Gazetecilik Yargılanıyor! « Hamle Gazetesi

Gazetecilik Yargılanıyor!

Bu haber 29 Kasım 2015 - 20:12 'de eklendi ve 1.106 kez görüntülendi.
Özcan Özgürozgurmugla@hotmail.com
Özgürce

Adana’da 19 Ocak 2014’te durdurulan, Suriye’ye insani yardım taşıdığı iddia edilen MİT’e ait TIR’lardaki silah görüntülerinin yayımlanmasının ardından İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nca soruşturma başlatılmıştı.

Cumhuriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Can Dündar ve gazetenin Ankara Temsilcisi Erdem Gül, “örgüte üye olmadan bilerek ve isteyerek yardım etmek”, “siyasi ve askeri casusluk”, “gizli kalması gereken bilgileri açıklama” suçlarından tutuklandı.

Aslında tutuklananın halkın haber alma özgürlüğü olduğunun farkında mıyız?

 

xx           xx           xx

İki usta gazetecinin tutuklanmalarına tepkiler devam ediyor. İlk tepkilerden biri ABD Ankara Büyükelçisi John Bass’tan gelmişti.

Bass, Instagram hesabından iki gazetecinin tutuklanmasıyla siyah bir kare paylaşmıştı. Söz konusu görselde şu ifada paylaşılmış;

“Türkiye’de bugün bağımsız medyadaki daha fazla sesin susturulduğunu görmekten derin rahatsızlık duyuyoruz”

 

xx           xx           xx

Muğla basını sanki “ başkanlık” sistemine dayalı bir örgütlenmeye sahip.

Allah’a şükür iki örgütlenmemiz var; Muğla Gazeteciler Cemiyeti ve Muğla Büyükşehir Gazeteciler Cemiyeti…

Her ikisi de tepki verdi… O zaman bu ayrı olmanın anlamı var mı?

Süleyman Akbulut’tan önce anlamı vardı.

Ünal Türkeş’in uzun yıllar süren Gazeteciler Cemiyeti Başkanlığı’nda Muğla Basınında başına iş gelenlere sahip çıkılmadığı gibi, “cemiyet üyesi” sayısı ilimizde ekmeğini gazetecilikten yiyenlerin sayısını aştı. Gazeteciliğin gelişmesi ve saygınlığı için “bize göre” çalışmalar yapılmadı. Cemiyet Üyesi olmak isteyen “gazetecilerin” siyasi kimliklerine bakılırken, Cemiyet bir partinin “basın kolu” haline getirildi.

Öyle ki, eski başkan yeni Cemiyet Başkanının işine son verebildi…

Bu olumsuzluklar Fethiye’de, Marmaris’te ve il merkezinde yeni cemiyetler kurulmasına neden oldu!

 

xx           xx           xx

Belki de o gün, bu gündür…

Benimde üyesi olduğum Muğla Büyükşehir Gazeteciler Cemiyeti’nin kuruluş nedeni olan Sayın Türkeş Muğla Gazeteciler Cemiyeti’nin yönetiminden çekildiğine göre, Muğla Basını tek çatı altıda toplanabilir.

Bunun için ilk adımı Muğla Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Süleyman Akbulut atmalıdır. O adım, fiilen gazeteci olmayanların cemiyetten tasfiye edilmeleri veya “onursal üye” haline getirilmeleri olacaktır.

Bu adımın atılması halinde ikinci adımı Muğla Büyükşehir Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Cem Kaytan atabilir. Atmalı da…

O adımda MBGC’nin kendini fesih etmesi ve ardından Fethiye ile Marmaris’in de gönlü alınarak, şu “komik” eş başkanlık sistemine son verilmesi olacaktır!

 

xx           xx           xx

Muğla Basını tek çatı altında toplanabilir mi?

Benzer açıklamayı yapabildiklerine göre toplanabilir.

İki usta gazetecinin, daha doğrusu “halkın haber alma özgürlüğünün tutuklanmasından” sonra Muğla Büyükşehir Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Cem Kaytan, “Basın Her Anlamda Özgür Olmalı” dedi.

Ardından “Gelişmiş demokratik ülkelerde haber alma ve yayma özgürlüğünün en etkili aracı özgür basındı.” diyerek şöyle devam etti;

Özgür basın, demokrasinin yaşamasını ve gelişmesini sağlayan kurumların başında gelmektedir. Halkın sesi olma görevini üstlenen bağımsız ve özgür basın, düşünce özgürlüğünün de en etkili aracıdır. Demokratik sistemin güçlü temeller üzerinde yükselmesi, basın özgürlüğünün korunması ve geliştirilmesine bağlıdır. Bu nedenle basın, her anlamda özgür olmalıdır. Basının özgür olmadığı bir ülkede demokrasi ve insan haklarından söz edilemez.

 

xx           xx           xx

Muğla Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Süleyman Akbulut ise, Cumhuriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Can Dündar ve gazetenin Ankara Temsilcisi Erdem Gül’ün tutuklanmalarına ilişkin yaptığı açıklamada, “Dündar ve Gül için uygulanan tutuklama kararı, demokratik düzenimize ağır bir darbedir” değerlendirmesinde bulundu.

