Fethiye Körfezi’nde neler oluyor? « Hamle Gazetesi

Fethiye Körfezi’nde neler oluyor?

Bu haber 01 Ağustos 2019 - 0:25 'de eklendi ve 1.712 kez görüntülendi.
Özcan Özgürozgurmugla@hotmail.com
Özgürce

Özcan Özgür

Önce düzeltme; Dünkü yazımda kira ortalama m2 fiyatlarında Muğla ile İstanbul arasında 10 kuruş” farkın sehven yazılmış olabileceğini, doğrusunun “1 kuruş” fark olması gerektiğini yazmıştım. Matematiğim güvenilir değil… Hürriyet Gazetesi‘nin “10 kuruş fark” başlığı doğrudur…

xx      xx      xx

Geçen hafta cumartesi günü sosyal medya hesabımdan “AK Partili arkadaşların ‘A haber’ vari esprilerine hayranım.” başlıklı bir paylaşım yaptım. Şöyle:

İnternette ‘Tarık Binziyat‎ – FETHİYE FACEBOOK HABER’ imzalı sayfada ‘Fethiye Belediyesi yetkililerine; Fethiye halkının vergileri ile alınan ve Fethiye halkına ait olan Arıtma cihazının, Bodrum’a tatile gelen İmamoğlu’nun daha temiz bir Deniz eşliğinde tatil yapabilmesi için Bodrum’a götürüldüğü doğrumu..?’ diye yazılmış.

BENİ Bİ GÜLMEK ALDI TABİ…

Ama gerçekten ayıp… Bu ‘Arıtma’ çeşmeye takılan süzgeç değil ki…

Altına da “Ancak Fethiye Belediyesi ve MUSKİ’nin bu konuda bir açıklama yapmasını bekliyoruz. Fethiye’de Çalış Plajı’ndan kirlilik şikayetleri artmaya başladı.” diye yazdım.

Meğer Fethiyeliler ne kadar çok rahatsızlarmış. Fethiye Belediyesi ve MUSKİ dışında herkes yazdı, içini döktü… Gerek benim paylaşımım, gerek ardından gelen paylaşımlar ve Fethiye Körfezi‘nde suyun renginin sarı ve yeşile dönmesi vatandaşlar arasında tartışmalara neden oldu…

xx      xx      xx

Fethiye‘nin Çalış Plajı ile ilgili uzun zamandır şikayetler geliyordu. Hatta geçen Cuma günü DSP‘nin Ortaca Belediye Başkanı Adayı Av. İsmail Varol telefonla arayıp ilgilenmemi rica etmişti.

Sonunda Fethiye‘de Osman Baykuş, Mesut Bölük; Dalaman Çukuru‘nda Ömer Kundakçı ve Mete Sönmez; Marmaris‘te Mustafa Sarıipek, Ali Gündoğan, Bodrum‘da Fatih Bozalan ve Mustafa Gündoğ, Milas‘ta Nevzat Çağlar Tüfekçi ve merkezde ben ve Adem ÜlkerGüzin Abla”ya döndük…

Bu durumdan şikayetçi değilim. Arkadaşlarımın da şikayetçi olduklarını sanmıyorum..

Ben konuyu araştırırken, hafta sonu Çalış suları “yeşil”e döndü. Tecrübelerimize göre bu bir alg patlamasıydı, ama neden böyle olmuştu?

Paylaşımımın altında hemen siyaset yapmaya kalkanlar oldu. Neymiş; en iyi arıtma Marmaris‘te yapılıyormuş, çünkü oradan ANAP geçmiş… Oysa ANAP o yıllarda Bodrum‘dan da geçmişti, ama Bodrum hala kanalizasyon sorunu yaşıyor!.. “Marmaris’te İsmet Karadinç vardı” dese olurdu… Üstelik Köyceğiz ve Dalyan‘da da senelerdir sorunsuz arıtma yapılıyor… Oradan ise Almanlar geçmişti… Muğla’da kirliliğin engellenmesi ve sonra temizlenmesi hangi partiden olursak olalım hepimizin sorunu…

xx      xx      xx

Çalış‘ın yeşile boyanması üzerine “Fethiye-Ölüdeniz arıtma Tesisi açıldı. Herşey Güzel Olacak” ve “Fethiye’ye CHP geldi, Bahar Gelmedi” gibi ironiler yapılırken, AK Parti‘nin Fethiye‘de önde gelen isimlerinden Selahattin Kayaman onlardan farklı, ama benden farklı düşünmüyordu. Kayaman, “Körfez hepimizin” başlıklı paylaşımında şu ifadeleri kullandı:

Muğla Valiliği Ankara’ya hükümete başvurmalı tamamen çamur olan Körfez’in temizlenmesi lazım geldiğini bildirmeli. Hükümetten Körfez’i temizlemek için bilim adamlarından bir komisyon kurulması ve tetkiklerde bulunulması istenmelidir. Körfez’de yıllardır biriken en az 10 metre kalınlığında bir iki milyon ton çamuru temizlemek Fethiye Belediyesi’nin tek başına yapacağı iş değildir. Muhakkak Ankara’nın bu işe el atması elzem olmuştur. Başka Fethiyemiz ve Körfezimiz yok…

