FETÖ Muğla Çatı Davası popüler isimleri

Bu haber 27 Mayıs 2019 - 0:15 'de eklendi ve 2.518 kez görüntülendi.
Özcan Özgürozgurmugla@hotmail.com
Özgürce

Muğla 3. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen FETÖ Muğla Çatı Davası geçen hafta salı günü noktalandı. Tabi mahkemenin kararı ile ilgili sanıkların bir üst mahkemede, İzmir Bölge Adliye (İstinaf) Mahkemesi‘nde itiraz hakları var.

Bu itiraz, kararın ardından 7 gün içinde yapabiliyor.. Süre yarından sonra (Çarşamba) doluyor. Bakalım haklarında karar verilen 32 sanıktan itiraz eden çıkar mı? Çıkarsa dava onlar için noktalanmış olmayacak. Noktalı virgül konmuş olacak…

Bu davanın aralarında Muğlalıların tanıdığı ve “Muğla İmamı” olduğu belirtilen Salih Demirayak‘ın da içinde olduğu 5 firari için de karara nokta değil, noktalı virgül konmuş bulunuyor. Kararda onların dosyaları ayrı tutuldu.

İddianame kabul edildiğinde 41 şüpheliden 22‘sinin tutuklu yargılandığı FETÖ/PDY Muğla Çatı Davasının en popüler ismi ise tutuklu sanıklardan itirafçı olan iş insanı Sami Çoban‘ın avukatı eski DGM Cumhuriyet Başsavcısı Nuh Mete Yüksel olmuştu…

xx           xx           xx

DGM eski Cumhuriyet Savcısı Nuh Mete Yüksel, daha FETÖ’cülük diye bir şey yokken Fetullah Gülen‘e ilk dava açan savcıdır.

Aralık 2017‘de yapılan ilk duruşmaya sanıklardan ilk itirafçı Sami Çoban‘ın avukatı olarak katılan Yüksel, kimliği ile adeta davanın önüne geçmişti. Ertesi gün gazetelerde davadan çok Yüksel ve “pişmanlık” üzerine açıklamaları yeralmıştı.

İlk duruşmada, ara verildiğinde gazetecilere açıklamada bulunan Nuh Mete Yüksel  memlekette irticai faaliyetler başlattığı için 2000 yılında hakkında dava açması neticesinde Fetullah Gülen‘in ABD‘ye kaçtığını anımsatarak şöyle anlatmıştı:

Türk çocuklarını bu menfur hareketin içine soktu. Ben özellikle büyük bir Atatürk ve Cumhuriyet düşmanı olduğunu gördüğüm için hakkında soruşturma başlattım. Soruşturma başlar başlamaz Amerika’ya kaçtı. Halen Amerika’nın kucağında oturuyor. Halbuki Yunan Sokrates kendisini kaçırmak için gelen talebelerine ‘Ben memleketimin kanunlarından kaçmam’ demişti. Bu alçak büyük bir ihanet içerisinde hala Amerika ile işbirliği halinde.

xx           xx           xx

Yaptığı işlerden hiçbir zaman pişmanlık duymadığını belirten Yüksel, o zaman hiçbir zaman kaçmadığını aynı hareketi bugün de olsa yapacağını, mücadelesinin devam ettiğini dile getirmişti.

Yüksel, 22 Ağustos 2000 tarihinde Fetullah Gülen hakkında ‘Laik devlet yapısını değiştirerek, yerine dini kurallara dayalı devlet kurmak amacıyla yasadışı örgüt kurup faaliyetlerde bulunduğu‘ gerekçesiyle dava açmıştı. Terör örgütü lideri Gülen, 10 yıl hapis istemiyle açılan davadan önce 1999 yılında ABD‘ye gitmişti.

