Farkındalık Yaratmak Mı?

Bu haber 02 Aralık 2015 - 23:59 'de eklendi ve 1.236 kez görüntülendi.
Özcan Özgürozgurmugla@hotmail.com
Özgürce

Otobüse binmek, merdiven çıkmak, hatta sabah uyanıp yüzümüzü yıkamak ve hatta evden çıktığınızda tuvalet ihtiyacınızı giderebilmek… Gün içinde farkında olmadan yaptığımız bu eylemleri hiç engelliler açısından düşündünüz mü?

Düşünün. Bari bugün düşünün… Bugün 3 Aralık Uluslararası Engelliler Günü.

Ama “Özürlüler, sakatar,defolular” değil!

Düşünülmese de, empati yapılmasa da bugün tüm yönetenlerimiz, seçilmişlerimiz, siyasilerimiz en sevimli yüzlerini takınıp, herkesin engelli olabileceğini, engellilerin topluma ve yaşama kazandırılması, önlerindeki engellerin kaldırılması, kendilerinin ve ailelerinin yaşam kalitesinin yükseltilmesi ve yaşama sevincinin arttırılması gerektiğini anlatacaklar. Engellileri, derneklerini, okullarını ziyaret edip, fotoğraf çektirecekler, Facebook ta “ziyaret ettik” diye paylaşacaklar.

Hatta bugün “farkındalık yaratmak” adına engellilerle şehir içinde yürüyüşe geçecekler. Şehre sirk gelmiş gibi… (!)

Kaldırımlarda onları seyreden “şanslı” insanlar engellilere bakıp Allah’a şükredecekler!

Sonra “Hadi bakalım, siz evinize, biz evimize”…

Seneye buluşmak üzere…

Bugünün özeti bu…

 

xx           xx           xx

Ben bir engelli olarak, belirlenmiş günlerde şehrimizi yönetenlerle engellilerin yürüyüşlerine hiç katılmadım.

Dernek üyesi engelli kardeşlerimin bu yüzden beni eleştirdiklerini; yanlarında adımdan söz edildiğinde “O’nun burnu büyüktür. Bizimle ilgilenmez. Yılda bir defa gelip bizimle birlikte yürümez bile” denildiğini de biliyorum.

Oysa ben engelli kardeşlerimle pek ala yürüyebilirim.

Ki onlar bu güzel şehrimizin “engelli dostu şehir” olması; engellilerin önüne çıkan engellerin kaldırılması; yaşamlarının kolaylaştırılması ve en önemlisi “ötekileştirilmemeleri” için Valiliğe, Belediyeye yürümüşlerde yanlarında yer almamış mıyım?

Hadi bir yürüyün en önünüzde yer alayım…

Ne dediğinizi duyar gibiyim… Ben dernek filan değilim, ama merak etmeyin o yürüyüşleri de düzenlerim. Ancak o zamanda siz benimle yürümezsiniz!

Vali babanızı, belediye başkanı amcanızı kırmak, gücendirmek istemezsiniz…

 

xx           xx           xx

Böyle bir beklentim yok, ama “yetti gari” deyip yürümeye kalkışacak olursanız, hala hastanede olduğum için biraz bekleyeceksiniz. Engelli birinin düşüp bir yerlerini kırması başka oluyor!

Aksi gibi gidip Akçapınar’da düştüm.

Elbette şehir merkezinde de olmadık yerlerde düşüyorum. Ama genellikle hep gözlüğüm kırıldı. Akçapınar’da olduğu gibi kolumu, bacağımı kırmayı beceremedim!

Becermiş olsaydım ilgili belediyenin ilgilisini süründürürdüm.

Şehir merkezinde düşüp, bir biçimde zarara uğradığınız da sorumlulara karşı hukuksal haklarınız olduğunu biliyor musunuz? O hakları kullanmak için engelli olmanız da gerekmiyor…

 

xx           xx           xx

Eğri oturalım, doğru konuşalım. Engellilerle ilgili en önemli yasalar AK Parti iktidarında çıkarıldı.

