FULLER mi? YERLİ MALI mı?

Bu haber 18 Nisan 2012 - 0:00 'de eklendi ve 901 kez görüntülendi.
CIZ
CIZ cizciz@hamlegazetesi.com.tr

Shakespeare, OTHELLO’da der ki; “Bazılarının kaygısı günah işlemek değil, işlediği günahı belli etmemektir”
Yazar, etik siyasi kültürün tüm paradigmalarını yerle bir eden modern (!) insan-siyasetçi tipinin düştüğü durumu bir cümle ile ne güzel özetlemiş.
Artık günümüzde hatadan dönmenin ve özür dilemenin erdemine ulaşamayanların sığınacağı tek yöntem, çaldıkları minareye kılıf uydurmak olmuştur. Bu marazi durum başta siyaset olmak üzere tüm toplumsal kurumlara sirayet etmiş durumda.
Shakespeare’in bu enfes tahlilini unutmadan CHP Bodrum İlçe kongresinin bana düşündürdüklerini paylaşmak istiyorum.
CHP, 27 yıl kesintisiz tek parti diktası kurarak ülkeyi muhalefetsiz, sendikasız ve basınsız yönetmiş olmasına rağmen, çok partili dönemde havlu atmamış, siyasi yarışını bugüne kadar sürdürmüş, geleneği olan köklü bir partidir.
Zaman zaman askeri, bürokratik ve entelektüel oligarşiden beslenmesine, ittihatçı ihtilal geleneğinden gelmesine rağmen, özellikle parti içi demokrasiyi en iyi uygulayan parti ünvanı bugün CHP’nin hakkıdır. Bunu Bodrum kongresinde de net olarak gördük.
Bitmeyen aile içi kavgaların sokağa dökülmesinden zarar görse de, bu haliyle CHP aynı zamanda demokrasi kültürünün pratiğinin yapıldığı bir okul gibi.
Eğer, bu okul hiç mezun vermiyorsa, hibrit tohumu gibi neslini tüketiyorsa veya yerinde sayıyorsa, burada sorun var demektir. Çözüm? dışa bağımlılıktan kurtulup, acilen yerli tohuma, yerli değerlere dönmek.
Tam da umutlandığım sırada bir de ne göreyim? CHP üstünde bir Amerikan sopası…
CIA eski şefi Graham Fuller’in “TÜRKİYE’YE SOL LAZIM” ifadesinin içerdiği derin anlamı kaç kişi düşündü? Hiç kimsenin endişesi olmasın artık Türkiye’de “sol” yükselişe geçer. Bu işe ABD el attıysa, artık her an CHP’den yeni açılımlar ve yeniden yapılanmalar bekleyebiliriz.
Ancak el eşeğine binen çabuk inermiş. Doğru ve kalıcı olanı, CHP’nin kendi öz değerleriyle barışıp halkının istediği şekilde değişimi yaşamasıdır.
Graham Fuller’in bu sözü Türkiye’de yeni siyasi paradigmaların oluş(turul)masında ciddi bir ipucudur, bunu bir kenara not edelim.
Yine dış güçlerin projesi olan “Milli Demokratik Devrim” stratejisinin sola pahayla patladığını bugün herkes gördü. Acaba ABD yaptığı hatadan dönüyor mu? Bu sözün gereği olarak sola bir teselli armağanı mı takdim edilecek? O kadar çok yanlış yaptırıldı ki solun yakın gelecekte toparlanması mümkün görünmese de, CHP üzerinden yeni bir proje başlatılacağa benziyor.
Solun en büyük günahı MDD’dir. Neydi bu stratejinin amacı? Marksist sola askerin yapacağı darbenin şartlarını oluşturma görevi verilmişti. Soğuk savaş dönemine ait bu satranç oyunu yerle bir olduğu, yeni senaryolar yazıldığı halde, sol öyle bir kroşe yemiş olmalı ki, kendine geldiğinde kaldığı yerden devam etmeye yeltendi.
Kendi canına okuyan 12 eylül darbecilerini de yargılayacak olan Anayasa referandumundaki çelişkiler, laikçi ve vesayetçi söylemlerden medet ummaları, Ergenekon ve darbeci oluşumların avukatlığını yapmaları, bazen beyaz Türklerden oluşan sermaye ile aynı safta yer almaları gösteriyor ki, bugün genelde solun yaşadığı paradoksal çelişkinin ana nedeni, nakavt sonrası yaşanan zihinsel travmadır.
