“FETÖ Kurbanı FETÖ’cü Davasına Girdi”

Bu haber 25 Aralık 2017 - 1:17 'de eklendi ve 2.088 kez görüntülendi.
Özcan Özgürozgurmugla@hotmail.com
Özgürce

Özcan Özgür

Muğla’da görülen ve görülmekte olan FETÖ davaları pek çok yönüyle bana ilgiye değer gelmiştir.

Muğla 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nde devam eden Muğla Çatı Davası’nda mahkeme heyeti ara karar verdi. İtirafçılar sözde Muğla İmamı İlker Kaya ve MÜSİD Başkanı Sami Çoban ile Av. Mustafa Apaydın, Tahir Palaska, Hüseyin Turgut, Veysi Yeşilmen ve Saffet Gökçeoğlu tahliye edildi. Tutuksuz yargılanacaklarmış. Duruşmalara 2 Mart’ta devam edilecek.

İlgimi çeken bu yön değil, işin “savunma” yönü… Başta Baro Başkanı Cumhur Uzun olmak üzere eski Baro Başkanlarından bazıları da FETÖ şüphelilerinin ve sanıklarının savunmanlığını yapmıştır.

O savunmaların içinde Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD) yöneticiliği yapmış ve yapmakta olan avukatlarımızda yer almıştır.

Toparlarsak Muğla’da bu FETÖ şüphelisi ve sanıklarının savunmanlığını daha çok bizim solcular üstlenmiştir. Neden? Aylardır bu sorunun yanıtını arıyorum. Bu konuda bir türlü kalemi ele alamadım…

 

xx        xx        xx

Elbette soranlar olacaktır.

FETÖ şüphelisi ve sanıklarının savunmanlığını üstlenen hiç sağcı avukat olmadı mı?

Olmaz olur mu? AK Partili, MHP’li avukatlar da FETÖ davası aldılar…

Farkında mısınız, nedense sağdan bir avukatın bir FETÖ’cünün savunmasını yapması tuhaf gelmiyor.

Ama avukat AK Partili ve hele birde partinin yönetim kademelerinde ise FETÖ/PDY ile mücadelenin önderinin Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan olduğunu göz önüne alınca “Nasıl olur?” diyorsunuz.

Ben bu güne kadar FETÖ davası üstlenmenin haklı gerekçesini ortaya koyabilen birini de görmedim…

Ama nedense solcu avukatların, özellikle belli kurum ve siyasi yapılarda yöneticilik yapanların FETÖ davası almaları insana garip ve şaşırtıcı geliyor. Elbette savunma hakkı kutsaldır. Hem o insanları kim savunacak değil mi?

Elbette savunmalılar, ama bir gerekçe olmalı. Savunmanın savunması yapılmalı…

 

xx        xx        xx

Biraz da bu yüzden mi bilmiyorum, geçen hafta başında Muğla 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nde 42 Sanıklı Muğla FETÖ/PDY Çatı Davası kaldığı yerden başlayıp da sanıklardan Sami Çoban’ın avukatlarından biri de Nuh Mete Yüksel olunca, davadan çok avukatın haberleri yapıldı.

Basında kıyametler koptu… “FETÖ Kurbanı FETÖ’cü Davasına Girdi” diye başlıklar atıldı…

Çünkü Yüksel, Türkiye‘de 2000 yılında Fetullahçı terör örgütü elebaşı Fetullah Gülen hakkında ilk resmi iddianameyi hazırlayan kişidir. Dönemin Devlet Güvenlik Mahkemesi Başkanı Nuh Mete Yüksel, terörist başı Gülen hakkında, “Laik devlet yapısını değiştirerek, yerine dini kurallara dayalı devlet kurmak amacıyla yasa dışı örgüt kurup faaliyetlerde bulunduğu” iddiası ile dava açmıştır.

Yüksel, terörist başı Fetullah Gülen’e terör örgütü kurmaktan ilk iddianameyi hazırlayarak 2002’de 10 yıl hapis istemiyle dava açtığında, FETÖ‘nün klasik kurgusu olan itibar suikastı ile görevden alınarak Ergenekon sanıklarından biri haline getirilmişti.

