Ey ihtilalciler!.. Ey darbeciler!..

Bu haber 27 Ağustos 2010 - 0:00 'de eklendi ve 765 kez görüntülendi.
Hüseyin Nizamoğluhuseyinnizamoglu@hamlegazetesi.com.tr
Nerede Kalmıştık

Camdan
insanların acıyarak baktıkları ben, ne olduğunu anlayamadan nezarete atıldım.
Nezarette benden önce 24 ülkücü arkadaşla 8 TÖB-DER üyesi öğretmen arkadaş da
vardı. Herkes şakın şaşkın birbirine bakıyor, neler olacağını tahmin etmeye
çalışıyordu. O daracık yerde balık istifi şeklinde saatlerce bekletildik.

Vatanımız
için, bayrağımız için, ordumuz için, Mehmetçiğimiz için canımızı bin kere
vermeye hazırdık. Fakat o Mehmetçik şimdi bize silah doğrultmuş, bizi zanlı
olarak gözaltına almıştı. İşte bu, hepsinden daha acıydı. Nihayet akşama doğru
bizi hükümet konağının zemin katına 
tıktılar. Başımıza da bir askeri “Bir olay olursa vur!” emri vererek
dikip bizi o halde bırakıp gittiler.

Halbuki
Pazaryeri, küçük bir ilçeydi. Hiçbir siyasi olay olmamıştı. Baştan “Hemen
salarlar, bırakırlar” diye düşündük. Sonra yanıldığımızı anladık. Saatler
geçmiyor, günler kâbus gibi geliyordu. Bu arada yüce Rabbime şükürler olsun namazlarımı
da hiç aksatmadım. Birliğin komutanı Şeref Çavuş ile yardımcısı Onbaşı Okan
bana namaz kılmam hususunda çok yardımcı oldu. Her gün çeşitli söylentilerin
dolaştığı bir ortam içinde tam 10 gün geçti. Üzerimize çevrilmiş namluların
ucunda 10 gün. Sanki yıllar gibiydi… Her geçen gün ümitlerimiz tükeniyordu.
Gölcük’e gitme söylentilerinin ayyuka çıktığı bir zamanda hatırı sayılır emekli
bir iki subay sayesinde ifademiz alınarak serbest bırakıldık. 10 gün boyunca
beton zemin üzerinde yatmaktan hasta olmuştum. Boynumda oluşan, yıllardır
geçmeyen ve halen de devam eden ağrılar oluşmuştu. Bizler 10 gün sonra şöyle
veya böyle serbest kalmıştık.12 Eylülde Türkiye’nin bütün il ve ilçelerinde yüz
binleri aşan insan, sorgusuz sualsiz gece yarıları yataklarından alınarak
kelepçeler takılarak kodeslere tıkıldı. 12 Eylülde içeriye alındığımda daha 8
aylık evliydim. Peki “Önce vatan!” diyerek suç işledik, bizi içeri aldınız.
Peki ya daha 8 ay evli olduğum sevgili eşimin ne suçu vardı? Ya rahmetli anamın
10 gün boyunca gece gündüz ağlayarak ettiği dualar, ya anacığımın suçu neydi?
Haydi benimki neyse, ya yüz binlerin analarının, bacılarının, eşlerinin,
nişanlılarının suçu neydi? Yıllarca hapishanelerde çürüyen maddi ve manevi
işkence yapılanların suçu neydi? Neydi? Sonra bir sağdan, bir soldan deyip
darağacına yolladığınız gençler. Ey ihtilalciler! Ey darbeciler! Bizim
gençliğimiz vatan içindi. Ya şimdiki gençlik? Bakın da iftihar edin. Gençlik
bitmiş, mahvolmuş. Uyuşturucu ve fuhuş batağında, kumar âleminde… İşte bu
nesil sizin eseriniz, şuursuz nemelazımcı gençlik.

Ya
ülkücü gençliğe hitap eden sayın liderler, sayın yöneticiler… Bizler ve
yakınlarımız hem maddi hem manevi işkenceler görürken sizler nerelerdeydiniz?
Sahi gerçekten nerelerdeydiniz? Ey bu millete yapmadığını bırakmayan CHP’nin
kuyruğuna takılıp gidenler, sahi sizler nerelerdeydiniz? Sayın Ecevit’in
karşısında el pençe duranlar, bu duruşumuz “devlet terbiyesinden geliyor”
diyenler… Ama öte yandan Referandum için kapınıza gelenlere kapıyı bile açmayan
liderler… Bizlerin hakkını sizler mi savunacaksınız?

Gerçekten
bizi anlayabilecek misiniz? Nerde? Nerde? NERDE? Ey sağcılar, ey solcular!..
Gelin ilk defa birlikte hareket edelim. Şu darbe anayasasını tarihe gömelim. Bu
halk, bu millet daha iyilerine layık. ‘EVET’i tercih ederek yepyeni bir
Türkiye’nin kurulmasında öncü olalım. Ne dersiniz?

Baki
Çakırca-Eskişehir

Ünal
Bolat/Türkiye Gazetesi 27/08/2010

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.