Gazeteci

Bu haber 25 Mart 2015 - 23:58 'de eklendi ve 1.723 kez görüntülendi.
Hayati Nizamoğluokur@hamlegazetesi.com.tr
Gündem

Rahmetli Hasan Nuri Öncüer, Muğla Gazeteciler Cemiyeti’nin kurulmasını çok istiyordu. Kendisini kırmamız mümkün değildi. Ama karşılaşabileceğimiz sorunları anlatıyordum.

Bu istek öyle gelişti ki, Muğla Gazeteciler Cemiyeti’ni kurduk. Yönetiminde, Erman Şahin, Naim Kılıç, Özcan Özgür, Ender Uslu ve Ben görev aldık. Ender Uslu yakın arkadaşımdı. Oturduk, bu cemiyetin başkanlığını gazeteci büyüğümüz Erman Şahin’in yapması gerektiği konusunda uzlaştık. Toplantıya gittik. Erman Ağabey söz aldı ve başkanlığa Naim Kılıç’ın seçilmesi hususunda üç üye olarak anlaştıklarını söyledi. Sonuç olarak gazeteci ağabeyimiz Naim Kılıç başkanlığa seçildi.

Bir süre sonra Başkan Kılıç ile Gazeteci Halil Eğriboyun arasında polemik doğdu. Naim Bey, Eğriboyun’un disipline verilip, cemiyetten atılmasını istedi.

Ben ise “Biz basın özgürlüğünü savunuyoruz. Kendimiz eleştirilince buna tahammül edemiyoruz. Böyle bir uygulama yapılmamalıdır” dedim. Böylece gazeteci arkadaşımız Eğriboyun ne disipline verildi, ne de üyelikten ihraç edildi.

Gazetecinin doğasında iki özellik vardır. Birincisi muhaliftir. İkincisi kuşkuludur. Dolayısı ile bardağın boş tarafını belirlemek, mesleki bir alışkanlıktır.

Son günlerdeki iki gelişmeye üzüldüğümü itiraf etmeliyim.

Bunlardan ilki, Gazeteci Özcan Özgür’ ün CHP’den ihraç için disipline verilmesidir. Aslında parti üyeliği gazetecinin yüküdür. Ama CHP gibi basın özgürlüğünü savunduğunu belirten bir partide, üyesinin sürekli partiyi övmesini beklemesini anlayamıyorum.

Özcan Özgür, mesleğinin olgunluk dönemini yaşayan ve okuyucusu yüksek olan güçlü bir kalemdir. Disipline verilmek utancı değil, övüncü olur. Burada sorun; savunduklarımızda ne kadar samimi olduğumuzun sınavıdır. Zaman zaman ben de Sayın Özgür’ü eleştirdiğim, hatta bir yazısına tekzip gönderdiğim konular olmuştur. Faturası ağır bir yazardır. Hiçbir zaman sansürleme, işini tartışma konuları aklımıza bile gelmemiştir. Bakalım demokrasiyi ne kadar sindirmişiz, hep beraber göreceğiz.

İkinci gelişme, CHP aday adaylarıyla ilgili manşetimizin CHP İl Binası panosuna asılması konusudur. Gazetemiz panoya asılıyor ama Hamle ismi bilinçli bir şekilde kesiliyor. Biz tüm halkımızı kucaklamaya çalışan, particilik batağında yüzmeyen, bu yüzden okunan ve saygı gören bir yayınız. Parti organı olmak demek, gazete vasfımızı kaybedip, bülten haline dönmemiz demektir. Keşke, gazetemizin ismini kesen düşünce, bir mesai gününü bizimle Hamle’de geçirip, bütün partilerden adaylar, yöneticiler ve sempatizanların nasıl geldiklerini, ağırlandıklarını ve sohbetlerimizde nasıl sentez oluşturduklarını görebilselerdi.

Ne yapılırsa yapılsın, sevgi, hoşgörü ve güler yüz kazanacaktır.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

2 ADET YORUM YAPILDI

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
reşat öztepe 26 Mart 2015 / 15:50

Değerli Gönül Adamı ve Dostum ve ayni zamanda Kardeşim; Üzütünüze konu olan Sayın Özcan ile konuda da diğer konuda da sizi desteklediğimi ve ayni fikir ve ayni duruşta olduğumu belirtirim. Zira “Hamle” doğrudan bir yayın organı değildir. Eğer CHP binasında adı kesilerek yada kapatılarak asılmaydı,,Hamle sancağı yara alır idi. Onlar “Hamle”nin açtığı güneşi göremezler. ışık vermesin diye kapatırlar. Hamle Muğlamızın onuru ve gururudur. selam ve hürmet.

Naim Kılıç 31 Mart 2015 / 10:34

Sayın Hayati Nizamoğlu
Yanlış hatırlıyorsun eski dostum diyerek başlamalıyım. Erman beyle beraber bir toplantı yapmadık.Zira Cemiyet kurulmasına Erman bey önayak olmuş, ama şimdi açıkamak istemediğim nedenrle Enman bey gücendirilmiş ve girişim yarım kalmıştı.Ben devam ettirdim ve Erman bey engel olmak istese devam edemezdim zira ilk başvuru Erman beyin imzasıyla yapılmıştı. İlk toplantıda Erman bey yoktu bizler gerçekleştirdik.Seçim sonuçlarını ve teşekkürrlerimi topluma duyurmak üzere hazırlamaya başladığımız bildiri sırasında sÖzcan Özgür’ün hızlı solculuğu öne çıktı ve aranızdaki tartışmayı tatlıya bağlayamadığımız için sen haklı olarak kalkıp gittin ve istifan geldi. Hepse iki KOZAĞAÇ’LININ TARTIŞMASINDAN İBARET OLARAK KALDI.
BAK KARDEŞİM ÖZCAN İLE TEKRAR KAR ŞI KARŞIYA OTURUP ANIMSAMAYA ÇALIŞIN…Özcan kesinlikle bunu yanlış hatırlayamaz sonraları bu konu üzerine yazılar yazdık ikimiz de. Bu yazılar benim arşivimde duruyor… Şimdi ricam bu yazıdaki yanlışları düzeltmek size düşer.Gereğini yapacağınız inancıyla…. Bu olayın değerli bir tanığı bir önemli bir devlet görevliesi Muğla’da emeklliğinii sürdürmektedir Rahmeti Hasan Nuri Öncüer neden pek istekli olmadı bunu sayın Erman Şahin açıklayabilir