Gazeteciler Cemiyeti ve demokratiklik…

Bu haber 23 Temmuz 2010 - 0:00 'de eklendi ve 923 kez görüntülendi.
Dr. Gülten Şimşekgultensimsek@hamlegazetesi.com.tr
Bakış

 
Sivil toplum kuruluşları can damarlarımızdır… Demokrasinin güvencesi, olmazsa olmaz kurumlarıdır. Sivil toplum kuruluşlarının olmadığı bir toplum yapısını düşünebilir misiniz? Demokratik ses değil, dikta sesi yayılır etrafa…
Kamu kurumlarından ve siyasi partilerden bağımsız olarak; toplumsal anlamda politik, sosyal, kültürel, hukuki, mesleki ve çevresel amaçlar ve lobi faaliyetleri için çalışırlar. Yerel ve ulusal anlamda karar mekanizmalarında dolaylı olarak etki gösterirler…
Toplumsal gelişmede katalizörlük de yaparlar…
Özellikle demokrasi kültürünün içselleşmesinde önemli görevleri vardır..
Kurulmuş her sivil toplum kuruluşunun amacı, anlamlı varlık göstermektir..
Ama aslında ne için kurulmuş olurlarsa olsunlar hepsinin temel değerleri aynıdır diye düşünüyorum;
İnsan yaşamına değer katmak ve insana saygı, hakkaniyetlilik ve her farklı fikre hoş görü…
Lakin anlamlı ve değerli işler yaparken hedeften sapılmamalı, fikirleri, emekleri ve insanları yok etmek için, çalışmamalıdırlar..
STK’ların asıl görevi özetle insana ve demokratikleşmeye hizmettir de aslında…
STK’larda “Yandaşlılık ilkesi” işletmemelidir…
STK’lar, aynı kulvarda olanları rakip görüp gözünü oymak için uğraşı vermez ve insanlığın çirkin yüzü olan davranışları ile birilerinin fikirlerini ve emeklerini yok etmeye çalışmaz…
Anlayacağınız STK’lar belli bir amaç için  kurulmuş ve toplumu kucaklamak için varlardır…
Ben de kendime içselleştirdiğim dev değerler toplamı ile bireysel bir STK gibi, (mesleğimle ilgili icraatlarım dışında) duyarlılık gösterip her zaman uzaklaşmayı değil toplumsal uzlaşmayı artıracak mesajlar ile fikirlerim ve kalemimle hizmet etmeye çalışmaktayım..
Çünkü temel görevlerimizden en önemlisi de içinde nefes aldığımız ve sosyal etkileşim içinde olduğumuz toplum için çalışmaktır.
Bazen başarının önünü kesmeye çalışanlar olsa da hep bir gayret içinde olmak güzel… Ben böyle durumlarda demek ki diyorum meyve veren ağaç taşlanırmış… Her engelleme azmime azim katıyor… Unutmayınız ki engellenmişlik ve zorluklar sizin güçlenmenizde bir safari jimnastiği antrenman yapar.
Muğla Basını’nda belli periyotlarla yazdığım yazılarımla varlık göstermeye başladığımdan bu yana 3 yıl oldu ve inanılmaz olumlu tepkiler aldım…
Muğla’da Yenigün Gazetesinde yazarken, bu gün yazmakta olduğum Hamle Gazetesi’nin okurlarınca geçen yıl “Yılın EN’lerine” layık görülüp ödül aldım. Çok mutlu oldum. Aslında benim aldığım ödül çok anlamlıydı. Çünkü bir başka gazetede yazarken Hamle’den ödül almıştım…
Hamle okurlarına tekrar sonsuz şükranlarımı sunuyorum… Bu gün o “doğruyu” yapan Hamle ailesinin içinde yazıyorum. Büyük keyif alıyorum…
Benim mesleğim doktorluk. Tabiî ki yazılarımda mesleğimin yansımaları olmuştur ve olacaktır, ama şu anda okuduğunuz köşenin yazarı bir “bayan yazardır”… İçinde bulunduğumuz bu yüzyılda kadınlarımız toplumsal, sosyal, siyasal alanda varlık gösteremiyorlar… Bu anlamda benim gayretim yazdıklarımla, hemcinslerime bir nebze de olsa yol açabilmek ve donanımlarımla onlara rol model olabilmek, cesaret verebilmek…
Hemcinslerime eğer ki, isterlerse her şeyi başarabileceklerini gösterebilmek amacındayım…
Bu bağlamda da kadın başarısını gösterecek her alanda çaba sergilenmesi gereğine inanıyorum. Bireysel donanımlarımı saymak istemiyorum ama her daim donanımlarımı daha da geliştirme  gayreti içindeyim… Okumak önceliklerim arasında ve yazmıyorum da…
Yazıyorum derken bir yıl öncesinde, her yıl Muğla Gazeteciler Cemiyetinin verdiği basın ödülleri için başvurmuştum… Cemiyetin başkanı Sayın Ünal Türkeş bana “Süre doldu, sizin daha önce bireysel başvuru yapmanız gerekli idi” dedi… Ben de “Niçin basında yazıları takip edip ödül vermiyorsunuz” deyince “Biz takip edemeyiz, sizler başvuruda bulunursanız değerlendiririz” karşılığını verdi. Ben de eyvallah dedim…
Aradan 1 yıl geçti ve bir yıl öncesi kafama koyduğum, bu başvuru için geçen Haziran ayı sonunda gittim gerekli yazımı götürüp, verdim… Kendileri yazımı aldılar, ama pekte iletişim içinde değillerdi!
