Eylem Sonuç Verdi mi?

Bu haber 12 Nisan 2014 - 0:22 'de eklendi ve 1.380 kez görüntülendi.
Özcan Özgürozgurmugla@hotmail.com
Özgürce

Özcan Özgür

Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesi bahçesine poliklinik yapımı nedeniyle kesilmekle karşı karşıya kalan ağaçlar kesilmekten kurtuldu.

Sevinemedim. Sevinir gibi oldum…

Ülkemizde hemen her şey “miş gibi” olunca insan sevinir gibi de oluyor!

Hastane önünde incir ağacı

Doktor bulamadı bana ilacı

….

Türküyü bilmeyen yoktur. Hastane bahçesindeki ağaçların kurtuluşunu öğrenince aklıma geldi.

xx        xx        xx

Bizim hastanenin önünde incir ağacı yok. Yıllanmış çam ağaçları var. Aynı avlu içindeki İl Sağlık Müdürlüğü’nün de önünde il merkezinin ilk ve tek Sığla Ağacı bulunuyor. Dönemin İl Sağlık Müdürü Dr. İskender Gencer dikmişti.

Kimi diker; kimi keser bu işler böyledir…

Neden gerek duyuldu ise hastane acilinin bulunduğu yerin alt tarafına da çam açlarının yanına zeytin ağaçları dikilmiş.

İşte burada şehrimize daha modern, daha insani bir poliklinik merkezi kazandırılmasına karar verilmiş. İyi düşünülmüş. Bunca yıl neden beklenmiş onu da anlamış değilim. Aynı avlu içinde bir Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi kurulmasına (otopark olan yer) geçen yıl karar verildi. Oysa poliklinik sıkıntısı yılların baş ağrısı… Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi gündemde değilken, bu gün yapılmak istenen poliklinikler o zaman neden oraya yapılmamış onu da anlamak mümkün değil!

xx        xx        xx

Sanki Sağlık Bakanlığı veya buradaki temsilcileri bizlerle dalga geçiyor. Ben de böyle bir duygu var. Poliklinik merkezi yapılacak yerde kalan ağaçların kesilmekten kurtulduğunu öğrenince aynı duyguyu yaşadım.

Bunlar dalga mı geçiyorlar?” diye kendi kendime sormadan edemedim.

Bildiğiniz gibi ben sadece bu köşeyi yazmıyorum. Bir de gazetemizin mizah köşesi “Olaylar ve İnsanlar”ı hazırlıyorum. Burada “Sanal Son Dakika” başlıklı absürt haberlerin verildiği bir kutu var. Ağaç kesimi gündeme gelince orada “Hastane bahçesindeki ağaçlar kesilmiyor; Karadağ’a taşınıyor” şeklinde haber vermiştim.

Haber sanaldı, galiba gerçek oluyor…

İl Sağlık Müdürlüğü çevrecilerin eylemleri karşısında ağaçların kesilmemesine, bir başka yere taşınmasına karar vermiş. Karadağ’a mı taşınacak onu anlayamadım!

xx        xx        xx

Pek öyle bu köşeden yaptığımız öneriler dikkate alınmaz. Bir gır gır yapalım dedik, galiba ciddiye alındı. Demek ki bundan sonra ciddi talepleri, önerileri gırgırına vuracağız… (!)

Şaka bir yana, ağaçların kesilmesinden vazgeçilmesi elbette olumu bir gelişme. Ama ben bizimle dalga geçildiği duygusu içindeyim.

Ortaya konulan tepki, tepkimiz ağaçların kesilmesine karşı mı, yoksa o ağaçların bulundukları yerde yaşamaya devam etmeleri için miydi?

Anlayamadım. Anlayan gelip beni bir aydınlatsın.

Anımsanacağı gibi Köyceğiz’in Beyobası Köyü’nde (Mahallesi) akan Yuvarlakçay üzerinde HES kurulmak istenmiş ve oradaki ağaçların kesilmemesi için ayağa kalkılmıştı. Başarıldı… Yuvarlakçay’da HES kurulmasından vazgeçildi.

