Ferit Özşen ve Metin Ekiz’in Muğla’da Yaptığı Heykeller Nerede?

Bu haber 13 Haziran 2017 - 1:02 'de eklendi ve 1.077 kez görüntülendi.
Namık Açıkgöznamikacikgoz@gmail.com

Prof. Dr. Namık Açıkgöz

Muğla’ya 1994’te geldiğimde gidip gördüğüm yerlerden birisi Konakaltı Kültür Merkezi idi. Muğla hakkında, gelmeden önce yaptığım araştırmalarda Konakaltı’nın restorasyonu konusunda bilgiler edinmiştim. Prof. Dr. Metin Sözen hocam ile yaptığımız sohbette ve başka yerlerde Nail Çakırhan’ın adını Konak Altı ile beraber duyup okumak ayrı bir heyecandı benim için. Çünkü N. Çakırhan 1982’de Muğla’daki eserleriyle Ağa Han Mimarlık ödülünü almış biriydi ve ben az da olsa Çakırhan’ın yaptığı evlerden birkaç tanesi hakkında bilgiye ulaşabilmiştim. (Google hazretleri o zaman henüz icad edilmediğinden, dergi ve kitaplarda birşeyler var mı diye araştırırdık. Şimdi öyle mi? Yaz google’a, gelsin bilgiler!…)

Konakaltı Gerçekten ahşabın çok güzel kullanıldığı harika bir mekân idi. Eskiden atlar zemindeki ahırlarda, insanlar üst kattaki odalarda kalırmış. Devir değişip atlar ve hanlar günlük hayatımızdan çekilip gittikten sonra, zamanın belediye başkanı Sayın Erman Şahin, eski mekânı yeni fonksiyonlarla hayata kazandırmış… İyi de etmiş. Allah ondan razı olsun.

Konumuz Konakaltı değil, burada bulunması gereken heykeller.

Erman Bey, 1984-87 arası bir grup heykeltraşı Muğla’ya davet etmiş ve öğrencileriyle gelen heykeltraşlar, 15 kadar heykel yapmışlar.  Bu heykellerden ikisi hâlâ Konakaltı bahçesinde ama ne yöneticiler farkında bu heykellerin ne de ziyaretçiler, ne de polis!… (“Polis”, Nazım’ın o meşhur Gülhane parkı şiirinden sızmadır bu metne. Nail Çakırhan’dan söz ederken araya Nazım’dan bir şey girmesi normaldir.)

Ne yalan söyleyeyim, ben de o iki heykeli görmüş ama hiç dikkatle bakmamıştım. Birkaç ay önce, yok yok tam tarih ve saat vereyim, 5 Nisan 2017 günü saat 19.16’da İstanbul’da yaşayan ve Erguvan Derneği Başkanlığı da yapan aziz dost Hüseyin Emiroğlu’nun bir hatırlatması ile o iki heykele tekrar dikkatim çekildi.

Aziz dostum Hüseyin Emiroğlu’nun verdiği bilgilere göre, 1984-87 arasında Muğla’da heykel çalıştayı yapılmış ve Prof. Dr. Ferit Özşen ve Metin Ekiz bu çalıştaya katılmışlar.

Maalesef o çalıştaydan Konakaltı Bahçesindeki 2 metal heykel kalmış.

Heykellerden biri meş’ale fonksiyonunda bir kompozisyona benziyor; diğeri ise güreşe tutuşmuş iki pehlivan. Pehlivan heykeli çok dikkat çekici aslında.  1 metre falan yükseklikte ama bir pehlivanın diğer pehlivanı belinden kavrayıp kündeye getirmek üzere olduğu sahne…  Bu heykelde çizgi ve hareket gerçekten usta işi.

Pehlivan heykelinin 2013’te kaybettiğimiz Metin Ekiz’e, diğer heykelin de Prof. Dr. Ferit Özşen’e ait olduğunu söylüyor Hüseyin Emiroğlu. Bu eserlerin yanına, sanatçıların isimleri yazılmalıdır.

Erman beyin söylemesine göre başka heykeller de varmış o çalıştaydan kalan ama görünürde yok o heykeller. Bir yerde depoda veya mahzendeyse, çıkarılıp korunaklı bir yerde sergilense çok iyi olur. Ayrıca Konakaltı’ndaki o 2 heykel de tabiatın insafına terk edilmemeli. Nihayetinde metalin de açık havada bir yaşama süresi var. Ayrıca bu sanat eserleri sıradan bir şeymiş gibi muamele görmemelidir. Esas korkum, başka metal heykelleri olup da hurdacıya falan verilmesi.

 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

1 ADET YORUM YAPILDI
Turgut Ekiz 13 Haziran 2017 / 21:41

Yazınızı okudum… Duyarlılığınız için çok teşekkür ederim. İki yıl önce ben kendim önce teelefonla arayıp bilgi vermişti. Hekyellerin kime ait olduklarını bilmiyorlarmış. Benden öğrenmişler. İki yıl önce gittiğimde bizzat heykelin kime ait olduğunu belirten bir levha konmasını rica etmiştim. Mutlaka yapacağız dediler. Hala koymadılar demekki… Sadece abimin değil, diğer heykeller de bulunup, kime ait oldukları tespit edilmeli. Şu an böyle heykeller ancak müzelerde var. Oysa belediyenin belli ki elinde önemli bir koleksiyon var. Ama pek değerini bilmiyorlar. O heykeller mutlaka kapalı alana alınmalı. Tekrar teşekkür ediyorum, bu güzel duyarlı yazınız için…