Gazetecilik Ahlak Sorunu Yaşıyor

Bu haber 25 Temmuz 2017 - 0:55 'de eklendi ve 1.332 kez görüntülendi.
Özcan Özgürozgurmugla@hotmail.com
Özgürce

Özcan Özgür

Refikimiz Muğla Gazetesi Sahibi Zübeyda Fellahoğlu bir yazısında “Gazetecilik ahlak sorunu mu yaşıyor?” diye sormuş.

Evet, gazetecilik çok ciddi ahlak sorunu yaşıyor.

Bu konuda ben de çok yazdım. Mesleğin dibe vurduğuna dikkat çektim. Ortalıkta “gazeteci geçinenler” her neyse de dost bildiklerim bile; kimi açıktan, kimi örtülü saldırıya geçtiler.

Meslekte sevenimiz kalmadı…

Hadi neyse ben alışığım, arada olan Hamle Medya Gurubu Yönetim Kurulu Başkanı Hayati Nizamoğlu’na oldu. O’nun da “Gerçek gazetecileri” bir araya getirme çalışmaları yanlış anlaşıldı. Tabi O da koyverdi yakasını…

Ben de artık eskisi kadar umursamıyorum. Üzülüyorum o kadar…

Zübeyda Fellahoğlu’na “Aramıza hoş geldiniz” diyorum.

xx        xx        xx

Bir “gazete sahibi” olarak Zübeyda Fellahoğlu’nun sorusunu ve bu konudaki yazısını değerli buluyorum.

Buarada yayınını internet ortamında sürdüren Muğla Kent Gazetesi’nin Yazıişleri Müdürü Nejat Altınsoy’un “Mustafa İnci’nin Çağrısı” başlıklı yazısında gördüm. Meğer bu anlamda Mustafa arkadaşımız da köşesinde çağrıda bulunmuş.

Nejat Altınsoy 3 Temmuz tarihli yazısında “Muğla’da görev yapan gazetecilere açık çağrı; Mustafa İnci’den geldi.” diyerek şöyle devam etmiş:

“.. gazetecilik mesleğini istismar edenleri eleştiren İnci, mesleğin prestij kaybına yönelik önlem alınması için il genelindeki tüm gazetecilere çağrıda bulundu.

Bu çağrının yanında Muğla’da faaliyet gösteren üç cemiyetin tek çatı altında birleşmesi önerisinde bulunan Mustafa İnci, bölünmüş yapıya dikkat çekti ve bu kepazeliğe son verilmesi gerektiğini ifade etti. İnci, gazetecilik etik kurallarını bir kenara bırakarak, tüccarlık faaliyetinde bulunanların cemiyetlerden ihraç edilmeleri gerektiğini de dile getirdi.

Eğer kepazelik ise, o kepazeliğin içinde Özcan Özgür de var, Mustafa İnci de… Elbette Nejat Altınsoy da… Hepimiz varız…

xx        xx        xx

Eskiden Muğla da sadece “Muğla Gazeteciler Cemiyeti” vardı. Gerçek anlamda bir “meslek örgütü” olarak kurulmuş ve Muğla’daki “meslek adamlarını” çatısı altında toplamıştı.

Şimdi İstanbul’da yaşayan Naim Kılıç’ın başkanlığında sorunlarımız oldu. Ben yönetimde sekreterdim, ama Kılıç’a muhalif olduğum konularda anlaşamaz hale geldik.

Halil Eğriboyun arkadaşımızda dışarıdan muhalefet ediyordu.

Naim Kılıç çok dayanamadı, bıraktı.

Ünal Türkeş başkanlığında yeni bir yönetim oluşturduk. Ben yine sekreterdim.

Yağmurdan kaçarken doluya tutulmuştuk.

Naim Kılıç’a sahip çıkmadığımız için pişman olmaya başlamıştım. Yönetimden istifa ettim.

Çünkü Yönetimde yalnızdım, mücadele etme şansım yoktu…

xx        xx        xx

Muğla’da o zaman Basın İlan Kurumu olmadığı için, yerel gazetelerin denetimi Valilik temsilcisi ve Cemiyet Başkanı tarafından yapılmaya başlamıştı. Bu durum Cemiyet Başkanının gazetelere, gazete sahiplerinin de Cemiyet Başkanına sahip çıkmasına ve “meslekte erozyon”a yol açmıştı.

Gazeteciler Cemiyeti” de “Gazeteciler Derneği” haline getirilmiş ve benim için kutsallığı olan o “meslek çatısı” altında meslekten olmayanlarda yer alabilir olmuştu!

Bugün ortalıkta mesleğimizle ve bizimle ilgisi olmayanların “gazeteci” olarak dolaşmalarını yadırgamaya, şikayet etmeye hakkımız olabilir mi bilmiyorum…

Adı artık “Muğla Gazeteciler Cemiyeti Derneği” olan yapı benim için “meslek örgütü” olmaktan çıkmıştı.

O nedenle üyelikten de istifa ettim… Aslında “memnuniyetsizlik” kişisel değildi. Bodrum’da, Marmaris’te, Fethiye’de cemiyet kurma çalışmaları da gündeme gelmişti.