Eski DGM Başkanı olan Avukat Nuh Mete Yüksel, FETÖ kumpası kurbanı olarak nasıl olurda bir FETÖ sanığının savunmasını üslenirdi?                    

 

xx        xx        xx

Muğla Basını’nda ve bazı yaygın basın organlarında eski DGM Başkanı Yüksel’in FETÖ sanıklarından Sami Çoban’ın savunmanlığını üstlenmesi neredeyse “eleştiri” konusu edilirken, öteki FETÖ sanık ve şüphelilerinin savunmanlığının başta Baro Başkanı Cumhur Uzun olmak üzere Muğla siyasetinin önde gelen isimlerinin hiç eleştiri konusu edilmemiş olması da dikkat çekici bulundu…

İlginçtir, TBB Başkanı Metin Fevzioğlu da daha önce şöyle demişti:

Bu FETÖ’cü şerefsizler, bu hainler aklanacak olursa, vallahi billahi bizlere gün yüzü göstermezler

Hal böyle olunca, Muğla Baro Başkanı Cumhur Uzun’a, “Siz neden Metin Fevzioğlu gibi tepki koymuyorsunuz?” diye soruluyor.

Gönüllü Müdafii olarak bazı davalara girdiğiniz söyleniyor.” diyorlar.

Baro Başkanı Uzun’un bir açıklaması olacaktır elbette…

 

xx        xx        xx

Haftalık Radikalce Gazetesi’nin yazarlarından Efendi Can geçen hafta duruşma süreci devam ederken başarılı bir gazetecilik yaptı. Nuh Mete Yüksel ile görüştü.

Efendi Can’ın “Basın da neden dava veya müvekkil değil de Nuh Mete Yüksel manşet oldu?” sorusuna eski DGM Başkanı Av. Yüksel yanıt verirken “Ben Binlerce hukukçudan biriyim. Bugün ulusal basında bir çok gazete kendilerine servis edilen haberi yaptı. Tek Bir merkezden, spontone gelişmiş gibi, daha ötesi sansasyonel bir hava yaratarak farklı ve tehlikeli, müvekkil aleyhine ‘peşin yargı’ oluşturma çabası denilebilir. Gazetelere basın açıklamamızı gönderdik. Yayınladılar.” diyerek şöyle devam etmiş:

Yargı bunlardan etkilenmez. Bu adil yargılanma hakkına dışarıdan müdahaleye teşebbüs diye düşünüyorum. Beni eleştirsinler, bunu çok doğal karşılarım, ama benim üzerimden, etkin pişmanlık kurumunu dejenere etme hedef ve gayreti tehlikelidir. Bu davayı almamın ön şartı ‘Etkin pişmanlık ile Devlete yardımcı olup, sığınması’ olmazsa olmazımdı… Ve müvekkilimin Devletine güvenerek yapacağı samimi itiraf ve pişmanlık çok kişiye rahatsızlık vereceği, Devlete yarar sağlayacağı aşikardır. Devam eden bir davanın bu yoğunlukta benim kimliğim, kişiliğim üzerinden basına servis edilmesi, sıkıntıya gireceği düşüncesinde olanların alışkanlıkları diye düşünüyorum.

 

xx        xx        xx

Anladığım kadarıyla Av. Yüksel dün kendisine kumpas kurmuş bir terör örgütünün Muğla’daki sanığının savunmanlığını yaparken “Devlete hizmet ettiğini” düşünüyor. Kendini belki de böyle rahatlatıyor. Bilemeyiz… Burada garip olan Sami Çoban’ın “Bu adam benden intikam alır, beni satar” diye düşünmeden kendisini geçmişin “Ergenekoncusuna” teslim etmiş olması…

Savunma, ne müthiş bir mevzidir, ne zor bir meslektir… Jaques Verges diyor ki: ‘Tabii ki FLN hareketinde olan bir militanın savunması ile, Nazi suçlusu Barbie’nin savunması çok farklı olacaktır. Benim FLN militanlarıyla ilişkimle, Barbie’le ilişkim çok farklıydı. Ve bence DÜŞMANINI SAVUNABİLMEK BİR AVUKAT İÇİN İNANILMAZ BİR ONURDUR (Büyük harf bana ait) Eğer Barbie, Almanların en üstün ırk olduğunu savunmamı isteseydi yapmazdım.

