Fethiye’de neler oluyor?

Bu haber 15 Eylül 2009 - 0:00 'de eklendi ve 1.485 kez görüntülendi.
Özcan Özgürozgurmugla@hotmail.com
Özgürce

Geçen hafta, Fethiye’de neler oluyor dedirten iki üzücü olay yaşandı.
Birisi Fethiye Belediye Başkanı Behçet Saatçı’ya yönelik bıçaklı saldırı, öteki de Fethiyeli meslektaşımız Mesut Bölük’ün “şikayetçi” olarak gittiği emniyette “suçlu” muamelesi görmesi idi…
Güney Ege’nin nedense hep belleklerimizde “Erzincan Valisi” veya “Aydın Valisi” yada “Tokat’ın 4. Murat’ı” olarak kalan rahmetli Recep Yazıcıoğlu’na benzettiğim başarılı, örnek Belediye Başkanı Behçet Saatçı’yı arayıp, bir geçmiş olsun diyemedim.
Dostum Mesut Bölük’ü de arayamadım.
Sayın Başkan’a ve sevgili dostuma geçmiş olsun diliyorum…
 
xx           xx           xx
MHP’nin Muğla Öğretmenevi’nde gerçekleştirdiği iftar yemeğinde AA’nın (Anadolu Ajansı) Muğla Büro Müdürü Kenan Gürbüz ile birlikte olduk. Haberlerinin yürütülmesinden, üzerine oturulmasından yakınıyordu. Yerel gazetelerin çoğunun “resmi ilanı hak etmediğini” söylüyordu. Meslektaşın meslektaşa sahip çıkmamasına anlam veremiyordu…
Farklı düşünmüyorduk. Hatta o akşam, benim gibi düşünen bir meslektaşa denk geldiğim için keyif aldım…
Kenan Gürbüz “tüm mesleki sorunların” çözüm yerinin mesleğin örgütü olduğunun bilinci içinde, “Neden bir başka örgütlenmeye gidilmiyor?” diye soruyordu.
Soru “Cemiyet yönetimini neden değiştirmiyorsunuz?” şeklinde de olabilirdi. Yanıt ise aslında açıktı:
Yerel gazetelerin resmi ilan gelirine sahip olup olamayacağı konusunda karar verici olan birini cemiyetin başından nasıl uzaklaştırabilirsiniz ki?!!
Belki de bu yanıtı bildiği için o soruyu sormamıştı.
 
xx           xx           xx
Muğla’da yeni bir mesleki örgütlenme mümkün, ancak bir avuç gazetecinin yeni bir örgütlenmeye gitmesi ne denli doğru olur bilemiyorum. Cemiyet yönetiminin doğal yollardan değişmesini beklemekten başka yapacak bir şey yok gibi…
Ancak ‘çalışan gazeteciler’ aralarında bir ‘dayanışma platformu’ oluşturabilirler. Oluşturmalılar da. Hiç değilse bu platformda meslektaşın meslektaşa sahip çıkmasını öğrenmenin yolu açılabilir…
Bu konuda bu yazdığım kaçıncı yazı bilmiyorum. İleride Muğla Basını’nı irdeleyenlerin benim yazılarıma denk gelip, “Muğla’da gazetecilerin mesleki örgütü ve dolayısıyla Muğla Basını şu kadar yıl işgal altında kalmış” diye yorum yapabilme ihtimallerinden üzüntü ve utanç duyuyorum…
 
xx           xx           xx
Denilebilir ki, “Yazma kardeşim. Bir yanlış varsa, o yanlışı gel örgütün içinde dillendir. Çözümünü orada ortaya koy.”… Deniliyor da!..
Ancak uzun yıllar cemiyet yönetiminde hem Naim Kılıç’ın hem de Ünal Türkeş’in başkanlıklarında ‘sekreterlik’ yaptığımı bilenler bu soruyu soramazlar!
Mesleğimle ilgili hiç mütevazı değilim. Muğla ölçeğinde iyi bir gazeteci ve yazar olduğumu söyleyebilirim…O anlamda cemiyete ihtiyacım, (yazılarım nedeniyle yargılandığım duruşmaların çıkışında arada bir geçmiş olsun diye karışlayan aradığım olsa da) cemiyetten beklentim yok. Ancak arkalarında bir mesleki örgüt gücünü, desteğini görmek durumunda olan meslektaşımız az değil…
Yaşadıklarımız bize bunu gösteriyor.
 
xx           xx           xx
Bu gün ‘insanların’ arasında maddi ve manevi sorunlar içinde işsiz dolaşan Turgutreis Belediyesi’nin eski Basın Halkla İlişkiler görevlisi Ayşegül Özsoy’u merak ediyor musunuz?
Bu köşede onun nasıl işten atıldığını ve sahipsizliğini “Ayşegül ya intihar ederse?” başlıklı yazımda anlatmıştım. Başlık işe yaramadı, ama gerçekleşti… Geçen günlerde Ayşegül intihar girişiminde bulundu ve bir süre yoğun bakım gördü…
Halen işsiz, sahipsiz ve maddi, manevi çöküntü içinde…
Kenan Gürbüz ile MHP’nin iftar yemeğinde bu sıkıntıları sorguladık. Fethiye’de Mesut Bölük’ün başına gelenleri…
 
xx           xx           xx
Fethiye’de bir orman işgali yaşanıyor. Pek çok gazeteci geçinen, havadan sudan şeyler yazıp, birilerinin yalakalığını yaparken, Mesut Bölük ‘işgalin’ haberini yapmaya kalkıyor. Orman alanını otel uzantısı imiş gibi kullanan otel sahibi Hulusi Özmekik, “Sana ne” dercesine iki adamını Bölük’ün üzerine salıyor. Bölük, sadece ‘çalışan gazeteci’ değil, aynı zamanda yerel gazete sahibi de!… Mesut Bölük’ü orman içinde yakalayan üç kişi, söz konusu haberi yapmaması için uyarıyor. Bölük’ün elinden makinesini alıyorlar. “Buraya senden başka gelebilen gazeteci var mı?” diye sorup, “Sen nasıl buna cesaret edersin. İstersen polise, istersen jandarmaya, istersen de savcıya git, üst düzey tanıdıklarım var, hepsini hallederim.” şeklinde tahdit savuruyorlar.
Bölük’de “Ben de gazeteciyim” deyip, otel sahibini ve adamlarını emniyete şikayete gidiyor, ama oradakiler kendisinin ifadesini “şüpheli” olarak alıyor!..
Arkadaşımız karakolda da dövülüp, tutuklanmadığına şükretsin diyeceğim ama, sormakla yetineceğim:
Hadi gazetecinin sahip çıkanı yok, bu memleketin de mi sahibi yok?!!
 
xx           xx           xx
İddiaya göre, bu Hulusi Mekik daha önce karakol basıp, polis dövmüş. Bu nedenle sevk edildiği savcılıkta 11 dakika da serbest bırakılmış…
Bu adam ve bunun gibileri gücünü nereden alıyor? Gazetecilerin ‘güçsüzlüğünden’ olabilir mi?
Rahmetli Yazıcıoğlu gibi yöneticilere sahip olsak bu işler nasıl yürür…

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.