Devletin gizli bilgilerini deşifre etmek, casusluk ile terör örgütüne yardım ve yataklık” iddialarıyla tutuklanan meslektaşlarımız Dündar ve Gül’ün gazetecilik faaliyetleri nedeniyle tutuklandıklarını ifade eden Başkan Akbulut, şunları söyledi;

Son yıllarda sıkça yaşanan gazeteci tutuklamalarının ülkemiz itibarını zedelemekte olduğu bir gerçek. Dündar ve Gül’ün yargılanma süreçleri de bir hukuk devletinde yaşanmaması gereken türden. Yayınlanan bir haber, fotoğraf, yorum ya da her türlü yazının suç içerip içermediği ancak adaletli bir yargılama sonunda anlaşılabilir. Ne kadar süreceği belli olmayan bir yargılama sürecinde, ilgili yayından sorumlu olanların tutuklanmaları, telafisi olanaksız sonuçlar doğurabilecektir. Devlet sırlarının korunması görevi gazetecilerin değil, devletin görevidir.

 

xx           xx           xx

Akbulut’un dediği gibi, Devlet sırlarının korunması gazetecilerin değil, Devlet yetkililerinin görevidir. Gazetecinin görevi ise “haber alma özgürlüğünün” gereğini yerine getirmektir. Ki Can Dündar da kendisini savunurken şunları söylüyor;

(…) Yapmış olduğum bu haber sadece gazetecilik faaliyeti kapsamındadır. Amacım kamuoyunu uyarmak ve bilgilendirmektir. Aynı zamanda birtakım hataların önlenmesi için devletin de çıkarınadır. (…) Bizler casus değiliz, hain değiliz, kahraman değiliz. Biz gazeteciyiz…

 

xx           xx           xx

İddianamede yer alan örgüt herkesin bildiği gibi “Cemaat yapılanması”… Suç ise bu örgüte yardımcı olmak ve casusluk… İddianamede yer aldığı gibi bu gazetecilerin “paralel yapı” ile ilgisi olabilir mi? Bu soruyu sormak bile abesle iştigal olur!

Can Dündar paralel yapı ile ilgili soruşturma başladıktan sonra değil, önce ve yıllarca Devlet içindeki oluşumların sakıncalarından söz eden kalemlerden birisidir..

İddia edildiği gibi olsaydı kendilerini Silivri’de ilk ziyaret eden “paralel yapının kumpası” ile yıllarını Silivri’de çürüten Mustafa Balbay olmazdı.

 

xx           xx           xx

Yeni Şafak’ta yazan Taşkın Koç, tutuklanan Cumhuriyet Ankara Temsilcisi Erdem Gül için bir yazı kaleme almış. Erdem Gül‘ü üniversite yıllarından bu yana çok iyi tanıdığını dile getiren Koç, “Ama gencecik bir adamken tanıdığım Erdem’in ne o gün ne orta yaşını artık geçtiği bu günlerde de asla Paralel Yapı veya benzeri bir oluşumun adamı olmayacağını adım gibi iyi biliyorum ” ifadelerini kullanmış. Koç‘un yazısının ilgili bölümü şöyle:

(…) Tıpkı Edip Cansever’in “Mendilimde Kan Sesleri”nin aradan geçen yıllar ve olaylara rağmen dokunduğu yeri hem ışıtan hem kanatan dizeleri gibi. Çok severim bu şiiri. Tayfun da çok sever. İçinde en çok rüzgar geçen şiirler yazan Erdem de çok sever. (…)

Böyle işte okuyucu; yazımın gazeteye yollanma saati yaklaşıyor iyice ve ben sigara dumanı, tost yağının kokusu, başında kavak yelleri esen delikanlılık-genç kızlıkla dopdolu Gazi Üniversitesi Basın Yayın Yüksekokulu’nun kendi yarı karanlık ama içi umutla ışıyan kantininde tanıdığım henüz 19 yaşındaki Giresunlu Erdem Gül arkadaşımın tutuklanıp tutuklanmayacağını bilmeden yazıyı bağlamak zorunda kalıyorum.
Sonucu bilmiyorum. (…)
Ama gencecik bir adamken tanıdığım Erdem’in ne o gün ne orta yaşını artık geçtiği bu günlerde de asla Paralel Yapı veya benzeri bir oluşumun adamı olmayacağını adım gibi iyi biliyorum…

 

xx           xx           xx

Bende adım gibi iyi biliyorum; yaptıkları sadece “haber alma ve haber verme” özgürlüğünün yerine getirilmesi olan iki usta gazeteci tutuksuz yargılanabilirdi… Gerçekten casusluk yaptılarsa çeksinler cezalarını. Tabi deliller, tanıklar ortaya konarak… Peki, “suç” kanıtlanamazsa, Balbay’a denildiği gibi bu iki gazeteciye de “pardon” mu denilecek?

 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.