Felaket Geliyorum Demez

Bu haber 22 Ekim 2015 - 23:06 'de eklendi ve 1.375 kez görüntülendi.
Özcan Özgürozgurmugla@hotmail.com
Özgürce

Televizyondaki haber spikeri havanın nerelerde yağışlı olduğunu anlatıyor. Bazı yerler içinde sel uyarısında bulunuyor. Hatta heyelan…

Son iki yılda Türkiye’de sel uyarısı yapılmayan veya selle, en azından su taşkını ile karşılaşmayan yer kaldı mı bilmiyorum. Haber spikerleri dün ve bugün için de Muğla’ya uyarıda bulundu. Dün korkutucu bir şey olmadı. Umarım bugün de olmaz.

Daha Bodrum’un yaraları sarılmamış, olası bir sel felaketine karşı önlemler alınmış değil!

 

xx           xx           xx

Yıllar önce iklim değişikliğiyle ilgili bir toplantıda duymuştum. Toplantının uzmanlarından biri şöyle diyordu:

“Derelerin belleği vardır. Gün gelir yatağını anımsar. Oraya döner. Buna dereler eninde sonunda intikamını alır da diyebiliriz. Bu bazen kırk yılda bir, bazen elli yılda bir olur. Yirmi beş yıl da olduğu da olur.”

Son zamanlarda ülkemizde yaz kış demeden hemen her ay, her hafta herhangi bir yerde yaşanan sel felaketi için doğrudan “dereler yatağına dönüyor” demek ne kadar doğru olur bilemiyorum.

Ama iklim değişikliğinin sonucunu yaşadığımız da bir gerçek.

Derelerle oynayan insan, iklim değişikliğine yol açan da insan…

 

xx           xx           xx

Geçmişten ders almasını bilmiyoruz. Geçmişten ders almadığımız gibi açgözlüyüz, doymak bilmiyoruz. Bir bakıma başımıza ne geliyorsa yerel yönetimlerin politikacıların elinde, rantiyecilerin emrinde kullanılmasının sonucu yaşanıyor.

Dere yataklarına, vadilere, inşaat ruhsatı vermekle yetinmeyip, bodrum katlarına oturma ve iş yeri ruhsatı veriyoruz. Bazen bodrum katı oturma veya inşaat ruhsatı bile olmadan kaçak kullanıyoruz. Su bastığında da yerel yönetimden şikayetçi oluyoruz!

Benim anlayamadığım böyle yerlerin tekrar tekrar su baskınına uğraması.

İstediğinde her şeyi denetleyen yerel yönetimler, pek çok konuda “şikayet olmadan” denetim de yapmıyor. Yapmış olsalar, ruhsatsız kiraya verilen bodrum katlarını, iş yerlerini mühürlerlerdi…

 

xx           xx           xx

Bizden önceki kuşaklar düz ova dururken hep yamaçlarda yerleşme yoluna gitmişler. Bizlerden daha aptal değillerdi her halde…

Bir şey görmüşler. Yağmur suları yamaçlarda durmuyor, ovayı göle çeviriyor. Gördüklerine göre doğa ile barışık yaşamışlar…

Biz ne yaptık? Verimli ovaları imara açıp, dere yataklarını kapattık!

Kimi kime şikayet edeceğiz?

 

xx           xx           xx

Muğla il merkezini örnek alırsak, şehir Kızıldağ ve Hisar (Asar) Dağı eteklerine kurulmuş. O zamanlar “Akyol” denilen bugünkü Recai Güreli ve Abdi İpekçi Caddelerinin altında; eski garaj alanı ve Atatürk Stadyumu ile Endüstri Meslek Lisesi, Devlet Hastanesinin altında yerleşme yoktu.

Yağmur yağdı mı yolda yürürken kimsenin ayakkabısının içine su girmezdi.

Bir kere sokakların büyük bölümü Arnavut kaldırımıydı. Hisar Dağı’ndan inen yağmur suları Cumhuriyet Meydanı’na ulaşamazdı. Toprak hemen suyu emerdi. Başta Karamuğla Deresi olmak üzere Tabakhane Deresi, Kanlı Dere ve adlarını bilmediğimiz büyüklü küçüklü on kadar dere ve derecik yağmur sularını alıp götürürdü.

 

xx           xx           xx

Elbette Muğla Kentsel Sit Alanı (Eski Muğla) ve sit alanı geçişi denilen bölümüyle dondurulup, öylece bırakılamazdı. Dünyada böyle bir şey yok.

Dünya’da verimli veya verimli hale getirilebilecek tarım alanlarının imara açıldığı bizden başka örnek te yok!

