FELAKET FELAKET ÜZERİNE

Bu haber 20 Temmuz 2009 - 0:00 'de eklendi ve 739 kez görüntülendi.
İsmail Ataseverismailatasever@hamlegazetesi.com.tr

Türkiye olarak gün geçmiyor ki, yeni bir felaketle karşılaşmayalım.
Hem de her alanda.
Üstelik akla hayale gelmeyen olumsuzluklarla.
Bu nedenle bir kere daha kendini gösterdi ki, insanımızın hayatı çeşitli riskler altında.
Aksi olsaydı bu denli elim olaylarla yüz yüze gelmezdik.
***
Hangi birinden dem vurayım.
2 gün öncesinde, sadece bölge halkını değil tümüyle vatandaşlarımızı derin üzüntülere gark eden, Karadeniz Bölgesinde meydana gelen sel felaketinden mi!
Oysa, bu doğa olayının işaretleri sezilmişti.
Artvin Şavşat’ta, sel felaketine karşı alınan tedbirlerin yetersiz olduğu, bizatihi yöre halkı tarafından dikkat çekilmişti.
Şiddetli yağmur sularının oluşturacağı sel’i, önüne çekilen bent’in yetersiz kalacağı vurgulandığı halde olanlar oldu.
Şiddetli yağmur sularının oluşturduğu sel, önüne gelen ne varsa aldı götürdü.
TV ekranlara yansıdığı kadarıyla ilk belirlemelere göre 6 kişi hayatı kaybediyor.
Daha da öte, beklide bölgede kendini gösteren yağmurların oluşturduğu sel üzerine ismi verilen, minik yavrumuz Selin’den haber yok.
Asıl olan ne biliyor musunuz?
Bu ve benzer olaylar, bölgenin iklim koşulları nedeniyle sık aralıklarla meydana geleceği kaçınılmaz olduğu halde, gerekli önlemlerin alınamaması.
Belli ki onca doğal afetlerle karşılaşılmasına karşın, her kim olursa olsun kulağının üzerine yatmış.
Aksi olsaydı, geliyorum diye bas bas bağıran felaketlerin önü alınır.
Dolayısıyla hiçbir vatandaşımız hayatından olmazdı.
***
Aynı olaylarda uğradığımız maddi zararlara ne denir?
Havanın yağışlı olduğu süreçte, yağmur sularının nasıl bir felaket oluşturduğu yatsına bilir mi?
Çoğu kez evler ve iş yerlerine basan sel suları.
Patlayan kanalizasyon ve içme suyu boruları.
Selin önünde bir oyuncak gibi sürüklenen onca araç ve gereçler.
***
Yıllardır maruz kaldığımız olumsuzluklar sadece bunlarla sınırlı olsa.
Yollarımızın bir uçtan diğerine kan gölüne döndüğü, adeta kanayan bir yara.
Bizzat tanık olduklarımız bir yana, yine TV ekranlarına yansıyan görüntüler, sanki sıradan olaylar.
Medya organlarına yansıyan trafik kazalarını öylesine kanıksar hale geldik ki.
Bu tür kazalar, günlük gelişmelermiş gibi veriliyor.
Tabi hayatından olan nice insanımız ve geride bıraktıkları.
Gözü yaşlı anne, baba, eş ve yetim-öksüz kalan çocuklar.
Çoğu kez bir ailenin toptan yok olması.
Dünya ülkeleri arasında trafik kazaları yönüyle ilk sırada bulunduğumuza göre, hiç kimse bir mazeretin arkasına saklanamaz.
Ve daha neler neler.
-Belediyelerin sürdürdüğü sokak ve cadde çalışmaları nedeniyle açılan çukurlara düşen araç ve insanlarımız.
-Doğal gaz ve tüp patlamaları neticesinde karşılaşılan felaketler.
-İnsanlarımızın elverişsiz ve de hijyenik olmayan koşullarda çalışmak zorunda kalması.
Sonrasında oraya çıkan elim olaylar.
-Milli bir servet olmanın ötesinde insan yaşamının iksiri oksijen üretimini sağlayan ormanlarımızın, her yıl bir şekilde yangınlara maruz kalması.
Dolayısıyla kaybedilen onca hektarlık alanlar.
-Kendi ilimiz sınırları içerisinde konuşlanan termik santraller bacasından çıkan kükürt dioksit gazını bertaraf edecek baca gazı arıtma ünitesinin, ancak ne zaman sonra devreye sokulabilmesi.
Bunlar her gün karşı karşıya kaldığımız felaketler zinciri.
Ulusal boyutta olan bazıları var ki hepsinden felaket.
-Özelleştirme kapsamı adı altında gerçekleştirilen uygulamalar nedeniyle çoğu dev tesisler ve bankaların yabancıların tekeline girmesi.
Daha nelerden dem vurayım.
Hani deriz ya nereye baksak, hangi taşı kaldırsak altından bir çapanoğlu çıkıyor.
Şu an karşılaştığımız tablo maalesef bu.
Felaket, felaket üzerine.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.