Peki, orada HES kurmak isteyenler, “Ağaçları kesmeyeceğiz. Söküp bir başka yere dikeceğiz.” dese HES’e olur mu denilecekti?!!

xx        xx        xx

Eylem sonuç verdi” başlıklı haberlerde, ağaçların kesilmemesi için direnenlerden Akdeniz Yeşiller Derneği üyesi Mustafa Tuncaelli çevreciler adına yaptığı açıklamada, “Sağlık Müdürlüğü yetkilileri ile yaptığımız görüşme doğrultusunda önümüzdeki hafta Cuma gününe kadar bahçede bulunan diğer ağaçların kesilmeyeceği sözünü aldık. Cuma gününe kadar hastane bahçesinde bulunan ağaçların başka bir yere taşınması konusunda Sağlık İl Müdürlüğü ile ortaklaşa hareket edeceğiz. Bize verilen söz üzerine ağaçların kesilmesini önlemek amacıyla başlattığımız nöbetimizi bugün itibari ile son veriyoruz” demiş.

Nasıl olacak bu?

Sorunun yanıtı kabul edebilirsek Tuncaelli haberlerde Sağlık İl Müdürlüğü ile ortak bir plan belirleyeceklerini belirterek şöyle devam ediyor:

Şimdi burada ki ağaçların nasıl taşınacağını hep birlikte belirlememiz gerekiyor. Biz Orman Bölge Müdürlüğü yetkilileriyle yaptığımız görüşmelerde bu ağaçların başka bir yere nakledilebileceği konusunda bilgi aldık. Cuma gününe kadar vaktimiz var. Bu süre zarfında buradaki ağaçların nakli konusunda neler yapabiliriz bunu değerlendireceğiz. Daha sonra Sağlık İl Müdürlüğü yetkilileri ile yeniden bir araya gelerek ağaçların başka bir alana nasıl taşınacağını belirleyeceğiz.

Sevinemedim. Sevinir gibi oldum. Güldüm… (!)

xx        xx        xx

Yetişkin ağaçların bir yerden bir yere taşınmaları mümkün.

Örneğin Atatürk Bulvarı’ndaki çam ağaçları Belediye Başkanı Orhan Çakır’ın döneminde Antalya’dan getirilen bir araçla bulundukları yerlerden sökülüp oraya getirilmiş yetişkin çam ağaçlarıdır.

Arasta’da şadırvanın dibindeki kavak (çınar) ağacı ile Soykan Kuyumculuk önündeki kavak ağacı adeta ölüme karşı direniyor. Akşam sabah can verecekler. Keşke Muğla Büyük Şehir Belediyesi başka yerlerden yetişkin kavak ağaçları getirip onların yerine dikse…

xx        xx        xx

Hastane bahçesindeki ağaçlar kolaylıkla başka bir yere taşınabilir. Hatta çevrecilerin müdahalesine kadar kesilmiş olan zeytin ağaçlarının kökleri de taşınabilir. Taşındıkları yerde daha gür bir şekilde yeniden ayağa kalkacaklardır.

Ama ben merak ediyorum, o yapılacak polikliniklerden yararlanacak olanlar betona mı mahkum edilecek? Şehrin ortasındaki sınırlı oksijen kaynakları eksiltilecek mi?

Ben bu konuda önceki gün kaleme aldığım yazımı şöyle noktalamıştım:

Madem Tıp Fakültesi Hastanesi beklenemiyor ki beklenemez, ama Diş Hastanesi’ni bekletin ve poliklinikleri o alana yapın. O da olmuyorsa gelin kalan çamları katletmeden poliklinik sahibi olun. İyi bir mimar bunu çözer!

İyi bir mimar da mı kalmadı bu memlekette?

xx        xx        xx

Miş gibi” yaşıyoruz. Gazeteciymiş gibi… Mimarmış gibi… Çevreciymiş gibi…

Hadi bir de o ağaçları Karadağ’a taşıyın da sayemde olmuş gibi sevinir gibi olayım!

