Eşref Bitlis cinayeti 1 numarayı ele verir mi?

Bu haber 30 Eylül 2010 - 0:00 'de eklendi ve 685 kez görüntülendi.
Hüseyin Nizamoğluhuseyinnizamoglu@hamlegazetesi.com.tr
Nerede Kalmıştık

Ergenekon
davasını küçümseyen, başka taraflara çekmek isteyen, sulandıran, bulandıranlar
için şok etkisi yapan bir gelişme var. “JİTEM’i ben kurdum.” diyen ve
halen GATA’da yatan, tutuklu Ergenekon sanığı emekli Albay Arif Doğan’ın
yalanlamadığı ses kaydı, adeta devlet içindeki bütün kirli, kanlı ve karanlık
işleri özetliyor. Arif Doğan, “7 bin ruhsatsız silahı kendi adamlarıma
bizzat ben dağıttım. Terörist yetiştirdim ben orda…” diyor. Ergenekon
lobi belgesinde de yer aldığı gibi tüm organize suç işlerini ve çeteleri
kontrol altında tuttuklarını da itiraf ediyor. Asıl ses getirecek itirafı ise
şüpheli bir uçak kazasında şehit olan eski Jandarma Genel Komutanı Eşref
Bitlis’i de JİTEM ekibinin öldürdüğünü iddia etmesi… Ergenekon davası sanığı
Arif Doğan, ses kaydında, “Alevilere yönelik saldırıları kendisinin
yaptırdığını, saldıranların da irticacı maskeli sakallı, bıyıklı kendi adamları
olduğunu” da anlatıyor. Eşref Bitlis olayı, karanlıkların aydınlanması
için çok önemli. Jandarma Genel Komutanı’nın öldürülmesinden bahsediyoruz.
Düşen uçakla ilgili bilirkişi raporunu hazırlayan heyetin başkanı Prof. Dr.
Ahmet Nuri Yüksel, olayın kesinlikle buzlanma, pilotaj, motor ve dizayn
hatasından kaynaklanmadığını, sabotaj olduğunu belirtiyor ve “Uçak bal
gibi düşürüldü, hiç şüphem yok.” diyor. Ve çok önemli bir ayrıntıya işaret
ediyor: “O günün gecesi nöbet tutan bir er, raporda ismi var. Diyor ki:
‘Karargâh tarafından bir üniformalı pilot, bir astsubay geldi. Parolayı sordum
bildi, işareti sordum bildi, benden üst personel olduğu için girişine izin
verdim. Ben şu ana kadar kaç zamandır burada nöbet tutarım, bu saatlerde burada
hiç kimseyi görmedim.’ diyor…” Hâlbuki dönemin Genelkurmay Başkanı Org.
Doğan Güreş, Kara Kuvvetleri Komutanı Org. Muhittin Fisunoğlu ve Kara Havacılık
Okulu Komutanı Tuğgeneral Armağan Kuloğlu (halen televizyon televizyon
Ergenekon müdafiliği yapıyor), daha teknik inceleme raporu hazırlanmadan, uçağın
buzlanma ve pilotaj hatası sonucu düştüğünü açıklıyorlar, kesinlikle sabotaj
olmadığının altını çiziyorlardı… Şimdi bütün soru şudur: Bu cinayetin
aydınlatılması, Ergenekon’un günümüzdeki 1 numarasını ele verir mi? Henüz
ulaşılamayanlara ulaşılabilir mi? Ergenekon mergenekon, her şey bir tarafa,
Türkiye; böylesine korkunç cinayetlerin, binlerce faili meçhul cinayetin
üstünün örtülmesiyle beraber yaşayabilir mi? Medyada, yargıda, TSK komuta
kademesindeki suskunluk, ilelebet devam edebilir mi? Artık çok açık ki, bildik
bir medyanın ısrarla, inatla bu cinayetlerin üzerine gitmemesi, gider gibi
yapıp unutturmaya çalışması bir işe yaramayacak. Çünkü pislik çok büyük…
Koskoca bir hangarı, ağzına kadar doldurmuş kandan, irinden oluşmuş bir
pislikten bahsediyoruz. Şu anda Ergenekon davasının belgeleri, ortaya dökülen
ses kayıtları, ele geçirilen silahlar, LAW’lar, bombalar her şey, o hangarın
kapısını zorluyor… Kapı açıldığında, o yığının altında kalacak çok
“mümtaz şahsiyetler” olacak. Göreceksiniz, bir yerden sonra kirli ve
kanlı yapı, bütün kozmik adamlarını ele verecek… Devlet içindeki hukuk dışı
yapı, koskoca Türkiye’nin ayağındaki en büyük, en paslı prangadır. Askerî
vesayet sistemi, meşru olmayan varlığını bu yapıyla sürdürdü ve sürdürmekte
direniyor. Darbeler, suikastlar, cinayetler, sabotajlar hepsi, korkutulan,
ürkütülen bir toplumu kolayca yönetmek içindi. Düşünebiliyor musunuz, ordunun
bir albayı; kanunsuz silah dağıtmaktan, terörist yetiştirmekten, kadın ticareti
yapmaktan, Alevi vatandaşlarımızın üzerine, dindar oldukları intibaını vermek
için sakallı adamlar göndermekten bahsediyor. Şimdi, bunları okuyunca bir defa
daha, Sivas’ta Madımak Oteli’nde diri diri yakılan Alevi vatandaşlarımızın
çığlığı, hangi yüreği dağlamaz? Türk Silahlı Kuvvetleri’ni, cuntalara değil,
demokrasiye ve hukuka emanet etmeliyiz…

HÜSEYİN
GÜLERCE   Zaman / 24-09-2010

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.