Ovaları bitirdik, ormanları kesip imara açıyoruz. “Enerji üreteceğiz” diye rantiyeci bir anlayışla dere yataklarına HES kurmaya veya HES kurabilmek için dere yataklarını değiştirmeye kalkıyoruz. Böylece sel felaketinin yanında heyelanlarla da tanışmış bulunuyoruz. Bir türlü ders alıp durmak ta bilmiyoruz…

 

xx           xx           xx

Muğla büyümeye devam ediyor. Elbette büyüyecek. Büyümeli de. Ama bu büyüme beraberinde her bakımdan sağlıklı gelişmeyi de getiren planlı ve sağlıklı büyüme olmalı.

Şuan da Muğla’nın gündeminde bütün ili kapsayan 1/25.000 ölçekli planlama var. Umarım bu birilerine rant yaratmayan gerçekçi ve sağlıklı bir planlama olur.

Senelerdir Muğla il merkezinde Muğla Ovası’nın imara açılıp açılmaması konuşulur. Oysa ova imara açılalı yıllar oldu. Allah doyursun herkesin gözü Karabağlar Yaylasının üzerinde!

 

xx           xx           xx

Eski Muğla’da sel felaketi, su baskını nedir bilinmezdi. Çocukluğumda en büyük felaket Karamuğla Deresi’nin taşması ve derenin iki çocuğu alıp götürmesi olmuştu. Yine de ev ve iş yerlerine su baskını olmamıştı. Zaten bodrum kat yoktu!

Muğla Ovası verimli bir tarım alanı değil. Endemik bitki türlerine de sahip değil. Bu anlamda (delinmiş olsa da) koruma altına alınmış olması insana çok anlamsız geliyor. Buna karşılık Muğla Ovası’nın, Uğur Mumcu Bulvarı’nın Karabağlar Yaylası’ndan yana kısmının ve Hamursuz Dağı’nın Düğerek’ten yana kısmının sel felaketlerine karşın yapılaşmaya kapalı tutulmasında yarar olduğu da bir gerçek.

Orasından burasından ovayı, yaylayı tırtıklayacağımıza nasıl TOKİ Evleri için bir kısmı imara açılabildiyse Karadağ’ın tamamı teraslanıp imara açılmalıydı.

Hala geç kalınmış sayılmaz…

 

xx           xx           xx

Rahmetli Oktay Ekinci yıllar önce Muğla’nın büyümesi ve gelişmesi için şöyle demişti:

“Muğla bu haliyle (Eski Muğla’yı kast ediyordu) korunmalı. Uydu kentler kurulmalı. Aslında Muğla’da uydu kent kurmaya bile gerek yok. Yerel yönetimin Bayır, Yeşilyurt, Kafaca, Yerkesik, hatta Ula’ya gece saat 24.00’e kadar düzenli otobüs seferleri koyması yeterli olacaktır. O zaman insanlar hem ev kiraları ucuz olduğu için, hem konut yapmak üzere arsa sorunu bulunmadığı için şehrin yeni çekim merkezleri haline gelecektir.”

Bu sözler yaklaşık 10 yıl kadar önce söylenmişti.

Yapılabilirdi… Tabii bu tür işler rantiyeci anlayıştan uzak, vizyon ve misyon isteyen işler…

Bugün 10 dakika ötedeki Kozağaç Köyü’ne ulaşım sağlayamıyoruz!

 

xx           xx           xx

Her şeye rağmen halen geç değil…

Şimdilik derelerimiz yatağını anımsadığı için değil, iklim değişikliği sonucu doğanın birkaç küçük tokadını yemiş bulunuyoruz.

Allah göstermesin daha büyük felaketlerle karşılaşabiliriz. Bir an önce eski dere yataklarımızı şu anda aktif olmasalar bile aktif olabilir hale getirmekte; Kızıldağ’ın batı yakasında “sulanma” yaşanan alanda önlemler almakta; geçmişte ova ve yayla dediğimiz alanlarda yapılaşmaya sınır getirmekte yarar var.

Şimdi benimki biraz şom ağızlılık olacak ama umarım bir gün şiddetli bir yağış sonucu kanalizasyon artıma tesisinin başına iş gelmez!

 

xx           xx           xx

Önceki gün saat 17.00’de de Muğla Büyükşehir Belediyesi’nden şu duyuru yapılmıştı:

“Meteoroloji tahminlerine göre 22.10.2015 Perşembe günü özellikle Bodrum, Marmaris, Köyceğiz, Ortaca, Dalaman, Fethiye ve Seydikemer ilçelerimizde kuvvetli sağanak yağış beklenmektedir. Vatandaşlarımızın sel baskınlarına karşı önlemlerini almaları rica olunur.”

 

 

 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.