EZBER BOZAN FİLM

Bu haber 14 Mart 2012 - 0:00 'de eklendi ve 1.118 kez görüntülendi.
CIZ
CIZ cizciz@hamlegazetesi.com.tr

Fetih 1453 filmi, seyredenlerin ruh dünyasında şimşekler çakmasına vesile olduğu kadar, milli tarih bilincinin uyanmasını sağladı.
Ulubatlı Hasan’ın bir fenomen olarak ön plana çıkması, onun yanında Fatih karakterinin gölgede kalması eleştirilebilir. Ayrıca Sultan Mehmed’i FATİH  yapan Akşemseddin’in son anda acil servis 112 gibi yetişmesi ve daha çok Noel baba tiplemesiyle örtüşmesi de dikkat çekmiyor değil. Hele fethin başarısını sadece topların gücüne bağlamak sanıyorum diğer faktörlere haksızlık olur.
Evet, benzeri eleştiriler daha da yapılmaya devam edecek. Burada aslolan bardağın dolu tarafını görmektir. Eleştirilerin dozunu kaçıranlara karşı Faruk Aksoy’a bir çift söz hakkı doğar; “madem çok biliyordun da şimdiye kadar niye yapmadın?”
Rekor düzeydeki seyirci sayısına bakıldığında bu samimi çalışma tarihi film projeleri için güzel bir başlangıç oldu. Bundan sonraki filmlerin maliyeti 100 milyon TL’yi bulsa bile yapımcı ve yatırımcılar artık riski göze alabilir. Çünkü Türk toplumu ilk defa ciddi ve tutarlı bir tepki vererek filme sahip çıktı. Bu açıdan bakıldığında Fetih 1453 bir nevi işaret fişeği oldu. Böylece yeni bir çığır açıldı. Böylece yeni nesille tarihimiz arasında örülen korku duvarında bir delik açılmış oldu.
Millet olma şuurunu kaybetmek üzere olan, milli değerleri ve bilinci zedelenmiş, travma geçiren nesil için bir ümit ışığı olarak görmek lazım bu filmi.
Çünkü ortak değerlerimiz bir bir yok edilirken, insanlarımız etnik ve dini nedenlerden dolayı birbirine düşmanlaştırılırken, ortak hassasiyetlerimiz tarumar edilirken, TV dizilerinde ve programlarında aile gibi kutsal bir kuruma ağır darbeler indirilirken velhasıl geleceğe yönelik ümit ışıklarımız yok olmaya yüz tutmuşken bu film bana can suyu gibi geldi. Onun için yapımcısını ve emeği geçenleri ayakta alkışlıyorum.
Özellikle gençlerimizin ve çocuklarımızın tarihimizi bilmesi, ecdadını tanıması, Orta Asya’dan bugüne kadar insani değerlerimizi nasıl yaşattığımızı görmesi hem çağdaş demokrasi bilincini geliştirecek, hem de kendilerine olan özgüvenlerini artacaktır. Böylece çocuklarımızın özel başarıları artacak, geleceğe daha emin adımlarla ilerleyecekler, engeller karşısında pes etmeyecekler, vatanlarını ve insanlar daha çok seveceklerdir. Neticede 21.YY Türkiye’si daha dinamik, daha çalışkan, daha istikrarlı gençlerimizin omuzlarında yükselecektir. Atatürk’ün sık sık milli tarih bilincinden bahsetmesi işte bunu için önemlidir.
Atatürk’ün Yunan bayrağına gösterdiği saygı ne ise, Alparslan’ın Diyojen’e yaptığı muamele ne ise Fatih’in esirlere ve din adamlarına gösterdiği ihtimam ve ilgi de odur. Bu asil ruh bizim hayatımızda var. O nedenle filmdeki bu vurgu takdire şayan bir ayrıntıdır.