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

2 ADET YORUM YAPILDI
Reşat Öztepe 12 Nisan 2014 / 10:39

“Yaş kesenin ,Başını keserim” diye ferman buyuran bir dedenin torunlarıyız.Memleketimizde hiç ağaç olmayan yada az ağaç olan yerlerimiz hiç kalmadımı.İlle de evimizde veya evimizin önündemi olacak hizmet alacağımz mahaller.Neden yürümeyi sevmez olduk.Niçin insanları yürümeye davet edemiyoruz.Niçin dikilmiş,büyümüş,büyütülmüş ve yetişkin ağaçları neden öldürürüz.Yaş olan ağaç canlıdır,zikir eder,sahibine ve bakana,dikene.Sadaka i cariyedir ağaç dikmek.hayatında hiç ağaç yetiştirmeyen ağaç dikmeyen kişi ağacı nereden bilsin.Hayatım boyunca her konu ve her hususta deneme yanılmma yı yaşadım.yaşatanları kınıyorum.sizce öyle değilmi.saygılar.

Coşkun Tamer 12 Nisan 2014 / 11:27

Satranç oynayanlar çok iyi bilir; “en zoru kazanılmış oyunu kazanmaktır” diye bir deyim vardır!
Hastane bahçesindeki ağaçlarla HES alanlarında ki ağaçları taşımak, kesmek neyse yapılan iş aynı şey değildir. HES projeleri ağaç katliamının yanı sıra “tümüyle o bölge ekosistemini değiştirir”, borulara hapsolmuş sular tüm canlıları dönüştürür. Sadece çevresel etkileri olmaz, sosyal-psikolojik etkileri de olur bu kesim ve HES yapma biçiminin…Su rejimi değişti mi “hayat” değişir o bölgede…Hastane bahçesinde durum biraz daha farklıdır. Kamusal alanların idaresi, planlanması, yapılaşması sorunudur. Mesele 3 ağaç meselesi değildir. Balık baştan kokmuştur. “mış” gibi yapan çevreciler bunun farkındadır da siz farkında mısınız bilmem…
Ayrıca derneğimize yaptığınız göndermede, basın emekçisi arkadaşların eksik gözlemleri sonucudur.
Bu işin bir maliyeti vardır; gerçekçi olmak gerekir ise; evet ağaçlar, bina projesi değiştirildiğinde bir kış bahçesinde kalabilir, binalar yeniden konumlandırılabilir haritasal olarak…Ama maliyet hesabı değişir ve ihale şartları bitmiş olur…Yeni ihale yapılır…Ya da firma önemli değil der ben üstleniyorum der, bakanlık der…Der oğlu der…Milletin ağzı torba değil ki, bilende konuşur bilmeyende…Anadolu da harika özlü sözler vardır; amaç üzüm yemek mi, bağcıyı dövmek mi? gibi…”mış gibi” yapan çevrecilerin derdi üzüm yemektir, ama herkesin yemesidir…
Muğla şuna karar vermelidir, “10 yıl 20 yıl sonra ne olmak istiyor diye” …Soru budur…Sonra geç olur…Hep böyle olmuştur…
Ağaca zincirlemek kendini, gaz yemek, itilmek, kakılmak “mış gibi” yapan çevrecinin korkusu değildir…Sivil itaatsizlik ve şiddetin reddi zaten onun yöntemidir. Ama şunu sorar kendine “doğa” ne kazandı…Doğa değince sizin anladığınız ağaç-kuş börtü böcük anlamaz o;
“DOĞA” DEĞİNCE;
İNSAN, HAYVAN, BİTKİ, HAVA, SU, GEZEGENİN KENDİSİNİ ANLAR, KÜLTÜRÜ, GELENEĞİ, YAŞANTISI, SİSTEMLERİ, ÜRETİM İLİŞKİLERİ, SÜRDÜRÜLEBİLİR HAYAT…
Saygılarımla, 12/04/2014