Garsia’ya Mektubu Kim Götürecek?

Bu haber 01 Kasım 2017 - 0:36 'de eklendi ve 1.133 kez görüntülendi.
İdris Koçidriskoc@hamlegazetesi.com.tr

İdris KOÇ

Elbert Hubbart imzasıyla “Philistine” adlı derginin 1899 Şubat sayısında yayımlanan bu makale, sıradan bir çavuşun görev bilincini ve sorumluluğunu anlatır. Çavuşun hikayesi kadar makalenin ilginç bir yayılma öyküsü vardır. Amerika’dan, Rusya’ya, oradan da Japonya’ya kadar ulaşan makale; çoğaltılarak yöneticilere, askerlere, memurlara, demiryolu işçilerine dağıtılmıştır. Yüz milyondan fazla baskısı yapılan makale, tarihin en fazla okunan makalesi kabul edilir. Uzunca makalenin özeti şöyledir:

ABD ve İspanya arasındaki savaşın bir aşamasında ABD Başkanı, Kübalı lider Garcia’ya bir haber göndermek ister. Garcia, Küba dağlarında, nerede olduğu bilinmeyen bir yerdedir. Kendisine normal yollarla ulaşmak olanaksızdır. Başkanın ekibi, bu haberin ancak elden götürülen bir mektupla ulaştırılabileceğini söyler. Subaylardan biri de Başkan’a “Benim birliğimde, Rowan adında bir çavuş var. O, Garcia’yı bulup mektubu ulaştırabilir.” der.

Rowan çağrılır. Başkan, Garcia’ya yazdığı mektubu uzatarak “Bunu, Garcia’ya teslim edeceksin.” der. Rowan mektubu alır, deri kesenin içine koyar. Kesenin ağzını sıkıca büzdükten sonra, göğsüne sokar. Ve önce Başkan’a, sonra da komutanlara selam verip çıkar.

Rowan, dört gün sonra gece karanlığında bir kayıkla Küba sahiline varır. Küba ormanlarına dalıp, gözden kaybolduktan üç hafta sonra da adanın öteki yakasında ortaya çıkar. Ülkesinin düşmanı bir ülkeyi bir uçtan öteki uca geçerek Garcia’ya mektubu teslim eder.

Elbert Hubbart, Rowan’ın bu kahramanlığını değil; verilen görevi sadakatle kabullenip hemen harekete geçmesini ve görevi eksiksiz tamamlayabilmek için tüm enerjisini kullanışını; yani görev disiplini, sorumluluğu ve iş terbiyesini yeni kuşaklara aktarmak için bu makaleyi yazar ve “Bugün yeryüzünde başka Garcia’lar var. Ve o Garcia’lara gönderilecek başka mektuplar var. Fakat çevremiz ise güçsüz, isteksiz, gönülsüz ve umursamaz kişilerle dolu.” diye de sitem eder.

Hubbart, “Bir katip alımı için başvuranların onda dokuzu, ne imla kurallarını, ne de noktalama işaretlerini kullanmayı biliyor. Daha da kötüsü, başvuruda bulunduğu iş için bunların ‘olmazsa olmaz’ kurallar olduğunu aklına bile getirmiyor. Böyle bir kişi, Garcia’ya mektup götürebilir mi? … Benim yüreğim, evde olduğu zaman da, işten uzakta olduğu zaman da işini yapan adamdan yanadır. Garcia’ya götürmesi için kendisine verilen mektubu alıp, cebine koyan, fakat aptalca sorular sormayan adamdan yanadır.” der.

Biliyoruz ki bu hikayenin yüzler, binler benzeri; hatta çok daha güzelleri tarihimizin tozlu sayfalarında duruyor. Çanakkale’de Seyit Onbaşı, 57. Alay, onbeşliler ve daha niceleri… Anadolu’da Nene Hatun, Sütçü İmam, Kara Fatma, Şerife Bacı, Ahmet Hulusi Efendi, Yörük Ali Efe ve daha niceleri…

Biliyoruz ki, bizler bu kahramanlar sayesinde bu topraklarda yaşamaktayız. Cumhuriyetimizin 94. yılını kutladığımız bu günlerde, ülkemizi içten ve dıştan kuşatan yığınla hainin ve düşmanın olduğunu da biliyoruz. Bunlara gereken cevabı verebilmek, Cumhuriyetimizi ve ülkemizi geleceğe taşıyabilmek için Rowan’ın sahip olduğu görev bilincine, sorumluluğa ve iş terbiyesine sahip insanlara ihtiyacımız var.

Çanakkale ve milli mücadele ruhunu, kağnıların peşindeki Anadolu kadınının fedâkarlığını ve Atatürk’ün bu millete ezberlettiği “Yurtta sulh, cihanda sulh” idealini taşıyan insanlara ihtiyacımız var.

Tarihin tekerrürden ibaret olduğunu, geleceği kurabilmek için geçmişi iyi bilmek gerektiğini bilen; aklı hür, vicdanı hür, nesli hür insanlara ihtiyacımız var.

Vatandaş olma bilincine sahip, atalarına ve gelecek kuşaklara karşı sorumluluk taşıyan insanlara ihtiyacımız var.

Dört başı mamur, dört bir yanı huzur dolu bir vatan için “o, bu, şu” demeden; “nasıl” diye sormadan, “ama” diye bahaneler üretmeden; gören, duyan, hisseden, el veren, emek veren, ter akıtan insanlara ihtiyacımız var.

Bu ülkenin 783 bin km² ve 80 milyondan ibaret olmadığını bilen; vatanı, milleti, devleti, Bayrağı için ter akıtacak; Ömer Halisdemir, Fethi Sekin, Songül Binbaşı gibi can verecek vatandaşlara ihtiyacımız var.

Cumhuriyetimizin 94. yaşı kutladığımız bu günlerde; Mustafa Kemal Atatürk, Çanakkale kahramanları, millî mücadele kahramanları, 15 Temmuz kahramanlar başta olmak üzere tüm şehit ve gazilerimizi şükran ve saygıyla anıyorum.

Unutmayalım ki, tek derdimiz vatan, devlet ve millet olmazsa; dertli bir millet oluruz.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

1 ADET YORUM YAPILDI
Özer Koyuncu 01 Kasım 2017 / 11:19

Kardeşim yüreğine , kalemine sağlık . Cok , ama çok özel , , güzelbir yazi olmuş. Allaha emanet ol. Fethiye’den selamlar