Mustafa İnci ve ben Marmaris’te Muğla Gazeteciler Cemiyeti’nin de kurucularından olan Rifat Kalakoğlu başkanlığında kurulan “Marmaris Gazeteciler Derneği”ne kurucu üye olduk… Ben ayrıca “denetmen” olmuştum…

Marmaris Gazeteciler Derneği, özellikle Kalakoğlu başkanlığında çok güzel ve “mesleki” işler yaptı. Ama Marmaris’in de horozu çoktu. Sabah erken oldu…

xx        xx        xx

Geçmişe yine döneriz. Güne gelelim…

Nejat Altınsoy’un anlattığına göre, Mustafa İncigazetecilerin” birlikteliği için Muğla Gazeteciler Cemiyeti ile Muğla Büyükşehir Gazeteciler Cemiyeti ve Fethiye Gazeteciler Cemiyeti yönetim ve üyelerine bir çatı altında toplanmak adına çağrı yapmış. Güldüm… Çünkü Muğla Büyükşehir Gazeteciler Cemiyeti kuruluşunda hepimizin emeği var!

Peki İnci’nin çağrısını paylaşan Altınsoy ne diyor?

Altınsoy, “Mustafa İnci, istek ve önerilerinde yerden göğe kadar haklı’…” diyerek şöyle devam etmiş:

Elbetteki; mesleki örgütlülüğü, prestij kaybını, gazeteci dekoruyla iş yapanları, otoritelere itaat edenleri (!) kamuoyu huzurunda tartışacak değiliz. Bu nedenle Mustafa İnci’nin gazetecilere yönelik çağrısına kulak verilmesini, önerilerinin de dikkate alınması gerektiğine inanıyoruz.

Bugün yaşanan sorunları aşmak için; mesleği tek çatı altında toplamak, özellikle de gazetecilik mesleğinin yeniden temel değerler üzerine inşa etmek gerektiğine inanıyoruz.İnci’nin tek çatı altında birleşme önerisi eminiz ki görüşülecek ve tartışılacak.Gazetecilere yönelik çağrıyı ciddiye aldığımızı ve desteklediğimizi belirterek sonlayalım.

Tek çatı altında toplanmak iyi olur tabi. Doğrusu da bu…

Başkan kim olacak?

xx        xx        xx

Zübeyda Fellahoğlu 14 Temmuz tarihli yazısında, halkın gözü kulağı, sesi olan gazetelerde ve gazetecilik mesleğinde son dönemde çeşitli nedenlerle meslek ahlakının zedelenir hale geldiğini önesürüyor. “Sosyal medyada görüyorsunuz ki, mesleki grub oluşturanların yazışmaları insanı şaşkına çeviriyor. Kimisi Atatürk’e saygısızlık, kimisi dini değerlere saygısızlık, kimisi milli değerlerimize saygısızlık boyutunda ifadeler kullanıyor.” diyor.

Haksız mı? Hem de çok haklı…

Yazısında gazetenin, gazetecinin tanımını yapan Fellahoğlu şöyle devam ediyor:

Gazete muhabiri, toplumu bilgilendirmek ve aydınlatmak için kamuoyu üzerinde oluşan siyasal, ekonomik, sportif, kültürel ya da adli vakalar karşısında gerekli bilgileri hızlı bir şekilde toplayarak, bağlı bulunduğu yayın kuruluşuna hazır hale getirip, ileten kişidir. Aslına baktığınızda Muhabir teknik bilgi açısından donanımlı, insan ilişki tekniklerini bilen, insan psikolojisini bilen, sosyal olaylar karşısında bireylerin geliştirebilecekleri tavırlarını, toplumsal hareketliliği, yasaları bilen kişidir.Onun içindir ki, basın ve basın çalışanları özelliklidir. Erkler ayrımı Yasama, Yargı, Yürütmenin yanında 4.güç olarak basın kabul edilir.

Hani nerede? Muhabirin böylesi kaldı mı?

Muhabir olmadan yazar olanlarımız var ama… Muhabir yok. Yetişmiyor!

xx        xx        xx

Zübeyde Fellahoğlu gerçek anlamda yaraya parmak basmış. “Muhabir” ve dolayısıyla “gazeteci”yi tarif ederken “Ki ben o tarife sadece ‘muhabirlik, gazetecilik kültürdür’ eklemesi yapabilirim” şu ifadelerde bulunmuş:

Ancak bu özellikleri taşıyan basın çalışanları gereken önem ve değeri göremedikleri, gerek siyasilerin, gerek STK temsilcilerinin gerçekten bu işi üstlenen yasal sorumluluklarını yerine getiren basın çalışanlarını değil de, işin şarlatanlığını yapan herhangi bir vasıflı basın kuruluşu ile bağı olmayanları tercih etmeleri ve gündemde tutulan gazetecilik, ‘Ahlak Sorunu mu yaşıyor?’ sorusunun sürekli gündemde kalmasına neden olmaktadır.

Bu sözleri de sadece alkışlarım…

Elbette bu bir sorun… Ama sadece “gazetecilik mesleği”nin değil, “siyaset”in de sorunu… Gazetecilikte insan malzemesi kalitesi düşerken, insan malzemesi kalitesi siyasette de düşüyor… Gazetecilikte işin şarlatanlığını yapanlar çoğalırken, işin şarlatanlığını yapanlar siyasette de çoğalıyor…

Fellahoğlu yazısını şöyle noktalamış: “Siyasetçiler tarafından sevilmeyen meslek mensubudur.

Gazeteciler bunu anlarlar. Şarlatanlar anlamasa da olur…

 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.