerden daha fazla atılıyormuş!

 

xx           xx           xx

İnsan başına gelince bilir… 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı’nda hastanede olmasaydım, havai fişek gösterisinin yarattığı gürültü kirliliğinin oralara kadar bulaştığını bilemeyecektim.

“Gürültü kirliliği” tanımlamasını bilerek yaptım.

Eğer havai fişek gösterisini açık havada izliyorsanız, insana hiç de öyle gürültü kirliliği gibi gelmiyor. Tersine keyif ve mutluluk veriyor. Elbette onu biz de yaşamış insanız.

Ne var ki görmüyorsanız ve kapalı bir mekanda sadece sesini duyuyorsanız pek öyle de keyif verici olmuyor! Bir bakıma işkenceye dönüşebiliyor…

O kapalı yerlerde; evlerde, hasta yatanlar, yaşlılar, bebekler, bir anda patlama ile irkilen hamileler olduğunu da unutmamalıyız.

 

xx           xx           xx

Anlamakta güçlük çekiyorum.

Bu havai fişeklerin ille de düğünün eğlencenin, yapıldığı yerde mi atılması gerekiyor?

Örneğin Abdülmuttalip Beyin düğünü var.

Düğün (mekan adı verirsek reklam olur) diyelim ki Uğur Mumcu Bulvarı ile Dirgeme yolu arasında bir yerde veya Denizli yolu üzerinde yapılıyor. Havai fişekler oradan değil de Karadağ civarında bir yerden atılsa olmuyor mu?

Oradan atılırsa, atılan havai fişekler Abdülmuttalip Beye ait değilmiş gibi mi oluyor?

 

xx           xx           xx

Belediyemize ne demeli?

Hiçbir yer kalmamış gibi ses bombalı havai fişekleri şehrin orta yerinde, sanıyorum Cumhuriyet Meydanında valilik bahçesinde patlatıyor!

Sayın Belediye Başkanımız ve Valimiz ile yerel yöneticilerimiz ile siyasilerimiz, iş dünyamızın ve STK’larımızın temsilcileri kapalı bir mekanda kokteylde oldukları için rahatsızlık duymuyor olabilirler!

Ama biz evlerde, hastanelerde rahatsız oluyoruz. En çok da kuşların ölümü rahatsızlık veriyor.

 

xx           xx           xx

Şimdi denilebilir ki “Cumhuriyet coşkusuna karşı mısın? ”… Tam tersine. Cumhuriyet Bayramı coşkulu kutlanacak bayramımız…

Ben kendimi bildim bileli Cumhuriyet Bayramı kutlamaları, Cumhuriyet Meydanı’nda gerçekleştirilen fener alayı ile noktalanırdı. Daha düne kadar Muğlalı Cumhuriyet Meydanı’nda kışlasından çıkan askeri bekler; onların yaktığı meşalelerin ardı sıra Akyol’a kadar yürür, tekrar geri gelirdi. Geri gelindiğinde kalabalık dağılmazdı. Herkes elinde bir torba çekirdek, trafiğe kapatılmış caddede bir baştan öteki başa yürümeye devam ederdi. Kimileri Valilik, Öğretmenevi, Atatürk İlkokulu duvarlarına oturup, gelen geçeni seyrederdi.

Bugün belediyemizin İtalyanca “Ardore” denilmesine izin verdiği Atapark’ın önünde, dönemin belediyesinin Dibekdere’den getirdiği davul zurna ekibi (Çok önceleri belediye bandosu çalarmış) halk oyunlarımızı çalar, halkımız da oynardı. Havai fişek atılmazdı, ama Cumhuriyetimizin kuruluşlu çok daha coşkulu ve samimi kutlanırdı.

O gece neredeyse Muğla’nın bütün evleri boşalırdı. Sabah olunca çekirdek posası yığınları ile karşılaşılırdı.

 

xx           xx           xx

Sahi aklıma gelmişken sorayım;

Ramazan davulu, havai fişekten daha mı gürültülü?

 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

2 ADET YORUM YAPILDI
İİBF / KKTC 08 Kasım 2015 / 06:03

1- 29 Ekim akşamı ve bir önceki fener alayının olduğu 2 kutlamada (sanıyorum 19 Mayıs ve 30 Ağustos olsa gerek), havai fişekler eski otogar alanında taksi durağının yanında, kotası yola göre alçak kalan kısımdan atıldı.
2- Büyükşehir Belediye Başkanı Sayın Gürün ve Menteşe Belediye Başkanı Sayın Gümüş ile CHP’li milletvekillerinin meydana gelmesi ile fener alayı başladı. Fener Alayının sonunda Sayın Gürün’ün konuşmasının ardından havai fişekler atıldı. Yani belediye başkanları resepsiyonda değil alandalardı.
3- Ramazan davulu konusunda %100 size katılıyorum ve o geleneğin unutulmaması için hiçbir çaba harcanmamasını hatırladıkça çok rahatsız oluyorum.
4- Muğla coğrafi yapısından dolayı havai fişekleri birken beş algılamamıza sebep oluyor. Etrafı dağlık küçük bir alanda adeta kasenin içindeyiz. Kasenin üstünde patlayan havai fişek, kasenin dışından çok içine ses ver. Hatta bazı sokaklarda arabaların alarmlarının çalmasına bile sebep oluyor.
Sevgi ve saygılarımla…

Zafer KARADAĞ 09 Kasım 2015 / 07:05

Beterin beteri vardır sevgili Özcan,

Ya biz ne yapalım, 11 yıldır, düğün, bayram, festival, gelenek, vs… sebeplerle neredeyse her gün binlerce havai fişeğin patlatıldığı bir ülkede yaşıyoruz.

Bazen sabahın köründe başlayıp, gece yarısını geçtikten sonra susan o dayanılmaz gürültüye biz hala alışamadık, ama inan bu Çinlilerin çocukları bile oralı olmuyor.

Aah ah, gadın Mola’mın gürültüsüne bile kurban olurum.

Hadi artık, kurtul şu alçılardan da evine git, Çarşamba akşamından kurulmaya başlanan Mola pazarının seslerini bile özlemişsindir, ben çooook özledim.

Tekrar geçmiş olsun Kardeşim, Allah beterinden saklasın.

Şanghay’dan selam ve sevgiler.

Zafer