Ankara 2 No’lu DGM heyeti, Gülen‘in gıyaben tutuklanmasına karar verirken, Ankara‘nın kararını İstanbul 2 No’lu DGM bozmuştu. Yüksel‘in hazırladığı iddianameyi Ankara 2 No’lu DGM‘nin kabul etmesinin ardından ise dava açılmış ve yapılan duruşmalarda Yüksel, Gülen‘in tutuklanmasını talep etmişti. Herkes 3 Haziran 2002‘de yapılacak Gülen duruşmasına kilitlenmişken, İstanbul Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, Çağdaş Eğitim Vakfı‘na yaptığı operasyonda Yüksel‘e ait görüntülerin olduğu öne sürülen ve Ankara‘da bir avukatlık bürosunda çekilmiş olan 4 dakika 52 saniyelik görüntü ortaya çıkarmıştı. Bir süe gündemde kalan bu kaset HSYK marifeti ile Yüksel‘i DGM Savcılığından etmişti…

xx           xx           xx

O HSYK Üyelerine, dönemin İstanbul Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerine ve  İstanbul 2 No’lu DGM Üyelerine bu konularda 15 Temmuz‘dan sonra ne yapıldı bilmiyoruz…

Belki onlarda itirafçı olmuşlardır.

O ilk duruşma arasında gazetecilere itirafçılığın çok önemli bir konu olduğunu vurgulayan Yüksel, “Örgütü bitirmenin, çökertmenin tek yolu, en kesin yolu içeride bulunan arkadaşların örgüt hakkındaki bütün bildiklerini anlatmaları. Bunu yaparlarsa zaten devlet ve mahkemeler hem adildir, hem şefkatlidir. Onlara da kucak açacaktır. Örgütü ancak bu yönden çökertebiliriz. Başka türlü örgütü çökertmek zor.” diye konuşmuştu.

Yüksel, müvekkili Çoban‘ı savunurken de “Müvekkilim vatansever bir kişidir. Bildiklerini anlattı. Tehlikeyi görerek anlattı. Bu yüzden bundan zarar görecek olan çevreler, insanlar saldırıya geçtiler. Gerek müvekkilime, gerek ailesine ve gerekse biz avukatlarına saldırı devam ediyor. Ama biz de mücadelemizi sürdüreceğiz ve devam edeceğiz” demişti.

xx           xx           xx

DGM eski Cumhuriyet Savcısı Nuh Mete Yüksel o ilk duruşmada rüzgar gibi geldi geçti.

Ancak yargılama süresince İl İmamı Salih Demirayak dışında bu davanın en popüler isimleri Demirayak‘tan sonra İl İmamı olan İlker Kaya ile şu isimler oldu;

Muğla Büyükşehir Beladiye Başkanı Osman Gürün‘ün Danışmanı Yavuz Kayı‘nın damadı Av. Mustafa ApaydınÇoban‘dan sonra itirafçı olan Apaydın aynı zamanda Muğla Kent İmamı olduğu öne sürülen Okan Özçelik‘in de işletmecisi olduğu belediye mülkü Atapark‘ın (Ardore) tahliyesi için açılan davada avukatı olarak bilinmektedir.

O günlerde Yeniasır Gazetesi‘nin 31.08.2016 tarihli sayısında “Muğla Kent İmamı yakalandı” başlıklı haberde şu ifade yeralmıştı:

Muğla’nın en gözde meydanı olan il merkezindeki Cumhuriyet Meydanı’nda bulunan mülkiyeti Menteşe Belediyesi’ne ait ‘Atapark’ isimli restoranın işletmecisi olan firari FETÖ’cü Okan Özçelik yakalandı. Daha önce restoranın işgal altında olduğunu söyleyen Menteşe Belediye Başkanı Bahattin Gümüş, ‘Tam 16 yıldır aynı kişi burayı işletiyor. İhale kanununa uymuyor. Yasal yollara başvurduk. İşgal altındaki bu işletmeyi boşaltacağız’ demişti.

Osman Gürün‘ün mülga Muğla Belediye Başkanlığı‘nda kiraya verilen Atapark‘ta işgal bu sene sona erdi ve şimdi o yeri Menteşe Belediyesi kendisi işletiyor…

xx           xx           xx

Çatı davasının popüler isimleri arasında özellikle “itiraflarıyla” gündemde kalan MUSİD eski Başkanı Sami Çoban ile söylentilerle gündemde kalan ENTAŞ yöneticilerinden Zafer Ömer Kınacı da sayılabilir.