Örneğin Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Başbakanlığı sırasında, 1/7/2005 tarihinde kabul edilen ve 7/7/2005 tarihinde Resmi Gazete de yayımlanan kanun teklifinin ilk iki maddesi şöyle:

GEÇİCİ MADDE 2.- Kamu kurum ve kuruluşlarına ait mevcut resmî yapılar, mevcut tüm yol, kaldırım, yaya geçidi, açık ve yeşil alanlar, spor alanları ve benzeri sosyal ve kültürel alt yapı alanları ile gerçek ve tüzel kişiler tarafından yapılmış ve umuma açık hizmet veren her türlü yapılar bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren yedi yıl içinde özürlülerin erişebilirliğine uygun duruma getirilir. 
GEÇİCİ MADDE 3.- Büyükşehir belediyeleri ve belediyeler, şehir içinde kendilerince sunulan ya da denetimlerinde olan toplu taşıma hizmetlerinin özürlülerin erişilebilirliğine uygun olması için gereken tedbirleri alır. Mevcut özel ve kamu toplu taşıma araçları, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren yedi yıl içinde özürlüler için erişilebilir duruma getirilir.

Aradan 10 sene geçmiş.

Madde 3 Büyükşehir Belediyesi tarafından 10 yılda kavga kıyamet yeni yerine getirildi.

Madde 2 yerine getirildi mi?

 

xx           xx           xx

Başbakan Erdoğan’ın imzasıyla yayımlanan kanunun dayanağı 3/5/1985 tarihli “İmar Kanunu”nda “Fiziksel çevrenin özürlüler için ulaşılabilir ve yaşanılabilir kılınması için, imar planları ile kentsel, sosyal, teknik altyapı alanlarında ve yapılarda, Türk Standartları Enstitüsünün ilgili standardına uyulması zorunludur.” denilirken, 23/6/1965 tarihli “Kat Mülkiyeti Kanunu”nda “Kat malikleri, ana gayrimenkulün ortak yerlerinde; bu yerlerden elde edilecek faydanın çoğaltılmasına yarayacak bütün yenilik ve ilaveler, kat maliklerinin sayı ve arsa payı çoğunluğu ile verecekleri karar üzerine yapılır. Özürlülerin yaşamı için zorunluluk göstermesi hâlinde, proje tadili kat maliklerinin onayı olmasa da; ilgili kat malikinin talebi üzerine bina güvenliğinin tehlikeye sokulmadığını bildirir komisyon raporuna istinaden ilgili mercilerden alınacak tasdikli proje değişikliği veya krokiye göre inşaat, onarım ve tesis yapılır. Bu işlerin giderleri, yeniliklerden faydalananlar tarafından, faydalanma oranına göre, ödenir.” denilmiş…
xx           xx           xx

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Başbakanlığı sırasında, 1/7/2005 tarihinde kabul edilen ve 7/7/2005 tarihinde Resmi Gazete de yayımlanan kanun teklifinin sonunda şu satırlar yer almakta;
Özürlü vatandaşlarımızın toplumsal yaşama tam katılımlarının sağlanması hedefine ulaşabilmek için kamu kurum ve kuruluşlarının kullandıkları binalar, kamuya açık alanlar ve toplu taşıma araçlarının özürlülerin kullanımına uygun duruma getirilmesi büyük önem taşımaktadır. (…)

Bu konudaki en büyük görev yerel yönetimlere düşmektedir. Bu düzenlemeler, belediyeler ve ilgili diğer kamu kurum ve kuruluşlarınca hazırlanacak eylem planları doğrultusunda gerçekleştirilecektir. Eylem planları, kısa vadeli (2005-2007), orta vadeli (2008-2010) ve uzun vadeli (2011-2012) olarak belirlenecek, bu planlar dahilinde hazırlanacak yıllık raporlar İçişleri Bakanlığı ve Başbakanlık Özürlüler İdaresi Başkanlığı tarafından takip edilerek değerlendirilecektir. Belediyeler bu düzenlemelerin Türk Standardları Enstitüsünün ilgili standartlarına uygun olmasına dikkat edecekler, satın alacakları, kiralayacakları veya denetimlerinde bulunan toplu taşıma araçlarının özürlülerin kullanımına uygun olmasını sağlayacaklardır. Ayrıca, kamu kurum ve kuruluşlarının kullandıkları yapılar da anılan süre içerisinde özürlülerin kullanımına uygun hale getirilecektir.

