G-20 Zirvesi Üzerinden Bir “Kendi”lik Tartışması

Bu haber 03 Temmuz 2019 - 2:07 'de eklendi ve 851 kez görüntülendi.
İdris Koçidriskoc@hamlegazetesi.com.tr

İdris Koç

 Japonya’nın Osaka şehrinde yapılan G-20 Zirvesi, dünya liderlerini bir araya getirdi. Zirveye katılan Cumhurbaşkanı R. Tayyip Erdoğan da birçok ülke lideri ile görüşme yaptı.

Bu görüşmelerin en önemlisi S-400 ve F-35 tartışmaları ile gerilen bir ortamda ABD Başkanı Donalt Trump ile yapılan görüşmeydi. Çünkü ABD’nin bütün dayatma ve tehditlerine rağmen Türkiye’nin Rusya’dan S-400 füze sistemini satın almakta ısrarcı olmasının bu görüşmelere nasıl yansıyacağı merak ediliyordu.

Görüşme yapıldı. Ancak beklentilerin aksine bir S-400 ve F-35 krizi yaşanmadı ve kayıtlara rutin bir görüşme olarak geçti. Görüşme sonrasında hem Erdoğan hem de Trump oldukça rahatlatıcı açıklamalar yaptı.

Ancak Erdoğan-Trump görüşmesi, beklentilerin aksine bir başka kriz(!) ile basında ve sosyal medyada önemli yer buldu: Türk heyetinin beceriksizliği ve Türk’ün acınası hali(!)…

Erdoğan ve Trump’ın yaptıkları liderler görüşmesine heyetler de katılmıştı. Ancak bir tarafta oturan Türk heyeti yalnızca liderleri takip ederken, diğer tarafta oturan ABD heyetinin elinde not defteri ve kalem vardı. Gelsin “kendi”nden olana eleştiriler, hakaretler…

Neymiş efendim, Amerikan heyeti “aydın” insan profilini temsil ediyormuş. Doğu ve Batı arasındaki en önemli fark buymuş. Dünyayı atın toynağı altına aldığımız günden bu güne onlar diplomasiyi kalem ve defterle yaparken biz tebessüm ederek, kaş çatarak yapıyormuşuz. Bunu anlayamadığımız için de dünyanın döneceği istikameti hep onlar belirliyormuş. Bu eleştirileri çok hafif bulanlar ve daha bir yığın eleştiri ve hakaret…

Toplum olarak bilmeden, anlamadan ve çoğu zaman olayları bir boyutuyla değerlendirerek yorum yapıyoruz. Buna bir de Batı hayranlığı eklenince “kendi”mizden olana hep haksızlık ediyor, hatta saldırıyoruz.  İç siyasi tartışmalar ile şekillenen önyargılarla diplomatik konuları yorumluyoruz.

Türk heyeti ile Fransa Cumhurbaşkanı Macron, İspanya Başbakanı Sanchez ve Rusya Devlet Başkanı Putin arasında yapılan görüşmelerde iki lider, heyetiyle birlikte bir masa etrafında bir araya geldi. Çünkü bu görüşmeler tam bir diplomatik görüşmeydi. Çünkü diplomasi masada yapılır. Masada dosyalar, ajandalar, masanın altında ise çantalar olur.

Nedense bu görüşmeler ile ABD heyetiyle yapılan görüşme arasındaki fark eleştirmen zevatın dikkatinden kaçtı. Oysa o fotoğraftan da anlaşılıyor ki Erdoğan ile Trump arasındaki görüşme, bir kabul… Onun için liderler koltukta, heyetler ise sandalyede oturuyordu. Bu görüşme bir diplomatik görüşme ya da çalışma toplantısı olsaydı, bir masa etrafında yapılırdı.

Düşüncem o ki, aylardır her fırsatta S-400 ve F-35 konusunda Türkiye’yi tehdit eden ABD Başkanı ve heyeti, bilinçli olarak böyle bir görüşme planladı. Çünkü bir masa etrafında bir araya gelinmiş olsaydı, her iki taraf da dosyalarını açacak ve muhtemelen de ABD’nin tehditleri Türkiye’nin argümanları karşısında tutunamayacaktı. ABD Başkanı Trump’un “Bu gerilimde Erdoğan haklı!” açıklaması da bu durumu açıkça ifade ediyor.

Dolayısıyla bilinçli olarak diğer görüşmelerin aksine böyle bir konsept, iki liderin karşılıklı olarak diyalog ve işbirliğini ifade ettiği bir görüşme (kabul) tercih edildi. Bu görüşmeye katılan heyetler de sembolik olarak oradaydı. Bu heyetlerin eleştirmenlerin zannından başka bir anlamı da vardı. Çünkü bu fotoğraf, iki tarafın da birbirine karşı güç gösterisinin bir ifadesiydi. Dikkat edilirse, aramızda diğer ülkelerle olduğu gibi güç dengesine dayalı bir diplomatik ilişki olmadığı için, Japonya İmparatoru Akihito ile yapılan görüşme yalnızca liderler arasında yapılmıştı.

Hepimiz biliyoruz ki, eğitim, çalışma disiplini, tarihine ve kültürüne sahip çıkma, siyaset yapma şekli gibi birçok temel konuda eleştireceğimiz çok şey var. Ancak, bu eleştiriyi Batı hayranlığı, özellikle de dünyanın başına sarılan belanın mimarı ABD diplomatları üzerinden yapmak hiç etik değil. Hatta hiç millî değil. Fotoğrafa dikkatlice bakılırsa Erdoğan’ın sağında tercümanlığını ve katipliğini yapan bir hanımefendi var.

Eleştirmen zevata şunu öneririm: Büyük fotoğrafı okuyamadan yalnızca bir fotoğraf, onun da bir tarafı üzerinden “aydınlık” eleştirisi yapmak yerine, ABD’nin G-20 Zirvesi öncesi ve sonrasındaki açıklamaları arasındaki değişime odaklanalım.

“Aydın” olmak istiyorsak önce “kendi”mize gelelim!

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.