Farkındalık, Ramazan, oruç…

Bu haber 07 Eylül 2009 - 0:00 'de eklendi ve 779 kez görüntülendi.
Dr. Gülten Şimşekgultensimsek@hamlegazetesi.com.tr
Bakış

Yaşam yolunda ilerlerken, arınmalarınızı yapmak, ruhumuzu detokslamak ve maneviyatınıza anlamlı tuğlalar koyup sağlamlaştırmak isterseniz, oruç tutabilirsiniz.
Bu farkındalık yaratabileceğiniz bir yolculuktur..
Yaptığınız farkındalık size pozitif enerji verecek ve yaşam yolculuğunda ruhunuzda oluşan olumsuz etkileri silebilecek en güzel arınma….
Bence dünyadaki en zor şey insanlığın maneviyatını güçlendirmektir..
İnsanoğlu hemen anında olumsuza ve kötüye kayabilir.
Gün geçmiyor ki uyuşturucu kapanına düşmüş hayatların portrelerini görmeyelim…Ve sonrasında da bir tuvalette son nokta konulan yaşamlar…
Bu yüzdende toplumsal değerler ve kültür, insanlığı birlikte tutan halkalar olduğu için bunların korunması için bizlere bu maneviyatı güçlendiren  halkaların özümsetilmesi kalmaktadır… Bunların farkında olmak ve toplumsal dinamikler için ufakta olsan tutucu harç olabilmek asıl insana keyif ve azim veren nokta budur.. İnsanlık için çabalamak ve üretmek..Topluma fayda sağlamak. Dünyadaki insanlığın ana teması da dünya barışı ve sürdürülebilinir dünya yaşamı için kaynakların etkin kullanılması ve korunmasıdır..
Şükretmek, arınmak, affetmek, dostluğu ve paylaşıları pekiştirmek…. 12 ayın sultanında da bunlara ulaşmak daha anlamlı ..
Ramazan ayını sağlık yönü ile ele alırsak, burada doğru ve dengeli beslenme kurallarını uygulamalıyız..
Hem bedensel hem de duygusal arınma yaptığımız bu ayda doğru beslenme davranışları ile orucumuzu dada rahat tutabiliriz… Neler yapmalıyız derseniz;
* Sahura mutlaka kalkmalıyız, aç bir mide ile değil sağlıklı gıda ile beslenilmiş bir mide ile oruç tutmak metabolizmamıza daha iyi gelecektir…
* Hem sahurda hem de iftarda ağır yemekler yerine, hafif gıdalar tüketmeliyiz.. Kızartma ve çok yağlı yemeklerden kaçınmalıyız..
* Yemeklerimizi çok iyi çiğneyerek yutmalıyız.. Sindirimimize çiğnemenin faydası fazladır… Bizlerde ise, yemek adabı zayıf..
Yemek yemeyi adap dışı olarak, mideye gönderilen bir görev gibi algılayıp, çuvalı doldurur gibi midemizi dolduruyoruz. Her şeyin bir estetik yönü olduğu gibi yemeninde estetik ve ruhu besleyen zarafeti olmalıdır..
Çok hızlı yemek yiyen bir toplumuz… Kim bilir? Belki ileride yemek yeme zarafetini kazanmış davranışları bireylerimize benimsetebiliriz…
Ramazanda, iftar ile sahur arasında bol sıvı tüketmeliyiz… Bu su, soda, ayran ve çay olabilir..
Yemeklerde, zeytin yağlı sebze yemeklerini tüketmeliyiz..
Çok ağır olmayan et yemeklerinden de bir miktar tüketebiliriz..
Meyve tatlıları veya sütlü tatlılar tüketebiliriz…
Meyve kurularını da yiyebiliriz.. Kayısı,erik gibi ve bu meyve kurularından yapılmış hoşaflarda içebiliriz. Osmanlı mutfağında da hoşaflar önemli yer tutar…
Çok fazla kafeinli içecekler tüketmemeliyiz…
Özellikle yaşlılar ve kronik ilaç kullananlar oruç tutmamalıdır.
Ramazan ayı en güzel paylaşıların olduğu bir aydır.. Bizler bu ayda, bunun bilincinde hareket etmeliyiz… İhtiyacı olanlarla elimizde olan imkanları paylaşmalıyız. Biz varlık içinde iken, yokluk içinde olanları seyredemeyiz.. Destek olabiliriz. Bu maneviyatımıza güç verecek ve besleyecek davranışları sergileyelim. Yaptığımız maddi destekleri de reklam malzemesi yapmamalıyız…
Sosyal alanda huzur, destek, dayanışma ve kaynaşmanın yaşandığı bir ayda manevi değerlerimizi güçlendirerek çıkalım… Bunun içinde çevremizde ihtiyacı olanlar ile ekmeğimizi paylaşalım…

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.