 

xx           xx           xx

Bütün bunların yapılabilmesi ilgililere; yerel yöneticilere kanunun yayımlandığı günden itibaren 7 yıl süre verilmiş. Yani Muğla’nın 2012 de “engelli dostu” bir şehir haline gelmiş olması gerekiyordu. 3 yıl daha süre verildi… Bu sene doldu! Doldu da ne oldu?

Neyse önerimdir; Bu gün valimiz, belediye başkanımız birer tekerlekli sandalyeye (akülüde olur) otursunlar, kimsenin yardımını almadan Mabolla’nın önünden çıkıp, Özlem Pastanesi’nin önünden geçerek valiliğe gelin ve engelliler kapısından geçin…

Yine tekerlekli sandalye ile İsmet Çatak Caddesi’nin kaldırımlarından birini kullanarak, hastaneye girin ve başhekimlik bahçesindeki rampayı tırmanın.

Arada pastane ve lokantaların tuvaletlerini kullanmaya kalkın. Sınırsızlık Meydanı’ndaki genel tuvaleti de deneyebilirsiniz…

Birde koltuk değnekleriyle ve gözünüzü kapatarak “beyaz bastonlaValilik, Belediye Başkanlığı makamlarına ulaşın…

İşte farkındalık…

Utanırsanız gece saat 24.00 ten sonra yaparsınız…

 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

2 ADET YORUM YAPILDI
Erdal Çil 03 Aralık 2015 / 08:50

Her şeyin sadece yavanlaştığı bir ortamda biliyorum bugün de Engelliler Gününe dair yavan birçok cümleler duyacak, samimiyetten uzak bir sürü açıklamalar, vaatler işiteceksiniz. Bir saniyelerini bile onları anlamaya yeltenmeyenlerin meğer ne kadar onlarla bütünleştiklerini falan da umacaksınız belki. Ama yine de ülkemizde de, dünyada olduğu gibi onlar için samimiyetle adım atanlarımızın olduğunu görmek sevindirici. Allah engellere takılmayanların yardımcısı olsun!
Yavanlaşmadan ve kendine has üslubu ile güne imzasını atan bir yazı olmuş.
Herkesin heybesi sırtında! Nasibi olan ve heybesinde yeri olan alır alacağını!
Kalemine, yüreğine sağlık.

hüseyin canel 03 Aralık 2015 / 10:51

Ülkemizde engelli olmak kolay değil..istatistiğe göre ülkemizde yüzde 12 ,5 engelli birey yaşıyor. Yaklaşık 10 milyon birey neredeyse her aileyi ilgilendiren bir sorun..uzunca süredir rehabilitasyon merkezinde çalışıyorum. Sorunlara onların gözüyle bakmaya çalıştığınızda aşılması gereken bir yığın sorun olduğu ortaya çıkıyor. Belirttiğiniz gibi kent yaşamı binalar yollar ulaşım sorun olmaya devam ediyor. Göstermelik adet yerini bulsun şeklinde yapılan düzenlemeler çokta samimi değil.
İlk göreve başladığım yıllarda bir toplantıda “ arızalı çocuklar “deyimine takılmıştım. Devletin 1945 li yıllarda engellilere bakış açısını ortaya koyması açısından son derece ilginçti. Daha sonra arızalı deyimi yerine sakatlar sözcüğü kullnılmaya başlandı. Özürlüler ve nihayet günümüzde engelliler ..Bir tv kanalında program yapan anlı şanlı bir bayan sunucu zihinsel engeli olan çocuklara kaybolması halinde kolayca bulunabilmeleri açısından kollarına damga vurulmasını öneriyor ve kampanya düzenliyor insanın aklına nazi kamplarında yahudileri damgalayan onlara numaralandıran sistem geliyor. Amaç elbette bu değil ama yöntem doğrumu tartışmaya değer..
Özel sektör engelli çalıştırma konusunda çokta istekli değil. Yaptırımlar karşısında engelli çalıştırma yerine ceza ödemeyi tercih eden iş adamlarımız var. Algı şu engelli verimli çalışmaz..
Aileler hala engelli çocuk sahibi olmayı bir eksiklik olarak görüyor.sadece bu nedenle boşanan onlarca karı kocaya şahit oldum…
İster ortapedik ister görme ister otistik ister işitme engeli ne olursa olsun onlar bizim bir parçamız
Sevgi ile engelleri kaldırmak mümkün. 3 aralık dünya engelliler günü kutlu olsun..saygıyla..