Geç Kalan Bir Proje

Bu haber 26 Ocak 2015 - 0:28 'de eklendi ve 1.015 kez görüntülendi.
İsmail Ataseverismailatasever@hamlegazetesi.com.tr

Şu sıra Muğla adına bir girişim var ki, geç kalındığında zerrece şüphe yok.

Kaldı ki konunun muhatabı genel müdür de farklı düşünmüyor.

İlişkin olarak, Türkiye’de en büyük kıyı uzunluğuna sahip Muğla’nın hem sanayi, hem de turizm baskısı altında olduğunu ve baskıların çeşitli tahriplere yol açacağının altını çiziyor.

Neden mi dem vuruyorum?

Muğla’nın sahip olduğu kıyılar ve doğal Sit alanları söz konusu.

Sanılmasın ki, Muğla olarak en fazla kıyı uzunluğuna sahip bir kent olmakla övünüyoruz!

Elbette 1124 KM uzunluktaki kıyıların kente sağladığı önemli avantajlar var.

Var ya, kıyılar boyunca yapılan kaçakçılık, bir o kadar tedirgin ediyor.

İnsan kaçakçılığı öyle bir hal aldı ki, kıyılarımız adeta yolgeçen hanına döndü.

Ya Sit kapsamındaki yerler!

Muğla sahip olduğu kıyı uzunluğu bağlamında nasıl bir konumda ise Sit kapsamındaki yerler itibariyle de farklı değil.

Zira, ülke genelinde en fazla Sit alanına sahip kentlerden biri.

İşte bu durumu göz önüne alan Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürlüğü, Doğal Sit alanlarının yeniden tespit edilmesi için proje başlatıyor.

Buna ilişkin “Muğla Doğal Sit Alanlarının Ekolojik Temelli Bilimsel Araştırma Projesi” adı altındaki toplantıya Muğla Valisi Amir Çiçek, Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürü Osman İyimaya, projede görev alan akademisyenler ve teknik personel katılıyor.

***

Konuya ilişkin ilk açıklamayı yapan Genel Müdür Osman İyimaya diyor ki;

Ürettiğimiz projeyle bin 273 olduğu belirtilen Doğal Sit alanının, 2 bin 134 tane olduğunu tespit ettik.

Bu doğal Sit’lerin aynı zamanda 49 bin 110 tarafı var.

Bu sayıdaki dosya muhataplarını göz önünde bulundurduğumuz zaman, nüfusun önemli bir kısmının doğal sitlerle, tabiat varlıklarıyla ilgili problemleri olduğu görülüyor.

Bu durum Muğla adına bilinmez değildir.

Yıllar var ki aynı bölgeler halkı Sit nedeniyle önemli sıkıntılarla yüz yüze geldi.

Şimdi ise genel müdür İyimaya, sorunun çözüme kavuşması adına çok önemli bir ayrıntının altını çiziyor.

Doğal Sit alanları yeniden incelenerek değerlendirmeye alındı.

Daha önce bilimsellikten uzak bir şekilde tespit edilmiş olan doğal sit alanları, başlatılan bilimsel çalışmayla daha iyi değerlendirilecek.

Bu incelemeler büyük bir ihtimalle yılsonunda tamamlanacak.

Buna göre bir yerin doğal sit kapsamı içerisinde olup olmadığı belirlenecektir.

Buraları ya koruma altına alacağız ya da kapsam dışına çıkaracağız.

Yazımın başlığını “geç kalan bir proje” olarak koymam bu yüzdendi.

Genel müdüründe ifade ettiği gibi aynı kapsam içerisindeki yerler, yıllardan bu yana bir takım sıkıntılarla yüz yüzeydi.

Çözüm getirilemediği için tartışılır olmaktan kurtulamadı.

Oysa çok önceden gereği yerine getirilmiş olsaydı, böylesine mağduriyetler ortaya çıkmayacaktı.

Ne var ki yapılamadı.

Bu yüzden yıllardan bu yana bölgenin kamburu olarak hiç gündemden düşmedi.

Bunun bilincinde olarak genel müdür Osman İyimaya;

Biz genel müdürlük olarak Muğla’ya farklı bakıyoruz.

Zira problemleri biliyoruz.

Datça-Bozburun ve Marmaris bölgesinin yaklaşık 10 yıla yakın zamandır planı yoktu.

Hal böyle olunca kaçak ve kontrolsüz yapılaşma çoğaldı.

Hem de ne çoğalma?

O noktaya geldi ki işin içinden çıkmak o denli kolay değil.

Zaten genel müdür dahil, ilgili ve de yetkililer bunu bildikleri için çözüm konusunda net bir açıklamaya yapamıyorlar.

Yapamazlar da!

Zira mesele ekonomik olduğu kadar siyasi!

Yine de genel müdür Osman İyimaya;

Biz siyasi iradenin imzası ile bu planları yaptık.

Fakat alt kademe ile ilgili planlar bir anda olacak değil.

Plan olmayan yerde kaçak yapılaşma hortlar ve bölgeye olan makro bakışları çözemezsiniz.

Biz bakanlık olarak makro bakış açısı ile bu bölgenin daha iyi korunması, bölgedeki yatırımların daha iyi hizmet bulabilmesi açısından bir bütün proje yaptık.

2004 yılından 2014 yılına kadar Muğla Bölgesine 60 milyon liralık kanalizasyon, altyapı, içme suyu yatırımı gerçekleştirdik.

Bugün yaşanan sıkıntılar 6360 sayılı Büyükşehir Yasasının getirdiği sancılardır.

Genel müdürün bu yaklaşımı üzerine bilmem ne demek gerekir.

Ama şahsen diyorum ki, 6360 sayılı Büyükşehir yasası, bazı kentler adına neler içereceği kestirilmeden mi yürürlüğe kondu?

***

Bu konuda Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Op.Dr Osman Gürün’ün yaklaşımları nasıldı?

Özellikle Sit kapsamındaki yerler için ne diyordu?

Biz farklı ve karşı taraflarda olan iki kurum değiliz.

Yıllardır koruma içerisine sokulmuş, plansız alan olarak 30 yıldır devam eden alanlarımız var.

Bunları karşılıklı, ortak akıl ile bu yerlerin biran önce planlamasını yaparak insanların merakını gidermek zorundayız.

6360 sayılı Büyükşehir yasası hala tüm kurumlarda tam anlamıyla anlaşılmış değil.

Sıkıntımız buradan kaynaklanıyor.

Başkan Gürün aynı yasa ile görüşlerini açıklarken, sıkıntıların giderileceği ümidini taşıyor.

Sorunları çözer miyiz bağlamında evet çözeriz diyor.

Esas aldığımız konu hukuktur.

Kaçak yapı konusu çok önemli… Mevcut bir kaçak yapı stokumuz var.

Geçmişte kaçak yapılarla ilgili alınmış fakat uygulanmamış kararlar var.

Bir ateş topu gibi elimizde duruyor. Bu sorun taşı kaldırarak veya parmak kaldırılarak çözülecek bir sorun değil.

Ben çok büyük sorumluluk taşıyorum.

Bir tek hatam, yeryüzü cenneti Muğla’mızı bir hançer gibi yaralayabilir.

Büyükşehir Belediye Başkanı Op.Dr. Osman Gürün’e göre, Muğla olarak bir takım sıkıntılarla yüz yüze olduğumuz gerçek.

Buna karşın ortak akıl ile çözebiliriz diyerek geleceğe ümitle bakmak istiyor.

Keşke diyorum.

Geç kalan bir yasa olsa da çözüme kavuşmada güç olmasa!..

 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.