Geç De Olsa Anladık

Bu haber 16 Aralık 2016 - 0:00 'de eklendi ve 563 kez görüntülendi.
İsmail Ataseverismailatasever@hamlegazetesi.com.tr

İsmail Atasever

Epey süreden bu yana ülke olarak öyle bir açmazın içerisinde kaldı ki!

Olursa bu kadar olurdu.

Hal böyle iken kimse aksini söyleyemez.

Ve de iddia edemez.

Eldeki veriler gerçeği yansıttığına göre söylenecek söz yoktur.

Aksi halde, hala yanlış uygulamalarda ısrar ediyoruz demektir.

***

Daha da ayrıntıya girmeden, Türkiye olarak epey zaman öncesinde nasıl bir hataya düştüğümüzden dem vurmak istiyorum.

Neresinden bakarsanız bakınız çeyrek asra yakın bir süreçte, çeşitli ürünler adına asırlardır kullandığımız tohumları bir kenara bıraktık.

Ne getirir ne götürür demeden.

Buna neden, sözüm ona daha fazla ürün almaktı!

Derken, birilerin tavsiyesi üzerine İsrail olmak üzere bazı ülkelerden tohum ithal edildi.

Özellikle yaş sebze meyve ve kavun-karpuz tohumları öncelik aldı.

İlk yıllarda üretici memnun.

Nasılsa kilo başına daha fazla ürün alınıyordu.

Bu durumda daha başka ne istenirdi.

Ne var ki fazla uzun sürmedi.

5 yıl gibi bir süre sonrasında, bir gerçeğin farkına vardık.

Her ne kadar İsrail’den alınan tohumların meyveleri kilo bazında tatminkar olsa da, kalite itibariyle önceki ürünlerimizin yerini tutmuyordu.

Aradan biraz daha süre geçtikten sonra anlaşıldı ki hata yapılmış.

Asırlardır kullandığımız tohumları terk edip ithal olanlara yönelmek, kendi öz tohumlarımızı inkar etmekti.

Kilo başına bir avantaj sağlanmıştı ama kalite itibariyle çok şeyler kaybedilmişti.

İthal tohumlardan elde edilen ürünler, yüzyıllar boyunca kullandığımız kendi ürünlerimizin yerini tutmuyordu.

Özellikle lezzet bağlamında.

Hani Muğla yöresinde bir benzetme vardır ya “saman gibi” diye.

Bunda hiç abartı yoktu.

İthal tohumlardan elde edilen ürünlerin ne tadı vardı ne de tuzu.

Dense ki ne zamandan bu yana kendi domates, biber, patlıcan ve bostanlarımızın tadına hasret kaldık.

Kesinlikle yalan değildi.

Gerçekten sebze ve meyvelerin ne tadı ne tuzu vardı.

Bostanlar desen kabak gibiydi.

***

Derken, halkın ne zamandır süren tepkisi üzerine ilgili bakanlık olmak üzere bir takım kurum ve kuruluşlar, bir noktada birleştiler.

“Yerli tohumlar”

Demek ki hata yapılmıştı.

Şimdi ise, hatadan dönmek adına adımlar atıldı, atılıyor.

Aslında bütünüyle ön ayak olan ve uygulamaya geçilmesini öngören bakanlık ve temsilcilerini suçlamak doğru değildi.

Kuşkusuz onlar, hektar başına daha fazla verim alınması adına tavsiyelerde bulundular.

Buna karşın onların yanılgıya düştükleri nokta, yeterince deneme ve uygulama yapılmasını beklemeden, ithal tohum kullanmaları adına üreticilere yönlendirmeleriydi.

Çiftçiler de, devlet ve temsilcilerine saygı ve güven dolayısıyla hemen uygulayama yöneldiler.

Ne var ki sonrasında olanlar oldu.

Yıllar boyu kullandığımız tohumları terk edip, deneme-yanılma yoluna gitmeden ithal tohumlara yönelmenin, ne denli yanlış olduğunun farkına varıldı.

Dolayısıyla şimdi Ege ve Akdeniz Bölgesi başta olmak üzere birçok bölgede, yıllar boyu kullandığımız yerli tohumlarımız tercih ediliyor.

Bu durumda dense ki, hatanın neresinden dönülse kârdır.

Kesinlikle abartı yoktur.

Şimdi, birçok yerleşim biriminde olduğu gibi Datça ilçesinin yeniden yerel tohumculuğa dönmesi, asıl izlenmesi gereken yol olduğunu göstergesi.

Konuya ilişkin bir kampanya başlatan Datça Belediyesi, Türkiye’nin kendine has özelliği olan yerel tohumlarının zamanla ithal tohumlara yenik düşerek kaybolmaya yüz tutması üzerine, ilçenin semt pazarlarında stantlar kuruyor.

Bundan amaç, üreticilerin yerel tohum kullanmalarını sağlamaktı.

Tüketicilerin de yerel tohumlardan elde edilen ürünleri tercih etmeleri.

Datça Belediyesinin öne sürdüğü bir gerekçe var ki, hiç kimse görmemezlikten gelmemeli.

Datça Yerel Tohum Derneği Başkanı Zeki Karacan diyor ki;

Son yıllarda hızla artan kanser, kısırlık, sindirim sistemi ve bağırsak sistemi sorunları gibi hastalıkların en büyük nedeni, tüketilen yiyecek ve içeceklerdir.

Datça’da tarım ürünlerinde bilinçsizce kullanılan tohum ve ilaçların toprağı zehirlediğini belirten Karacan, Datça’da zehirsiz toprakta zehirsiz üretimi ve yerel tohumla üretmeyi amaç ediniyoruz.

Gelecek nesiller adına bunu yapmalıyız.

Her halde hiç kimse, öne sürülen bu hususları görmemezlikten gelemez.

Zira elde buna ilişkin bir takım veriler var.

 

 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.