Paylaşımımın altında ben de “Topu Bakanlığa atmayın” diyen birine “Bilgin Bey sorun körfezin temizlenmesi mi, kirletilmemesi mi diye bakmak lazım… Aslında her ikisi de… Ancak işe KİRLENMENİN DİZGİNLENMESİ ile başlanır… Bu yerel yönetimlerin işi… Sonra körfezin temizlenmesine geçilir… Bunu da hangi belediye olursa olsun yapamaz. Bu Devlet meselesi.” dedim.

xx      xx      xx

Paylaşımıma yorum yapanlardan biri de seneler önce Çalış‘taki arıtmanın ihalesine girdiğini belirten Efendi Can oldu. Efendi CanArıtma 1999 Model ve kapasite hesabı tutmadı..! O zaman işin içinde Alman Müşavirlik Firması olunca ‘Bunlar yüzyıllık planlama yapar ve sıkıntı olmaz’ diye düşünüyordum…! Bizde firma olarak bu işe talip olmuştuk..! Olmadı.. Arıtma devreye girmeden önce Körfez bu kadar kirli değildi…! Şu anda arıtma tesisi atıkları aynen denize deşarj ediyor…! Ve Dünyanın hayran olduğu Körfez’e çok hızlı çözüm gerekiyor..! İnşallah siyasallaştırmadan ortak bir çaba ile işin içinden çıkılır..!” diye yazdı.

Fethiye‘nin “tarım kenti” de olduğuna dikkat çeken Çevre Mühendisi Hakan Şenol ise “Denizi besleyen tatlı su kaynaklarının etrafındaki tarım arazilerinde gübre kullanıldığı ve besleyici elementlerin büyük kısmını da gübre oluşturur, kirliliğin olduğu yerde ilk çoğalacak olan şeyler alglerdir. Bir suya gübre karışması da kirliliktir. Su sıcaklığı ve besin de bolsa çok hızlı çoğalma yaparlar. Eğer balık ölümleri artar ve yüzeye vurursa tehlikenin boyutu fazladır demektir. Fethiye körfezinin kapalı olması, sirkülasyonunun olmaması nedeniyle bu kirlilik süreci uzun sürecektir.” ifadesinde bulundu.

Şenol‘un kastettiği bu olmasa da ben birazda “ironi” yaparak, “O zaman Fethiyeliler ya tarım, ya turizm yapsın… Ülkemizde maalesef ikisi birlikte olmuyor… Hele Belkediye de seyirci kalıyorsa…” diye karşılık verdim. Kastettiğim Büyükşehir Belediyesi‘ydi ve elbette turizm ile tarım birlikte pekte güzel yapılırdı. Yeter ki senkronize olabilelim…

xx      xx      xx

Konu gerçekten önemli. O gün (28.07.2019) Muharrem Sarıkaya‘da Haber Türk‘te “AK Parti İl Başkanları: Biz neyiz, sistemdeki yerimiz, statümüz ne?” başlıklı yazısında alg patlamasına da yer vererek “turizmi bitirmek için ‘Alg’ algısı da yeter…” dedi. Sarıkaya muhtemelen o gün oralardaydı ki, “Deniz bir anda çim ekilmiş bahçeye döndü, bir ada oluşturup, Kızıl Ada önlerinden akıntıyla kıyıya yaklaştı, oradan da Fethiye Limanına doğru yol aldı…” diyerek alglerin oluşumunu anlatmış. Bunda “arıtma sistemlerinin çalıştırılmamasına” dikkat çekmiş. “Yanlış anlaşılmasın, tek başına belediyelerden söz etmiyorum: pıtrak gibi büyüyen tatil siteleri ve turizm yatırımlarının artmaları da son dönem sıkıntılı bir hal almış.” derken, şöyle devam etmiş:

Gerekçe olarak da bir anda yükselen elektrik faturalarını gösterdiler. Her ne kadar Çevre Bakanlığı, Çevre Kanunu’nun 29’ncu maddesinin emri gereği, arıtma tesislerinin elektrik giderinin %50’sini yıl sonunda geri ödüyor olsa da bu dahi pahalı gelmeye başlamış. Bazıları da buradan aldığı indirimi, sanki arıtma sistemini çalıştırıyormuş gibi başka alanlardaki elektrik giderlerine saymaya başlamış. Eğer bir önlem alınmaz ise tırizme yaratacağı etkinin büyüklüğünün hangi boyuta ulaşacağı açık. Bunun denetimle çözülecek tarafının kalmadığı da yıllardır görünüyor.