Başta 22‘si tutuklu, 41 sanıklı FETÖ/PDY Muğla Çatı Davasında sanıklar hakkında “Silahlı terör örgütü yöneticisi veya üyesi olmak, suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklamak ve Bankacılık Kanunu’na muhalefet” suçlarından iddianame hazırlanmıştı.

Muğla 3. Ağır Ceza Mahkemesinde bu iddia ile yargılanan sanıklar 21 Aralık 2017‘de ilk kez hakim karşısına çıktılar ve o duruşmada Savcı Ersin Ak, tutuklu sanıklardan İlker Kaya, Mustafa Apaydın, Tahir Palaska, Veysi Yeşilmen ve Hüseyin Turgut‘un tahliyesini talep etti.

Mahkeme Başkanı Mustafa Güneş, tutuklu sanıklar İlker Kaya, Mustafa Apaydın, Tahir Palaska, Veysi Yeşilmen, Hüseyin Turgut, Saffet Gökçeoğlu ve MUSİD eski Başkanı Sami Çoban‘ın ‘etkin pişmanlık ve adli kontrol‘ hükümleri uygulanarak tahliyesini kararlaştırmıştı.

O gün 15 sanık tutuklu kalırken, dava sürecinde 9‘a inen tutuklu sayısı geçtiğimiz salı günü 6‘ya indi…

xx           xx           xx

Tutuklu sayısının 6‘ya indiği davada beraat eden 4 kişi ise şunlar oldu:

Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma” suçunu işlediğinin sabit olmaması nedeniyle Adem Sağlam hakkında beraat kararı veren mahkeme, sanıklardan Fikret Köseoğlu , Serhas Hakkı Ünsal ve Hüseyin Turgut içinde aynı kararı verdi. Bu kişilerle ilgili daha önce verilmiş olan “Adli kontrol” kararları da kaldırılarak, üç kişinin CMK’nın 141/2 maddesi uyarınca gözaltında geçirdikleri süreler için tazminat hakkı bulunduğu ifade edildi.

Sanıklardan İsmail Hakkı Üner için de “suçtan kaynaklanan malvarlığı aklama” suçunun unsurlarının gerçekleşmemesi nedeniyle beraatine karar verilirken, üzerine atılı “Başkası hesabına işlem yapıldığının bildirilmesi” suçunu işlediği sabit görüldü. Ancak bu suç içinde “hükmün açıklanmasının ertelenmesi” kararı verildi.

Bu karar ile ilgili “… 5549 sayılı ‘Suç Gelirlerinin Aklaanmasının Önlenmesi Hakkında Kanunun’ uyarınca takdiren 180 gün adli para cezası ile; Sanığa verilecek cezanın geleceği üzerindeki olası etkileri dikkate alındığında 1/6 oranında indirilerek 150 gün adli para cezası ile cezalandırılmasına; Sanığın ekonomik sosyal durumu göz önüne alınarak adli para cezasının 1 (bir) gün karşılığı 20.00 TL hesap edilerek 3.000.00 TL adli para cezasına çevrilmesine, İleride suç işlemeyeceği hususunda mahkememizde olumlu kanaat oluşması nedeniyle hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına” denildi.

Yarın devam ederiz.

———————————–                                                                   ———————————–

GÜNÜN SÖZÜ: Propaganda öyle bir sanattır ki insan başkasının ayağına basarken, kendisi ah der. (Bob Hope)

ÇİVİ

Hafta sonunda açık öğretim sınavı vardı. Arkadaşım “Müdür olmak için, maaş artışı sağlamak için sınava girenler sayesinde Türkiye üniversite mezunlarında dünya rekoru kırmak üzere” dedi.

Beni Bi Gülmek Aldı: )))))

————————————————————————————————————————–

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.