ESTETİK

Bu haber 09 Ekim 2009 - 0:00 'de eklendi ve 788 kez görüntülendi.
İsmail Ataseverismailatasever@hamlegazetesi.com.tr

Dilimize yabancı bir terim olarak girmesine karşın, sıkça kullandığımız bir kelimedir estetik.
Özellikle sanatsal değer söz konusu olduğunda.
Her hangi bir yapıtın, ne denli güzel olduğunun belirtilmesinde kullanılan estetik için kabul edilen açıklama şu şekildedir.
Güzelliği ve güzelliğin insan belleğindeki ve duygularındaki etkisini, konu olarak ele alan felsefe kolu.
Daha açık bir ifade ile “güzel duyu”    
İlişkin olarak halk, kusurlu bir organın düzeltilmesi şeklinde yorumlar.
Bu nedenledir ki her hangi bir eser klasik olmaktan uzak, dolayısıyla farklı bir yaradılışın ürünü ise estetik yönüyle mükemmel bir yapıt denir.
***
Aslında bu konuyu durup dururken ele alıyor değilim.
Bir değerlendirme yapıldığı için okurların bilgisine sunmak istedim.
Mesele şu.
Geçtiğimiz hafta içerisinde kutlanan “Mimarlık Haftası” nedeniyle Muğla Mimarlar Odası tarafından düzenlenen etkinlikler çerçevesinde  “Yerel Yönetimler Gözüyle Muğla Kentsel Sit Alanına Bakış, Sorunlar ve Çözüm Önerileri” toplantısında Vali Dr. Ahmet Altıparmak diyor ki;
Günümüz eserlerinde, geçmişin estetik özelliklerini görmüyoruz.
Ülkemizde onca Mimarlık Fakültesi, dolayısıyla mesleğini sürdüren çok sayıda mimar olduğu halde, ortaya çıkarılan eserler, geleceğin kültür varlıklarını oluşturan, bir yerde hayranlık uyandıran estetik figürlerden yoksun.
Dolayısıyla benzer özellikler taşıyan apartman dairelerinde oturan çocuklarımızda, estetik duyguların gelişmesi mümkün değildir.
İşin özü bu.
Estetik başlığı altında kaleme aldığım yazımda vurgulamak istediğim temel ayrıntı, günümüz eserlerinin, geçmişin izlerini taşımaması.
Buna karşın şu denebilir.
Özellikle mimar çevreleri.
Bizler her ne kadar geçmişin izlerini taşıyan benzerlikte eserler meydana getirmiyor olsak bile ortaya çıkardığımız yapıtlar, çağdaş özellik arzediyor.
Dolayısıyla yüzyıllar öncesinde şartlar farklıydı.
Bugün ise aranan modern yapılar olduğuna göre, ağırlığı bu noktaya vermemiz  çağın gereğidir.
Nasrettin Hoca’nın dediği gibi haklı olmayan yok.
Bugünün mimarlarının görüşleri doğrultusunda meydana getirilen yapıtları baktığımızda, onların da haklı olduğunu görüyoruz.
Kimilerine göre, günümüz modern eserlerin de kendine özgü estetiği var.
Geçmişin hayranlık uyandıran eserlerin estetik özelliği ve de bugünün modern yapıtları da kendine has estetiğe sahip.
Ancak…
Acaba, günümüz sanat çevreleri, özellikler mimarlık mesleğini sürdürenler, bir konuda nasıl bir görüşün sahibi?
Yüzyıllar öncesinde, başta Mimar Sinan olmak üzere daha birçok sanatçının ortaya çıkardığı eserler, bugün hayranlıkla izleniyor.
Dolayısıyla devletin ilgili kurumları tarafından mutlak surette korunması diyerek, tabir yerindeyse üzerlerine titrenirken, bugünün eserleri için gelecekte aynı yaklaşım gösterilir mi?
İşte asıl olan budur.
Gelecekte bugünün eserleri adına, korumacılık esas olursa beis yoktur.
O zaman, mimarların alınganlık göstermesi yersizdir.
***
Bu gelişmeler paralelinde, bir beklenti var.
Ortaya çıkarılacak eserlerde, geçmiş ile günümüzün estetiğini birleştirmek mümkün olmaz mı?
O takdirde, bütünlük gösteren eserler yaratılır ki daha bir takdire şayan olur.
Şahsen, neden olmasın? diyorum.
Klasik ile modern yapıların birleşmesinden oluşan eserler, daha farklı bir estetiğin ürünü olarak gelecek kuşaklara aktarılır.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.