FUTBOLUN CİLVESİ VE DE ADALETİ

Bu haber 24 Nisan 2012 - 0:00 'de eklendi ve 569 kez görüntülendi.
İsmail Ataseverismailatasever@hamlegazetesi.com.tr

Geçtiğimiz Pazar Günü Türk Telekom Arenada oynanan Galatasaray-Fenerbahçe maçı için tek söyleyebileceğim futbolun cilvesi bu olmalı.
Cilvesi diyorum.
Eğer bir takım, ilk yarının son 5 dakikası ve 2.yarının tamamında rakip takımı sahasına hapsetmiş ise, futbol bazen adaletten yoksun demektir.
Yoksa, neticenin bu şekilde olması mümkün değildi.
Şayet, takımları tanımayan birisi müsabakayı izlemiş olsaydı, sarı-kırmızılı takımın sahadan yenik ayrıldığına asla inanmazdı.
Aksi mümkün değildi.
Altını çizdiğim gibi Fenerbahçe tam tamına 50 dakika sahasından çıkamadı.
Buna karşın Galatasaray’ın özellikle ileri uç elamanları akıl almaz goller kaçırdı.
Adeta Necati, Elmander ve Aydın gol kaçırma yarışına girdiler.
Hal böyle olunca elbette sahadan yenik ayrılırsınız.
Zira karşınızda takım Fenerbahçe.
Türkiye’nin en önemli kulüplerinden biri.
Üstelik, sezon başından bu yana yaşadıkları travmanın etkisiyle daha bir kenetlenmişler.
Bunun etkisiyle, bugüne değin hiçbir kulübün gösteremediği birlik ve beraberlik sergilediler.
Belli ki başkanları Aziz Yıldırım’ın bunca süre içerisinde şike iddiası nedeniyle tutuklu olması, hem futbolcular hem de seyirciler üzerinde doping etkisi yaratmış.
Zaten bunca süre içerisinde karda kışta takımlarını yalnız bırakmamaları.
Yanı sıra, her platformda başkanlarını destek vermeleri, Süper Final ucubesi olarak nitelendirilen müsabakalar başladıktan sonra futbolcuların daha bir azimle maçlara asılmalarına neden oldu.
Özellikle geçen hafta Trabzonspor karşısında sergiledikleri futbol, mükemmele yakındı.
Kim ne derse desin, nasıl bir yorumun sahibi olsa da, sarı-lacivertli takımın son haftalardaki yükselişi, yaşanan olayların futbolcular üzerindeki bariz etkisidir.
Şike iddialarıyla ilgili nasıl bir karar verilir bilinmiyor ama tek bildiğim, aynı süreçte yönetim, futbolcu ve taraftarların inanılmaz bir mücadeleyle daha bir kenetlendikleridir.
Bu nedenle, istenmeyen olay karşısındaki birlik ve beraberliklerinden dolayı, tüm Fenerbahçe camiasını yürekten kutluyorum.
Zira, bir kez daha altını çiziyorum.
Hiçbir takım, onların verdiği mücadeleyi sergilemedi.
Hiçbir camianın mensupları, takımlarını bu denli arka çıkmadı.
***
Müsabakaya gelince.
Fenerbahçe başlangıçta temkinli, bir o kadar ayağa paslarla oyuna başladı.
Oyunu kendi sahasında kabul edip, kontra ataklarla rakip sahayı inmeye çalışmıştı.
İşte böyle bir atak sonucunda Fenerbahçe, golü erken buldu.
Gol adeta hem Galatasaray’lı futbolcular hem de seyirciler üzerinde şok etkisi yaratmıştı.
Yine de toparlanmasını bildiler.
Ne var ki ileri uç elamanları adeta gol kaçırma yarışındaydılar.
Özellikle Necati ve Elmander, eline geçirdikleri fırsatları kullanamayınca devre bu skorla kapandı.
***
Müsabakanın 2.yarısında sahada daha bir başka takım vardı.
Tüm sahayı parselleyen, atak üstüne atakla Fenerbahçe kalesini topa tutan bir oyun sergiliyordu Galatasaray.
Ama netice yok.
Ta ki frikik ustası Selçuk’un mükemmel atışıyla golü buluncaya dek.
Bu golden sonra herkes Galatasaray’ın müsabakayı koparacağını inanıyordu.
Doğruydu.
Zira Fenerbahçe sahasından çıkamıyor, sarı-kırmızılılar atak üstüne atak yapıyordu.
Ama bir türlü 2.golü bulamıyordu.
Sarı-kırmızılı oyuncuların gol kaçırma yarışına, kalesinde devleşen Volkan’ın inanılmaz kurtarışları eklenince, yıllar öncesinde olduğu gibi tarih tekerrür mü ediyor! denmeye başlandı.
Bu arada Fenerbahçe teknik direktörü Aykut Kocaman, hayatının en önemli teknik adam kararını vererek, sahasında sıkışan oyunu açabilecek Stoch ve Özer’i oyuna alarak, bu maçı alacağının kararlılığını gösterdi.
Nitekim, müsabaka boyunca ancak bir iki atakla rakip kaleye inan Fenerbahçe,  bu değişikliğin semeresini gördü ve 2.golü atarak, çok önemli 3 puanı almasını bildi.
Neticede, Galatasaray-Fenerbahçe müsabakası öyle bir maçtı ki, hatasıyla sevabıyla, futbolun cilvesi ve adaletiyle! kolayına unutulacağını sanmıyorum.
 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.