Eski Bayramlar

Bu haber 26 Temmuz 2014 - 1:03 'de eklendi ve 949 kez görüntülendi.
İsmail Ataseverismailatasever@hamlegazetesi.com.tr

İster istemez, geçmişten günümüze bayramları düşünürüm.

Yıllar öncesinin bayramları nasıl kutlanırdı?

Bugün nasıl kutluyoruz?

Arada bir fark var mıydı?

Her halde değil kabul edelim ki, çok fark var.

Aksi olsaydı, her kim olursa olsun nerde eski bayramlar! demezdi.

Dendiğine göre bir farkın olduğunu yadsımak olası değil.

Peki nedendi?

Neden, geçmişte olduğu gibi bizler için çok önemli anlamlar içeren bayramları gönlümüzce kutlayamıyoruz?

Kısaca, neden eski bayramları arar hale geldik?

***

Kabul edelim ki bunun bir değil birçok sebebi var.

En belirgin sebeplerinden biri ekonomik koşullar.

Birileri itiraz eder mi bilmiyorum ama realite o ki, imkanları sınırlı binlerce aile, ekonomik koşulların ağırlığı içerisinde, istese de eski bayramların havasına giremiyor.

Her şeyden önce, aile bireylerinin ihtiyaçları buna cevaz vermiyor.

Aile reisi ne denli istese de çocuklarının taleplerini yeterince karşılayamıyor.

Oysa, bayramların kendine özgü anlamları vardır.

Her kim olursa olsun, yeni giysiler ister.

Onlar yeni elbiseler giymeli ki, başta büyükler olmak üzere eşine dostuna, göğsünü gere gere gidebilsin.

Ama değil.

Hal böyle olunca baba çocuklarının isteklerini karşılayamamanın ezikliğini hissederken, çocuklar da yeni elbiselere sahip olamamamın burukluğu içerisinde kalıyor.

Belki birileri buna itiraz edecektir.

Ne yani, bir aile çocuklarını giydirmekten yoksun mu?

Evet, ne yazık ki ülkemizde, bu durumda olan binlerce aile vardır.

Bu yüzden bayramlar onlar için ayrıcalıklı bir gün olmaktan uzak.

***

Eski bayramları aramanın altında yatan bir başka neden, birçok ailenin sayfiye yerleri öncelikli olmak üzere değişik merkezlere gitmeleri.

Bu durumda bir çelişkinin olduğu öne sürülebilir.

Hem, birçok ailenin imkanları elvermediği için gönüllerince bayramları kutlayamadığından dem vuruyorsunuz.

İlişkin olarak, bayramlarda bazı ailelerin değişik merkezlere gittiğinin altı çiziliyor.

Bunda bir çelişki yok mu?

Madem ekonomik şartlar elvermiyor.

O takdirde, nasıl sayfiye yerleri olmak üzere değişik merkezlere giderler!

Tamam.

Biran için kabul etsek bile, bayramlarda asıl olan, birlik ve beraberlik içerisinde kutlamak değil midir?

Sakın ola ki, bayramı başka yerlerde geçirenleri yadırgadığım sanılmasın.

Kesinlikle bu düşüncede değilim.

Olmam da mümkün değil.

Vurgulamak isteğim, eskiden hangi yerleşim birimi olursa olsun, cıvıl cıvıldı.

Şimdi ise bayramlarda çoğu yerler, suyu çekilmiş değirmen görüntüsü veriyor.

Nerde eski bayramlar! demem bu yüzden.

***

Peki, aileler bazında durum böyle de, ülkemizdeki hava nasıl?

Türkiye genelinde bir bayram havası esiyor mu?

Bu konuda çok da karamsar olmaya gerek olmadığını düşünüyorum.

Bir kere yıllar boyu bayram seyran demeden, nice acılar yaşadığımız terör bitti bitecek noktasına geldi.

Her ne kadar münferit bir takım olaylar olmakta ise de, çok değil bir sene öncesinin istenmeyen olayları yok artık.

Bugün nice ocaklara ateş düşmüyor.

Anne, babalar evlatlarını yitirmiyor.

Eşler dul, çocuklar yetim kalmıyor.

Kabul edelim ki ülkemiz adına bu bağlamda bayram havası esiyor.

***

Aslında bu ayrıntıları dile getirirken, ülkemizin süt liman olduğunu söylemiyorum.

Bir kere, uzunca zamandan bu yana konumu ne olursa olsun çok sayıda vatandaşımızın Ergenekon, Balyoz olmak üzere daha nice davalarla yüz yüze gelmeleri, hem devletin bekası, hem de tutuklananlar adına iç açıcı bir durum olduğu söylenemez.

İş öyle bir noktaya geldi ki vatandaş, devletin her kademesinde görev yapanlara şüphe ile bakar hale geldi.

Kabul edelim ki bu durum, demokrasinin yerleşmesi yanında, her alanda hedef büyülten bir ülke için hoş değildir.

Hele bu tür uygulamalar yaklaşık 5 yılı geçen sürede devam ediyorsa!

***

İnsanımızı tedirgin eden bir başka gelişme Cumhurbaşkanlığı seçimine ilişkin.

Ne gariptir ki, bir taraftan adaylar, diğer yandan onlara destek verenler, ortamı daha da germekten geri kalmıyor.

Oysa, seçilecek kişi cumhurbaşkanı olacaktır.

İçte ve dışta Türkiye’yi temsil edecektir.

Buna karşın daha şimdiden böylesine önemli bir makamın sahibine yönelik istenmeyen gelişmeler, o yüce makamı zedelediği gibi vatandaşı tedirgin ediyor.

***

Sonuçta millet olarak, şöyle veya böyle bir Mübarek Ramazan Bayramına daha eriştik.

Gönül isterdi ki, etrafımızı saran ateş çemberine karşın her bireyiyle mutlu ülke olarak bayrama erişelim.

Yine de ümidimizi kaybetmiş değiliz.

Kim ne derse desin Türkiye, 76 milyonun mutlu olduğu bir ülke olarak geleceğe emin adımlarla ilerleyecektir.

Bu duygularla tüm hemşerilerimizin Mübarek Ramazan Bayramlarını gönülden kutluyorum.

 

 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.