FELAKETLER ÜLKESİ OLDUK

Bu haber 10 Eylül 2009 - 0:00 'de eklendi ve 749 kez görüntülendi.
İsmail Ataseverismailatasever@hamlegazetesi.com.tr

Son yıllarda başımıza musallat olan misli görülmemiş olaylar üzerine tek söyleyebileceğim, felaketler ülkesi olup çıktığımız.
Biraz da biz davetiye çıkarınca, olanlar oluyor.
Hiç kimse abarttığımı sanmasın.
Afaki bir takım açıklamalar yaparak, halkın morali üzerinde etki yaptığım düşüncesinde olmasın.
Olmamaları gerekir.
Zira görünen köy kılavuz istemiyor.
Günümüz ve geçmişte bizatihi yaşadığımız olayları göz önüne getirelim.
Şu sıra hala etkisini sürdürdüğü Trakya Bölgesi ağırlıklı yağışlar sonrasında ortaya çıkan manzara, her şeyi anlatmıyor mu?
Yakın zamanda böyle bir tablo görmedik.
Çok değil 5 sene öncesinde Endonezya ve yakınlarında gördüğümüz Thsunami dalgalarının etkisiyle ürkmüş.
Galiba dünyanın sonu geldi diyenlerle karşılaşmıştık.
Peki bir uçtan diğerine İstanbul’u etkisi altına alan sel’in Thsunami’den farkı var mıydı?
E 5 Karayollarıyla birlikte ana arteller tamamen sel sularıyla kaplı.
Ara sokaklar ve caddelerden dem vurmuyorum.
Zira diğerleri yanında onlar küçük ölçekte selin etkisinde.
Asıl felaket diğerlerinde.
Zaten yazımın baskıya verildiği saat itibariyle hayatını kaybedenler sayısının 30 civarında olması her şeyi açıklıyor.
Düşünebiliyor musunuz?
2 saatlik bir yağış sonrasında bu sayıda insanımız hayatını kaybediyor.
En azından 500 civarında araç sel sularına kapılmış.
Çatalca yakınlarındaki bir çiftlikte hayvanlar aynı akıbetin kurbanı.
Kısaca ekranlara yansıyan görüntüler şunu gösterdi.
Türkiye bir felaket ülkesi olup çıktı.
Aksi iddia edilemez.
Ortaya çıkan tablo aynısıyla vaki.
***
Bu felaket üzerine bazılarımız, acaba tedbirler alınamaz mıydı?
Önceden bir takım önlemler alınsaydı da bu denli kayıplar olmasaydı şeklinde düşünebilir.
Elbette muhtemel doğa olayları karşısında tedbiri elden bırakmamak gerekir.
Siz ne denli tedbir aldınız, o oranda az zararla geçiştirebilirsiniz.
Ancak…
Olayın boyutu İstanbul’da görüldüğü gibi ise, aldınız tedbirler pek işe yaramaz.
Eğer 2 saatlik süre içerisinde metre karaye1 kg üzerinde yağış düşüyorsa, zarar ziyanla karşılaşmanız kaçınılmazdır.
***
Türkiye olarak karşı karşıya kaldığımız olaylar, ne yazık ki  birkaçıyla sınırlı olmadı.
*25 yıldır başımızı alamadığımız terör, tüm dikkatleri ülkemiz üzerine çekiyor.
Olayların eksik olmadığı ülke imajının yaratılması bu yüzden.
Aynı zaman diliminde 30 binin üzerinde verdiğimiz şehitler.
*Ne  yazık ki sayıları 200 civarında dünya ülkeleri arasında trafik terörüne daha fazla kurban veren bir ülke yok.
Özellikle yaz sezonunda yolların kan gölünden farksız hale geliyor.
Dolayısıyla beraberinde verdiğimiz maddi manevi kayıplar.
*Her yaz mevsiminde binlerce ormanlık alanın yanıp kül olması, bir başka felaket.
Birileri çıkıp, başka ülkelerde de orman yangınları oluyor.
Sadece Türkiye’yle özgü değil ki derse, şu hususu hatırlatmak isterim.
O ülkelerde tek tük yangınlar çıkıyor.
Oysa bizim ülkemizde aynı anda pek çok noktadan çıkan yangınlar, ormanlarımızı yakıp kül ediyor.
Hem de her yangın mevsiminde.
Yangınların neden ve kimler tarafından çıkarıldığı tespit edildiği halde, yürürlükteki yasaların yaptırımdan uzak olması, felaketin bir başka halkası.
Çok değil 10 sene öncesinde yine Marmara Bölgesi ağırlıklı depremin sebep olduğu ölüm ve yıkımlar.
Yüzyılın en büyük felaketi olarak gösterilen Marmara depreminde kaybettiğimiz resmi rakamlara göre 20 bin, aslında 30 binin üzerinde insanımızın hayatından olması gösteriyor ki, Türkiye, ne yazık ki bir felaket ülkesi olup çıktı.
Sonuçta, doğal olaylar karşısında insanoğlunun aciz kaldığı düşünülerse, tek yapabileceğimiz, elimizden geldiğince tedbir almak ve de Yüce Yaratana sığınmak.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.