FUTBOL TERÖRÜ

Bu haber 18 Mayıs 2012 - 0:00 'de eklendi ve 773 kez görüntülendi.
İsmail Ataseverismailatasever@hamlegazetesi.com.tr

Bir önemli konu var ki, her birimizi tedirgin ediyor.
Daha da öte gelecek adına karamsarlığa sürüklüyor.
Futbol terörü.
Özellikle son yıllarda sahalarımızda görülen şiddet noktasına varan eylemler.
Fazla uzağa gitmeden, Spor-Toto Süper Liginin son 2 karşılaşması olan Trabzonspor-Fenerbahçe ve Fenerbahçe-Galatasaray müsabakaları bunun en bariz göstergesi.
Her iki maçta öylesine sahnelere tanık olduk ki, bunun adı futbol olamazdı.
Zira sporun doğasında böyle bir şey yok.
Futbol, en gözde spor kollarından olduğu kabul edildiği halde
3 güzide kulübümüzün müsabakalarında böylesine istenmeyen eylemler oluyorsa, bunun adı düpedüz futbol terörüdür.
İlişkin olarak asıl üzüntü veren ne biliyor musunuz?
Dünyanın geldiği noktada en gözde spor olarak kabul edilen futbol müsabakalarında bu tür kabul edilemez gelişmelerin ülkemizde daha belirgin olması.
Üstelik şike ve teşvik iddialarıyla başımızın ağrıdığı bir süreçte bu olaylar, meselenin tuzu biberi oldu.
Bu demektir ki, aynı iddialar nedeniyle ülkemizi farklı gözlerle bakanların görüşlerinde bir değişiklik olamaz.
Meselenin daha bir çarpıcı yanı, bu olayların şike ve teşvik iddialarıyla ilgili UEFA’nın karar arifesinde olduğu süreçte meydana gelmesi.
Bu olayların karar üzerinde etkin olmamasını temenni etmemize karşın, aleyhimize kullanılabileceği, gözden ırak tutulmamalı.
***
Konuya ilişkin bir önemli husus daha var ki yadsımak olası değil.
Bir tarafta, her bir kulüp bütçelerini aşan miktarda paralar harcayarak yarışmaya ortak olmak istiyor.
Diğer yanda, kulüplerin fedakârlığı görmezden gelinerek, söz konusu terör yaratılıyor.
Bugün 4 büyük kulübümüz bir yana, Süper Ligde mücadele eden diğer takımların hangi birisi, borç batağında değil.
Bundan geçtik, ya bir alt kümede mücadele eden takımlar!
Her biri aynı yolu izleyerek, gırtlaklarına kadar borç batağına sürüklenmediği iddia edilebilir mi?
Peki ne için?
Daha iyi bir takım kurarak, göz hoş gelen futbol sergilenmek.
Yani her şey müsabakaları izlemek için gelen futbol severler adına seferber ediliyor.
Buna karşın ne yapılıyor?
Statlar adeta arenaya çevriliyor.
Tamam da bunun ceremesini çekecek olan, gönülden bağlı oldukları kulüpler olduğuna göre, böylesine hiçte tasvip edilmeyen olayları yaratmak, asla bir sporsevere yakışan davranış olamaz.
Bunun adı düpedüz, fanatizmdir.
Dolayısıyla taraf olduğu takımına zarar vermekten öte hiçbir şey kazandırmaz.
***
Meselenin bir başka boyutu, futbolda daha bir ileri giden ülkelerde benzer olayların yok denecek düzeyde olması.
Geçmişte nadiren olsa da günümüzde futbolu gerçek bir temaşa oyunu olarak görenler, müsabakanın sonucunu içine sindiriyorlar.
Futbol tutkunları takımları berabere kalsa, hatta mağlup bile olsa, asla aşırıya kaçmayan eylemlerde bulunmuyorlar.
Ya bizde?
Fenerbahçe-Galatasaray maçı sonrasında ortaya çıkan manzara her şeyi açıklıyor.
Buda gösteriyor ki bizim tahammülümüz yok.
Futbolun 3 neticeli oyun olduğunu kabul etmiyoruz.
Oysa aksi olsa.
Başta ülkeler sahalarında imrendiğimiz centilmenlik bizde olsa.
Kim göze hoş gelen futbol sergilemişse alkışlasak.
Ne kaybederiz?
Ama değil.
İlla da tuttuğumuz takım galip gelecek.
Değilse, futbol terörü yaratmaktan çekinmiyoruz.
Bari, zarar vermekten öte elimize bir şey geçse…
 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.