Bu kadar acı tecrübeden sonra umarım yerelde ve genelde CHP’nin son yaşadıkları “TOPLUMSAL MERKEZ”i görmesini sağlar. Minimum %40’a tekabül eden “toplumsal merkez” militanlık, laikçilik oyunu, kamplaşma, Atatürk’ten geçinme, din düşmanlığı ve darbe istemiyor.
CHP’yi iktidar yapacak veya iktidardan edecek bu merkez aynı zamanda demokrasi, sosyal devlet ve sosyal adalet konularında ve söylemlerde Ak Parti’nin kötü taklitçiliğini de istemiyor.
Özgürlükleri ve halkın dinsel tercihlerini tüm renk ve türevleriyle içine sindirmiş, halkına yabancılaşmamış, ithal olmayan yerli malı yeni bir “SOL OLUŞUM” ancak iktidar alternatifi olabilir. Eğer CHP bu role talipse zihniyet değişimi yetmez, bir zihniyet ve kültür inkılabına ihtiyacı var. Yoksa iktidar yok, o kadar. Solu Fuller’in (dolayısıyla ABD’nin) dizayn etmesine fırsat vermek istemiyorsa, CHP elini çabuk tutmalı, tabuttan çıkıp iktidar alternatifi olduğunu göstermeli ve buna inanmalı.
Gelelim yerel yansımalara. Geçtiğimiz hafta CHP ilçe kongresine davetliydim. Gösterilen ilgi ve ihtimamdan fazlasıyla mutlu oldum. Şahsıma verilen değer toplumsal barış ve hoşgörü bağlamında sorumluluğumu bir kat daha arttırdı.
Parti içinde birbirleriyle rekabet eden iki grubun varlığı CHP’nin yabancısı olduğu bir olgu değil. Yöntem konusunda zaman zaman gerilen ortam güçler savaşına dönüşmeden şimdilik önlenmiş gibi görülse de bu, partide suların durulduğu anlamına gelmez. Hele partinin ana unsurlarını kongrede etkin görmeyince gelecekteki derin dip dalgaların şiddetini oturduğum yerde şimdiden hisseder gibi oldum.
Aslında benzer güç ve denge savaşları aşağı yukarı her partide var. Peki, niye hep CHP’nin ipliği pazara çıkıyor? Her yiğidin bir yoğurt yiyişi var. CHP parti içi muhalefet savaşını parti içi demokrasi anlayışı gereği bilerek şeffaf odada yapıyor da ondan. Güzel ama bu tarz partiye her zaman artı getirmez.
Çünkü, toplumsal kültürümüzde aile içi kavgalarını pencereden dışarıya ve sokağa taşıran ailelerden pek kız alıp verilmez. Bu savaş ortamında kızımızın ne işi var denir. Siyaseten baktığımızda “demokrasi” diye övünülen bu durum toplumsal merkezi olumsuz etkiler. Sürekli kavga eden bir aileye kızını vermeyenler “OY”unu hiç vermez.
Seçimi kaybeden adaylardan Mahmut Hocam değerli bir eğitimci, iyi bir insan. Okan Özsu kardeşim de özü, sözü bir, değerli iyi bir aileden yetişmiş siyasi bir kazanım. Ekibi de ona keza birbirinden değerli genç insanlar.
Ancak yetmez. Tecrübe, hoşgörü ve iletişim siyasette başarının üç sihirli anahtarıdır. CHP içinde kopacak olan dip dalgaları eğer Okan’ı yutarsa yazık olur.
Yeni yönetim Bodrum’a nasıl faydalı olabilir? Bu sorunun cevabını bir başka yazıya bırakalım.
Kaygımız, günahları örtmek değil, Bodrum’a pahalıya patlayacak siyasi ve yerel günahlar işlememek olsun.
Yahya Kemal ne güzel betimlemiş, olası korkularımızı;
……….
-Zalim saat, ihmal edilen vakti çalar da –
Bir an uyanırlarsa leziz uykularından,
Baştan başa her yer kesilir kapkara, zindan.
Bir faciadır böyle bir özlemde uyanmak,
Günden güne hicranla bunalmış gibi yanmak…
Ey talih! Ölümden de beterdir bu karanlık.
………..
Bir faciaya uyanmak istemiyorsak hep birlikte “BODRUM” olalım.
Hoşça kalın…

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.