Felaket etnik ayrımcılık yapmaz!

Bu haber 18 Eylül 2009 - 0:00 'de eklendi ve 803 kez görüntülendi.
Dr. Gülten Şimşekgultensimsek@hamlegazetesi.com.tr
Bakış

Felaketlerin dini, dili, ırkı milliyeti olmaz… Sıklıkla dünya ülkelerinden, felaket haberleri gelmekte…
Bizim ülkede olmaz, dememek lazım…
Oluyor… Son sel felaketinde bunu gördük..
Felaket etnik ayrımcılık yapmaz…
Din, milliyet gözetmez..
Yıllar öncesi Marmara depreminde insanlarımızın yok oluşunu görmüştük….
Toprağın içinden, binaların harç ve kolonlarının arasından cesetleri topladık…
Biz buradaydık, ama orada aciz kalmış ve yardıma ihtiyacı olan insanımıza elimizi uzatamamanın burukluğunu yaşadık… Başkalarını tam bilmiyorum ama ben böyle hissetmiştim… Orada değildim… Fakat kalbim ve özbenliğim oradaydı…
İnsanlar arasında empati böyle bir şey… Konuşmasan da görmesen de insanların bir birini anlaması ve etkileşimi yaşamasıdır…
İnsanlığın aciz kaldığı anlar ve bu dar anda devleşen fedakar gruplar…
O yüzden takdir ettiğim, sosyal ilke için kurulmuş ve felaketlerde insanlık için çalışan gruplara sempatim ve saygım sonsuz… Özellikle AKUT arama ve kurtarma ekibinin, Marmara depreminde yaptıklarına hepimiz müteşekkir olduk… İyi ki varlar. Allah muhtaç etmesin ama, hep var olsunlar…
Son felaketlerde içler acısı…
İnsana “Hangi çağdayız” dedirtiyorlar…
Çağdaş uygarlık dediğimiz bir anda ektiğimiz tohumların ceremesini toplamak… Yani ektiğimizi biçmek…
Ölümler, maddi zararlar.. Koca bir metropolün, yani dünya kentinin tüm dünyaya madara olduğu an…
Neden mi bunları yaşadık dersek…
Rant çirkinliği var..
Para kokusu var..
Siyasallaşma var..
Fakirlik var..
Köyden kente göç var..
İşsizlik var..
Fakirlik var..
Cahillik var..
Yerel yönetimlerin bölgelerini iyi yönetmediklerinin resmi var..
Taşı toprağı altın söylemi var..
Gecekondulaşma var.
İç göç var..
Cehalet var..
Nüfus artışı var…
Ağaç kesimleri var..
Erozyon var..
Doğal dokunun talanı var..
Çarpık yapılaşma var…
Saymakla bitmez, var da var…
Yani tüm kokuşmuşluk  var…
Yağma görüntüleri ile de tam seyirlik rezalet…
Bu felaket de; Muğla için dersler çıkarmak da var… Kim bilebilir ki bir gün dere üstünde olan Orgeneral  Mustafa Muğlalı İş hanının böylesi bir felakette, yerle bir olmayacağını… Kimse garanti veremez…
Çok değerli Orgeneral Mustafa Muğlalı paşamızın hayatını da okuyunuz derim… Fedakarlık, cefakarlık ve millet sevgisiyle tanışırsınız…
Keşke paşamızın adı yıkılabilecek bir yapıya verilmemiş olsaydı.
Bir arkadaşım var. Kendisi Fethiye’li; her fırsatta Fehtiye’nin geçmişteki doğal güzelliğini anlatır…
Dolgu çalışmaları ve sonrasında güzelliğin kayıp gidişini, kuşların o bataklıktaki süzülüşünün yok oluşunu; acı yönünü dile getirir…Gözümüzün önünde doğa ve çevre talanı oldu, der…
Bende Kaşlıyım… Fethiye ile Kaş etkileşimi fazladır.. Tabi ki onun anlattığı süreci bilmiyorum.
Kaşlıyım; fakat kışları Antalya merkezdeydik. Çocukluğumun geçtiği kenti, şimdilerde tanıyamıyorum… Göç alan; koca bir metropol oldu..Dimağımda alışverişler sonrasında, faytonlarla eve dönüşümüz kaldı..Taksi yerine, faytona binmek.. Harika bir güzelliktir… Şimdilerde sanırım tek, Işıklar caddesinde var bu güzellik…
Sonuç olarak; insanlık ne ekerse onu biçiyor…Doğada olsa kural değişmiyor…

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.