Geçtiğimiz günlerde sonuçlar açıklandı ve tabi ki de bana herhangi bir şey yoktu…
Olabilir… Benim Gazeteciler Cemiyeti’nden ödül almak için ortaya koyduğum yazım ödüle yeterli bulunmamış olabilir. Bu doğal. Ama ödüllendirilenlere baktığım da kendi kendime “Neden?” diye sormadan da edemedim…
Doğrusu ben de, Gazeteciler Cemiyeti’ne yapılan başvurular da “emeğe, ortaya konulan esere” değil de başka şeylere bakıldığı izlenimi doğdu!..
Geldiğimiz nokta bana “Kurumlar ne kadar demokratik ve asıl amaçları için çaba gösteriyor?” sorusunu sordurdu…
Ve değerli Hamle çalışanları İsmail Atasever ve Cüneyt Erdan arkadaşlarıma aynı cemiyet tarafından başvuru yapmadıkları halde ödül verilmiş olması benim tepkimi, sorgulamamı destekleyen önemli faktör oldu…
Sanırım o iki arkadaşım da ödüllerini geri iade edecekler ve bunu kamuoyuna duyuracaklardır…
İşte bu noktada, Muğla Gazeteciler Cemiyeti yönetimine söylenecek söz şu olacaktır:
“Versen kaç yazar, vermesen kaç yazar!!!”
Bizim ülkenin genel eğilimi bu değil mi değil mi zaten…
“Elinin hamuru ile erkek işine karışma…”
Yazı yazmak erkek işi midir?
Hadi benim durumum bu diyelim. Ben yaşamını yazarak kazananlardan da değilim. Ya Muğla’nın çok etkin, yetkin ve geçimini bu onurlu meslekten; gazetecilikten sağlayan pek çok izim nerede? Ödül alanların listesine baktığımda, Muğla’da isim yapmış pek çok gazeteciyi, yazarı göremedim…
Bu durum beni “Neden bana da ödül verilmedi?” sorusunun yanıtını ararken rahatlatmalı mı?!!
Benim içi önemli olan toplumsal çalışmalarda varlık göstermek ve fikir üretebilmek… Yaşama katkı koymak…
Ama önemli değil. Ben ilimizde her daim varlık göstereceğim… Görmek istemeyen görmesin!!!!
Güçlükler insanı bence yüceltir..
Geçenlerde, Hamle yazarlarımızdan çok saygı değer büyüğüm Oktay Kaya çok güzel bir yazı yazmıştı… Yavan (küçük) insan mısın, yoksa yaman (büyük) insan mısın diye…
O yazıyı zevkle okudum… Ben de her daim Muğla gündeminde, yaman insan olacağım…
Şu anda Muğla gündeminde yazılarınızla, eylemlerinizle, duruşunuzla “yaman insan” olmak için Gazeteciler Cemiyeti’nin ödüllerinden birine sahip olmak gerekmediğinin farkına varmış durumdayım.
Bir gazetede yazıyor olmanız, sizin her şeyi bildiğiniz anlamına gelmez. Biz de öğrenmeye devam ediyoruz. Muğla Gazeteciler Cemiyeti’ni de öğrendik…
Beni destekleyen ve her daim bunu ifade eden üyesi olduğum Muğla Tabip Odası’na ve başkanımız Dr. Naki Bulut’a buradan saygılarımı gönderiyorum.
Her daim benim yanımda olduklarını hissettiren Hamle medya grubuna sonsuz minnetlerimi sunarım…
Taş olduğu yerde ağırdır… Yani sen versen kaç yazar, vermesen kaç yazar…
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.