Sarıkaya, Bakanlığın elektrik iadesinin arttırılmasını isterken noktayı “Sintine içinde kalmış turizm algısını da bedava elektrik versen hiçbir arıtma sistemi temizlemez…” diye koymuş.

xx      xx      xx

Paylaşımın altına çok yorum yapan oldu. Onlardan Çevre Mühendisi Zeynep Atik Öztürk, denize yakın arıtma tesisleri ‘ileri arıtma (azot ve fosfor giderimi)‘ ve desarj noktaları ‘derin deniz deşarjı‘ değilse bu sorunun yaşanabileceğini belirtirken, “Turizm ve rekreasyon alanlarında alıcı ortamın ‘en yakın nokta’ yerine ‘derin deniz deşarjı’ hattı ile yapılarak ilk yatırım maliyeti gözden çıkarılmalı çünkü devamında oluşabilecek sorunları gidermek için daha çok maliyet daha çok sorun yaşanır bence. Şu an şekildeki (Çalış fotoları) gibi ve benzeri oluşan sorunun elbetteki tek nedeni bu değil, ama önemli nedenlerden biri.” diyerek şöyle anlattı:

Tarımin bilinçli bir şekilde uzman eller vasıtasıyla yapılarak fazla ilaç ve özellikle fazla gübre kullanımının önüne geçilmelidir. Doz çok önemlidir. İlaçda ve gübrede uzmanların verdiği dozun aşılması o ilacı ve gübreyi faydasından çok zararlı hale getirir. İlacı zehirden ayıran sınır ‘doz’ dur. Bunun yanında tatlı su kaynaklarinin geçtiği yerlerdeki kirlilik noktalarının belirlenmesi de önemlidir. Örneğin Dalaman Çayı Denizli’den geçmekte ve Denizli’de birçok tekstil fabrikasının endüstriyel atık suları Dalaman Çayı’na ‘belki’ de boşalmaktadır. Bunun gibi, yeteri kadar sirkülasyon olmayan ve durgunlaşarak denize akan tatlı suların zaten içinde bulunan ve dışarıdan gelen kirliliklerin, suyun durgunluğundan dolayı doğal arıtılması mümkün olmamakla birlikte içindeki yaşam da oksijensizlikten biter. Yüzeyde bulunan alg, suya oksijen girmesine engel olur ve suyun altında oluşan kirlilik daha çok artarak denize girmiş ve denizi de kirletmiş olur. Bu nedenler tek tek ve ayrı ayrı gözden geçirilerek çözüme gidilmeli. Nedenler ayrı olsa da hepsi bir noktada yani doğada birleşir. En sonunda ‘doğa’ insanoğlunun karşısına dikilerek hesap sorar.

xx      xx      xx

Sorunun Çevre Mühendisi Zeynep Atik Öztürk‘ün anlatımından daha iyi anlatılabileceğini sanmıyorum. Herkes üstüne düşeni yapar ve senkronize olunabilirse tarımdan da turizmden de vazgeçmeden sorun çözülebilir. Köyceğiz ve Marmaris örnekleri önümüzde duruyor. Umarım arıtma sistemlerinin hepsinin, özellikle Ölüdeniz‘in ucunda derin deşarj vardır.

Acı olan Muğla gibi bir turizm merkezinde hala bu sorunun yaşanıyor olması…

Şimdi bir an önce Yerel Yönetimlerce Çalış Arıtması ile turizm tesislerinin arıtmaları randımanlı çalıştırılmalı ve Körfezin temizliği içinde ilgili bakanlıklar harekete geçmelidir.

Yarın: Osman Gürün ne diyor?

——————————                                                             ——————————

GÜNÜN SÖZÜ: “Doğru olduğunu düşündüğümüz şeyi yapmalıyız Çünkü eğer doğru şeyi yapmazsak, yanlış şeyi yapacağız ve iyileşmenin değil felaketin bir parçası olacağız” Fritz Schumacher.

ÇİVİ

Fethiye’den gazetelerde yazan bir avukat, “Mahir Kaynak gibi düşünmeli. Körfez hep kirliydi. Yeniden gündeme gelmesi kimin işine gelir?” diye sordu. Arkadaşım “Körfezi temizleyecek firmaların” dedi.

Beni Bi Gülmek Aldı: )))))

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

1 ADET YORUM YAPILDI
Reşat Öztepe 01 Ağustos 2019 / 15:22

Gocuman; Yazınızı okudum. Fethiye Denizi ve Fethiye Körfezi “‘yenimi?'” gelmiş Fethiye ye diyesim geliyor. Amma diyemiyorum. Yzyıllardan beri burada da , İnanlar ne zamandan beri Fethiye Körfez,i etrafında. Neyse,Nasrettin Hocamızın bir nüktesi var. Hırsız’ın hiç mi suçu yok. 1999-2019 arasında kesintisiz Fethiye Belediye Başkanı kimin olduğu belli. Atanmadı Halk seçti. demek ki halk memnun idi. o zaman da halk bu oluşuma öyle tepki göstermemelidir. sevgi ve saygı.