Fatih’in bu jestinin özellikle 21. Asırdaki anlamı çok daha büyük. Tarihin hiçbir evresinde soykırım ve asimilasyon yapmamış bir milletin evlatları olarak günümüzde yaşanan katliamları ibret ve acıyla seyrediyoruz. Eğer Beşar Esed’de zerre kadar Müslüman anlayışı ve insanlık olsaydı, hele birazcık ta tarih bilgisi olsaydı asla kendi insanlarını katletmezdi. Sırp kasabını aratmayan Suriye kasabına önerim biraz da İslam ve Türk tarihi okumamasıdır. Katliamdan vakit bulabilirse tabi.
Bu filmin ruhumda estirdiği fırtınalar beni 27 yıl önce görev yaptığım Askeri lisedeki öğrencilerime verdiğim derse götürdü. Edebiyat dersinde “Hacivat –Karagöz” konusunu işliyorduk. Birden coştum, bakınız konuyu nasıl güncelleştirmişim, daha dün gibi hatırlıyorum.
“Arkadaşlar, milli kültürümüzü yaşatmak ve tarihimizi bilmek sınırda nöbet tutmak, cephede savaşmak kadar önemlidir. Biz milli değerlerimizi kaybedersek vatan müdafaasının, hatta yaşamanın bile anlamı kalmaz. Başkalaştırıldığımız, bir başka deyişle mankurtlaştırıldığımız zaman kale zaten içeriden fethedilmiş olacak.
Eğer böyle bir akıbete razı değilsek, içimizdeki Truva atlarına fırsat vermek istemiyorsak bir yerlerden başlamamız gerekir. Bizim zengin bir tarihimiz ve engin bir kültürümüz var. Bunları günümüze taşımak bile yeniden ayağa kalkmamız için yeter. Aslında emperyalizme karşı verilecek en çağdaş ve en insancıl mücadele metodu da budur. Ne top, ne tüfek, sadece kendimizi keşfetmek….
Mesela, Hacivat – Karagöz, Evliya Çelebi, Dede Korkut… gibi daha nice kültür hazinelerimiz var. Kaşgarlı Mahmut’u, Yusuf Has Hacib’i, Ahmet Yesevi’yi, Dede Efendi’yi, Itri’yi kaçımız biliyor? Hatta Göktürk yazıtlarından, Karahanlılardan, Selçuklulardan, Alparslan’dan, Selahaddin Eyyubi’den, Osman Gazi’den, Fatih’ten, Vahdettin’den Atatürk’e ve genç Türkiye Cumhuriyeti’ne kadar Türk tarihini belgesel nitelikli bir dizi filme aktarsak inanın seyretmeye ömrümüz bile yetmez” demiştim, ne zaman? 1985’te.
Alın size 10 milyar dolarlık proje. Ekonomik karşılığı ne derseniz; yüzde yüz kazandıracak bir yatırım. Umarım böyle bir proje Cumhuriyetimizin 100. Kuruluş yıldönümü olan 2023’e kadar başlatılmış olur. İlk adımı Fatih Aksoy Fetih 1453 ile atmış oldu. Belki, böylece 21.yy. Türkiye’sinin eğitim paradigması da yeniden şekillenmiş olur.
Evet 6 milyon seyirciye ulaşacağını tahmin ettiğim bu filmle irkildik. Hem de onlarca hatalara rağmen. Onun için ben Fetih 1453’e “ezber bozan film” diyorum.
En büyük dileğim Bodrum’da da ezberlerin bozulması. Birçok okuyucum ve dostum hatırlayacaktır. Bir sivil toplum inisiyatifiyle ilk defa “Çanakkale Şehitleri”ni anmaya başladığımızda, bizi hurafecilikle suçlayarak aziz şehitlerimizin kemiklerini sızlatanların  şimdi yüzlerinin kızarır gibi olduğunu görüyorum.
Şimdi de Kaymakamımız Sayın Dr. Mehmet Gödekmerdan’ın öncülüğünde  Bodrum’da yapılacak olan en güzel şey 29 Mayıs’ta mehteran eşliğinde  İstanbul’un fethini kutlamak.
Oh be! Kendimize geldik. Yeni bir aşk, yeni bir şevk için haydi Fetih 1453’e…
Hoşça kalın…

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.