Bu da Muğla Barosu eski başkanlarından Av. Mustafa İlker Gürkan’ın 2 Haziran 2017’de sosyal medya hesabından yaptığı paylaşım…

 

xx        xx        xx

Mustafa İlker Gürkan’ın bir de 5 Ağustos 2017 tarihli paylaşımı var. “Maddi Değeri Olsa Da Olmasa Da En Değerli Madalyayı Hayat Takar” başlığı ile yaptığı o paylaşım da şöyle:

Gel de akıl erdir şu işe… Fetullah Gülen Cemaati’nin büyük bir kısmı ‘FETÖ/PDY’ sanığı oldular, Türkiye’mizin dört bir yerinde yargılanıyorlar… Bu ‘sanıkları’ savunanların en az 3/4’ü de Atatürkçü/İlerici avukatlar.. ‘Yahu bu adamlar ‘Terörist’ değil bir dini cemaat mensupları, v.b.’ diyerek savunuyorlar… Siyasete boğazına kadar batmış kimi (tırnak içinde yazıyorum) ‘yandaş avukatlar’ da. Onların yargılandıkları il mahkeme binaları önünde, ‘sehpa’ kurup, idam urganları sallandırıyorlar… Neler oluyor? Neler yapılıyor?… ‘Bir düşününce’.. kaçınılmaz olarak soruyorsunuz… Ne oldu bize?…Bir tek şey sabit; ‘Hak’kı asıl olarak Atatürkçü/İlerici Avukatlar savunuyor!..’ Herhalde bu avukatların göğsüne hayatın ve tarihin en değerli madalyayı takışına tanıklık yapıyoruz….

Muğla Barosu’na kayıtlı Avukatlarından Didem Alaca Özbek de bir paylaşımında Nuh Mete Yüksel ile ilgili bir haberi eleştirirken “Avukatları savundukları kişilerle bir tutamazsınız. Bu çok büyük bir yanlıştır. Tıpkı boşanma davasında boşanan bizler olmadığımız gibi, savunduğumuz kişileri de kanunlar ve hukuk çerçevesinde profesyonelce savunuruz. Bunun dışında Sayın Yüksel ‘fetö’ Avukatı değil, bir insanın yasal Avukatıdır. Bu hukuk, bu Avukatlar bir gün herkese lazım olabilir, sapla samanı karıştırıp, mesleğin itibarını zedelemeye kimsenin hakkı yoktur. Bu haberi bu şekilde yapmak suçtur ayrıca

Anladığım kadarıyla Avukatlar suçu”, “suçlamayı” değil; “suçluyu” veya “suçlananı” savunuyorlar. Yüklemi, fiili değil özneyi savunuyorlar da denebilir mi bilemiyorum…

Ben nedense Nuh Mete Yüksel’in “Ve müvekkilimin Devletine güvenerek yapacağı samimi itiraf ve pişmanlık çok kişiye rahatsızlık vereceği, Devlete yarar sağlayacağı aşikardır.” sözüne takıldım…

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

1 ADET YORUM YAPILDI
Reşat Öztepe 25 Aralık 2017 / 14:07

Gocuman; Önümüzdeki Cümlecik; Eski DGM Başsavcısına ait. Tabii şimdi kimliği ise Avukat. demekki bizim bilmediğimiz amma Sayın YÜKSEL Beyefendinin bildiği olaylar var. sevgi ve saygı.Ben nedense Nuh Mete Yüksel’in “Ve müvekkilimin Devletine güvenerek yapacağı samimi itiraf ve pişmanlık çok kişiye rahatsızlık vereceği, Devlete yarar sağlayacağı aşikardır.” sözüne takıldım