Estetik Kurulu kuruldu mu?

Bu haber 16 Ağustos 2010 - 0:00 'de eklendi ve 824 kez görüntülendi.
Dr. Gülten Şimşekgultensimsek@hamlegazetesi.com.tr
Bakış

Günümüzde artık her ne yapıyorsan, sanatı içine katacaksın anlayışı hakim.. Aslında her işin içine sanatı katsaydık, daha yaşanılır bir dünyada nefes alıyor olmaz mıydık?
Eğer katmış olsaydık, estetikten ve ruhtan uzak mekanlarda yaşamazdık.. Ağacı taşı korurduk.. Her objenin de bir ruhu olurdu… Daha dingin ve huzur içinde yaşardık.. Toplumsal uzlaşımızda gelişmiş olurdu.. Ne de güzel olurdu aslında.. Ama insan bence en tehlikeli bir varlık..Çirkin ruhunun, iyice törpülenmesi gerekli ve sanatı da ruhuna işlemeli…
Yaşamı, sanat anlayışı ile yaşamak ve o ruh ile sürdürmek sanırım daha yaşanılır kılacaktır… Yaşama güzellik ve anlam kazandırmak, yaşamın sanatla dolu olabileceğini anlamak, elimizdeki her varlığa değer katmak, kalıpları aşmak ve katılımcı bir ruh ile yaşamı sanat anlayışı ile yaşamak, insana neler sunmazdı ki.. Sanırım içsel huzur, dinamizm ve mutluluk sunardı…
Çünkü sanatın içinde estetik vardır. Güzellik vardır.. Dinginlik vardır.. Üretkenlik vardır.. Ne yoktur ki?..
Yani sanatta, her şey insan içindir teması vardır..
Zaten yaşamı bir sanat gibi görüp, hayata bakış açımızı değiştirir ve geliştirirsek, yaşamı yaşanılası bir sanat gibi sürdürebiliriz..
Yaşama sanatı olurda, okuma sanatı olmaz mı?
Olur elbette.. Alman düşünür Goethe, okumayı bir sanat gibi görmekte ve bu sanatı herkese öğretelim demektedir… İnsana, “Okumada bir sanat olabilir mi?!” sorusu düşündürüyor.. Olur ! Niçin olmasın ki… Aslında her şey bir sanattır;
Okuma sanatı, yaşama sanatı, sevme sanatı vs böyle gider insanın öğreneceği ve öğrenmesi gerekli sanatlar..
Ben bu aralar okuma sanatına taktım da, nedense hep bu konular üzerine  yazılar yazıyorum.. Belki bir süre sonra, farklı yöne yelken açarım da, içimde okuma sanatını aktarma dürtüsü varken yazıp sizlerle paylaşmak  istemekteyim..
Yaşamı bir sanat gibi algılatma üzerine bir çok kitap yazılmıştır.. Ve André Maurois’in Yaşama Sanatı da bunlardan birisidir..
André Maurois, “Yaşama Sanatı” adlı yapıtının  bir bölümünü okuma sanatına ayırmış;  Üç tip okuyucu olduğunu belirtir ve anlatır…
Birinci tip okuyucular, sürekli okuyanlar, yani ne bulursa okuyanlardır: Bunlar okumakta ne fikir, ne gerçekleri ararlar. Okuduklarının özünden, ana fikrinden pek azını akıllarında tutarlar; bilgi kaynakları arasında hiçbir değerlendirme yapmazlar.
Bilgiyi kullanmayacaksan veya içselleştirmeyeceksen niçin okursun? Onların yaptığı okuma, tamamen edilgen (pasif) dir; okuduklarını yorumlamazlar; akıllarında bunlara yer açmazlar; bunları sindirmezler. Bu birinci tip okurda amaçsız bir okumadır.. Dostlar alışverişte görürde, bu alışverişten okuyan, yarar sağlamaz.. Asıl olanda okuma alışverişinden yarar sağlamaktır.. Yoksa “Niçin okursun o halde?” dedirtir adama!!!
İkinci tip okuyucular, zevk için okuyanlardır. Bu daha aktif bir okumadır. Bu tür okuma meraklısı romanları, güzel ifadeleri, ya kendi duygularının uyanışını ve heyecana gelmesini ya da yaşamda bulamadığı serüvenleri aradığı için, yani zevki için okur. “Bu tür, zevki için okuma, sağlıklı bir okumadır.” der André Maurois…
Üçüncü tip okuma, iş için okumadır. Gereken materyalleri bulmak için okuyan adamın okumasıdır. Bu tip okumaya girişenlerin mutlaka not tutması gerekli olduğunu belirtir, André Maurois…
Evet okumada bir sanat ve bu sanatı öğrenmeliyiz.. Bilinçli birer okuyucu olmalıyız.. Okuduklarımızı sindirmeli ve gelişmeliyiz ki okumak bir anlam ifade etsin..
‘Sanat sanat içindir’ düşüncesini savunanlar için, sanatın tek amacı vardır, o da sanatın kendisidir ve sanatın başka amacı olamaz, başka amaca yönelen her eğilim sanatı öldürür diyenlerin ve sanatı tek güzel biçimler yaratmak için vardır mantığı, artık günümüzde yoktur…
Sanat sadece insan için vardır..
Dünyada her şey insanlar içindir.. Sanat, topluma faydalı olursa bir değeri vardır. Topluma hizmet etmeyen bir sanatın değeri yoktur.
Aynen biz gibi, bizde topluma hizmet ettikçe değerliyiz yoksa bir değerimiz olamaz….
Zira “Boş bir tuvaldir hayat ve her birimiz bir ressamız” der André Maurois…
Tuvalin üzerindeki fırça darbelerimiz, insanlığın ve ilimizin gelişmesi için atılmış ise, bizde onları baş tacı yaparız…
Çok yakın bir tarihte ilimizde “Sokak Sokak Resim Atölyesi Projesi” kapsamında üretilen eserler Gazi Mustafa Kemal Kültür Merkezi’nde, sergilendi.. İncelenince hoş bir proje… Bu proje gibi başka projelerde  çocuklarımızı, sanat ve sanatın dinamikleri ile buluşturabilirsek, yaşam yolunda onlara değerli bir yol açmış oluruz..
“Sokak Sokak Resim Atölyesi Projesi”nde, emeği geçenlere sonsuz teşekkür ederiz….
Bu arada aklıma geldi. Bir Mimarlar Haftası etkinliğinde  “Yerel Yönetimler Gözüyle Muğla Kentsel Sit Alanına Bakış, Sorunlar ve Çözüm Önerileri” konulu panelde dönemin Valisi Sayın Dr. Ahmet Altıparmak’ın önerisi olarak yerel yönetimlerin birer “Estetik Kurullar” oluşturmaları ortaya konmuştu.
Umarım bir çok ilde kurulmuş olan bu estetik kurul ilimizde de kurulur da  (yoksa kuruldu mu? Gündemin  takipçiyim ama kaçırmışta olabilirim.) görsel estetik, yaşam alanlarımıza taşınmış olur..
 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.