Evet diyenler, bu hakareti sineye çekecekler mi?

Bu haber 25 Eylül 2010 - 0:00 'de eklendi ve 651 kez görüntülendi.
Hüseyin Nizamoğluhuseyinnizamoglu@hamlegazetesi.com.tr
Nerede Kalmıştık

12
Eylül 2010 tarihi bu referandum ile anılacaktır. Öyle bir gün ki 30 yıl arayla
zıt anlamlara sahne oldu. Sandık başında bir kısım vatandaşlar, evet dedi, bir
kısmı hayır. Evetler açık ara önde çıktı. Dünyada önemli bir haber oldu.
Sonuçta halk, sivil irade ve demokrasi kazanmıştı.

1950
Türkiye’sinde olduğu gibi 2010 Türkiye’sinde yaşayan bazı fukaralar, seçmenin
tercihi üzerine öfkeden deliye döndüler. Tıpkı 1950’de DP’yi seçenlere
‘Haso-Memo’ diyenlerin hıncındaydılar. ‘Evet’ diyen vatandaşları cahillikle
suçladılar. Onlar, cahil ve görgüsüz kimselerdi. Halbuki aynı vatandaşlar
‘hayır’ deselerdi devrimci, çağdaş, uygar ilerici ve laik olacaklardı. Ama
‘evet’ demişlerdi. Öyleyse onlar, çağ dışı, anti laik ve yobazdı. 50 Milyon
seçmen vardı. Bu seçmenin yüzde 58’i evet demişti. Her sosyal tabakadan, her yöreden,
her tahsilden on milyonlarca insanın tercihi buydu.

Buna
rağmen devlet biziz ihtirasındaki bir avuç kimse, onlara hakaretler
yağdırıyordu. En insafsızları ise Tansel Çölaşan diye biriydi.

Bu
çağdaş, uygar, ilerici ve laik bayan, yakın tarihlere kadar Danıştay’da savaşım
veriyordu. Nankör mevzuat, böylesi özverili ilericileri tanıyamayacak kadar
zamanın gerisindeydi. Onun için onu da emekli ettiler. Kocası Emin Çölaşan,
ödünsüz yazılar yazarken o da kameralar önüne çıktı.

Bu
yüzde 58’lik kitle, iyi bir dersi hak etmişti.

Onun
için açtı ağzını, yumdu gözünü.

-Evet
diyenler, gaflet, dalalet ve ihanet içindedirler!..

İktidar
ülkeyi bölüyordu, vatanı satıyordu. Orta Çağ artığı bu cahil halk ise evet
diyerek onlara yardımcı olmaktaydı. Dediklerinin tercümesi budur.

Şimdi
merak mevzuu şudur. Yüzde 58’i teşkil eden milyonlarca vatandaş, yüzlerine
savrulan bu gaflet, dalalet ve ihanet hakaretini kabul edecekler mi? Duymayacak
ve görmeyecekler mi? Yoksa mahkemede hesap mı soracaklar? Her ‘evet’ diyenin
manevi tazminat talep hakkı doğmuştur.

Dünyanın
hiç bir yerinde hiç kimse, bu fütursuz sözleri sineye çekmez. Mahkemeler bunun
için vardır. Mahkemeler yüzde 58’in içinde yer alan herkese de açıktır.

Eğer
bir emekli hakim veya başka biri, kalkıp şu sözlerin yarısıyla ‘hayır’ diyen
vatandaşlarımıza benzer laflar etseydi bakın başına neler geliyordu. Kimse
imtiyazlı değil.

Kimse
mütegallibe değil.

Biri
kalkıyor, anayasa da değişse, kanunlar da değişse biz bildiğimizi okuruz
manasında konuşuyor. Diğeri kalkıp dişlerini sıka sıka vatandaşa saldırıyor.

Kimsenin
yaptığı, yanına kâr kalmamalı. Bunlar aynı zamanda ceza suçudur.

Savcılar
da görevini yapmalı.

Rahim
Er  Türkiye Gazetesi 23/09/2010

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.