GALİBA, AKLIMIZ BAŞIMIZA GELDİ

Bu haber 07 Temmuz 2010 - 0:00 'de eklendi ve 514 kez görüntülendi.
İsmail Ataseverismailatasever@hamlegazetesi.com.tr

Türkiye olarak, sahip
olduğumuz değerleri koruma ve mevcut potansiyeli değerlendirme noktasında
gereğini yerine getirdiğimiz söylemek, ne yazık ki olası değil.

Aksi olsaydı, varlık
içerisinde yokluk çeken ülke olmazdık.

Hem
de nüfusumuzun yarıya yakını, kırsal kesim ağırlıklı yerleşim bölgelerinde
konuşlandığı halde.

Bu
nedenle bir kez daha altını çizmek gerekirse Türkiye, sahip olduğu imkanları yeterince değerlendiremeyen bir ülke
konumunda.

Oysa dünya ülkeleri
içerisinde, kendi kendine yetebilen 7 ülkeden birisi olarak gösteriliyordu.

Ya
bugün?

Bu
değerlendirme sadece orta dereceli okul kitaplarında kaldı.

***

Peki nedendi?

Neden Türkiye, mevcut
kaynaklarını yerli yerinde kullanıp, fert başına düşen milli geliri daha bir
yüksek, dolayısıyla halkın refah seviyesini istenilen noktaya getiremedi?

Verilecek
tek bir cevap var.

Bunun altında, geçmişten
günümüze ülke yönetiminde görev üstlenen çoğu hükümetlerin izlediği tutarsız,
bir o kadar yanlış politikalar yatıyor.

Aynı
hükümetler, iyi niyetle işe koyulsalar da bir gerçeği göz ardı ettiler.

Türkiye gelişme
hamlesini yürütürken tarım ve hayvancılığı 2.plana itti.

Gelişimin tarım ürünleri
dışında gerçekleşeceği eğiliminde oldular.

Oysa asıl olan, ülke
sınırları içerisinde yer eden her türlü potansiyelin en iyi şekilde
değerlendirilmesidir.

Nasıl
ki ekonomik güç sıralamasında ilk 5 arasında yer alan ülkelerden Fransa,
Hollanda başta olmak üzere daha birçokları sanayileşmeyi top yekun olarak
düşündü.

Tarım
ve hayvancılığı asla ihmal etmedi.

Bugün
her türlü sanayi dalında ileri ülkeler arasında yerini almaları bariz
göstergesidir.

Dolayısıyla
tarım ve hayvancılıktan elde ettikleri döviz miktarı, en az diğer sanayi
kollarından sağlanan miktar kadardır.

Dedim
ya biz yapamadık.

Sanayileşmeyi tarım ve
hayvancılık dışında gördük.

Aslında
onu da başardığımız söylenemez.

Bugün
Türkiye sanayîi, montaj ağırlıklı bir iş kolu olarak kendini göstermektedir.

Ülke
olarak her alan ürünleri için sanayileşme cihetine gitseydik, bugün karşımıza
çıkan tablo böylesine olumsuz rakamlar içermezdi.

Yanı
sıra bir zamanlar dünyaya tarım ürünleri ihraç eden ülke olmaktan çıkıp,
ithalat yapan hale geldiysek…

Şu
sıra, et fiyatları konusunda akıl almaz oyunlar oynanıyorsa, kabul edelim ki
geçmişten günümüze izlenen tutarsız politikalar yüzündendir.

***

İşte
karşımıza çıkan benzer olumsuzluklar üzerine bakıp gördük, bugüne değin izlenen
politika beklentilere cevap vermedi.

Zararın neresinden
dönülse kardır diyerek, modern tarım kriterlerini içeren uygulamaya yönelik yol
izlenmek isteniyor.

Öncülüğü yapan Tarım ve
Köy İşleri Bakanlığı.

Yardımcı kuruluşlar
TOBB, Üniversiteler, FAO, DTO ve OECD.

Bu kuruluşlar iklim
koşulları ve toprak yapısının uygun olduğu havzaları belirlemekle işe
koyuluyor.

Tabi
bu havzalarda ekolojik tarım yapılması şartı var.

Dolayısıyla
ilgili kurum ve kuruluşlar Türkiye genelinde belirledikleri havzalar sayısını
aşağıya doğru çekiyor.

İlk
planda, tüm şartları içeren 30 havza üzerinde karar kılınmış.

Aynı havzalarda, model
kapsamında hangi ürünlerin ne kadar yetiştirileceğine yönelik fiyat, destek
bütçesi, tahmini talep, üretim potansiyeli gibi veriler kullanılarak, refahı
maksimize edecek sürdürülebilir üretim dağılımı yapılacak.

Muğla genelinde tespit
edilen havzalar arasında Yatağan ve Kavaklıdere’de konuşlananlar da var.

Bu konuda yapılan
açıklamaya göre Tarım ve Köy İşleri Bakanlığı tarafından hazırlanan Tarım
Havzaları Üretim ve destekleme modelinde Yatağan ve Kavaklıdere Bölgesinde
çiftçilerine destek sağlanacak.

Pek çok ürünün
yetiştirilmesi öngörülen havzalarda baz alınan kirterler,

sağlıklı tarım envanteri
hazırlamak, üretim planlaması yapmak, hangi ürünün nerede ne kadar
yetiştirileceğini belirlemek, arz ve talep dengesini ortaya çıkarmak.

Şimdi
eğri oturup doğru konuşalım.

Yıllardır
hep dile getirdiğimiz, buna karşın bir türlü uygulamaya geçilemeyen modern
tarım uygulaması, geç kalınmış bir projedir.

Aksi
olsaydı Türkiye olarak, bu denli zorluklar içerisinde kalınmazdı.

Buna
karşın, aklımız başımıza yeni geldi diyerek, modern tarım uygulaması adına
harekete geçilmesi, yapılabilecek en akılcı yöntemdir.

Tabi
sürdürülebilir ve de başarıya ulaşılırsa.

 

 

 

 

 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.