GALİPTİR BU YOLDA MAĞLUP DİYEMİYORUM

Bu haber 15 Eylül 2010 - 0:00 'de eklendi ve 538 kez görüntülendi.
İsmail Ataseverismailatasever@hamlegazetesi.com.tr

Ülkemizde
ilk defa düzenlenen “Dünya Basketbol
Şampiyonası” sonrasında “Türk Milli
Takımımızın dünya 2.si” olması üzerine, sevinmekle birlikte şahsen çok
mutlu olamıyorum.

“Her ne kadar,
bugüne değin değil final oynamak, yarı final, hatta çeyrek finale bile
kalamadık.

Oysa şimdi dünya
2. si olduk.

Bu azımsanacak
bir başarı değil.

Buna karşın
nasıl olur da bundan mutlu olamıyorum.

Yazınıza,
“galiptir bu yolda mağlup diyemiyorum” dersiniz” diyenler
çıkabilir.

Çıkacaktır
da.

Ancak…

Hiç
tevazu göstermeden, bir gerçeği görüp, ona göre karar verirsek, sanırım benimle
aynı düşünceyi paylaşanlar az olmayacaktır.

Bir
kere, bu tür şampiyonalarda, bir kuralın değişmesi gerektiğini düşünüyorum.

Eğer bir takım
finale çıkmadan bir gün önce, çok ciddi rakiple karşılaşmış. Dolayısıyla
haddinden fazla efor sarfetmişse, final müsabakası en azından bir gün ara
verildikten sonra oynanmalı.

Bu finale kadar
yükselen bir takım için tolerans olmalı.

Yine
de şu denebilir.

Aynı durum diğer
finalist ABD için de geçerli.

Tamam,
tamam da ABD’nin bir gün öncesinde oynadığı rakip yüksek performans gösteren
bir ekip değildi.

Dolayısıyla
ABD’li oyuncular çok fazla efor harcamadı.

Ama
bizim takımın rakibi Sırbistan, çoğu kez dünya basketbol şampiyonu olmuş bir
ekolün temsilcileri.

Zaten
son dakika basketiyle müsabakayı kazanmamız bariz gösterge.

Bu
nedenle bir kez daha altını çiziyorum.

Dünya
Basketbol Birliği(FİBA) şampiyona adına fikstür hazırlarken, bu durumu bir kez
daha gözden geçirmeli diye düşünüyorum.

***

Müsabakaya
gelince.

Bir
kere şunu kabul edelim ki, ABD basketbol takımı güçlü bir ekip.

Zaten,
bugüne değin gerçekleştirilen şampiyonalarda, en fazla mutlu sona ulaşan ülke.

Ancak…

Bu
defaki ABD takımı yenilmeyecek bir ekip değildi.

Şayet,
oyuncularımızda bariz olarak gözlenen yorgunluk olmasaydı, daha bir başa baş
oyun sergiler.

Sonuçta
yenebilirdik.

Dolayısıyla
tarihimizde ilk olmak üzere Dünya Basketbol Şampiyonu olurduk.

Ama
olmadı.

Oyuncularımız
üzerine binen aşırı yük, bizi bu başarıdan yoksun bıraktı.

Bu
demek değildir ki, müsabakada hiçbir varlık gösteremedik.

Tam
aksine, aşırı yorgunluğa karşın oyuncularımız elinden gelenin en iyisini
sergilediler.

Şayet,
motivasyonu etkileyen aşırı güç kaybı olmasaydı, diğer müsabakalarda üçlük
atışları kaçırmayan oyuncularımız sayı yapar.

Netice
bu şekilde olmazdı.

Kim ne derse
desin, nasıl bir görüşün sahibi olsa da, bizim takımı şampiyon olmaktan
alıkoyan, fikstürün bu şekilde olması.

Yanı sıra finale
çıkmanın coşkusu içerisinde, bu da yeter! deyip erken kutlanmaya
yeltenmemizdir.

Her
şeye karşın bir gün sonra maça çıkma şansımız olsaydı, inanıyorum ki netice çok
daha farklı olurdu.

***

Neticeyi
küçümsemiyorum.

Kimse
de küçümseyemez.

Bugüne
değin, değil mi ki böyle bir başarı yakalanamadı.

Türk Milli
Basketbol Takımımızın Dünya 2. si olması, tüm gözlerin üzerimize çevrilmesi
anlamında çok önemlidir.

Bu
bağlamda başta oyuncularımız ve antrenör olmak üzere emeği geçen herkesi
yürekten kutluyorum.

Şampiyona
için herkesin övgüsünü kazanan organize adına Basketbol Federasyonunu gönülden
tebrik ediyorum.

Müsabakalar
boyunca oyuncularımızı çılgınca alkışlarıyla destek veren taraftarları
kutluyorum.

Sonuçta
isterim ki, başarı bununla sınırlı kalmaz.

Hele
futbola verilen destek basketbola da verilirse, başarı saman alevi gibi değil
daha bir kalıcı olur.

 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.