Erken Seçim Sendromu

Bu haber 21 Ağustos 2015 - 19:43 'de eklendi ve 951 kez görüntülendi.
İsmail Ataseverismailatasever@hamlegazetesi.com.tr

Birbiri ardı gelen gelişmeler öylesine bir hal aldı ki, şaşırıp kaldık.

Özellikle parlamento bazında konuşlanan partiler ve de halk olarak.

Buna iktidarda bulunan AKP de dahil.

Hal böyle olunca sağlıklı karar vermenin kolay olacağını sanmıyorum.

Aksi olsaydı, başbakan Ahmet Davutoğlu’nun ne zamandır yürüttüğü koalisyon hükümeti çalışmalarından bir sonuç alınırdı.

Zaten her partinin yetkili organlarıyla 3 kez bir araya gelinmesine karşın uzlaşma sağlanamaması her şeyi açıklıyor.

Dolayısıyla gözlenen, Türkiye’nin yakın süreçte yeniden erken seçime gideceğidir.

Yakın süreç dediğim yasanın öngördüğü zaman dilimi.

Buna karşın Yüksek Seçim Kurulu 60 gün sonra seçim yapılması sağlanabilir şeklinde görüş belirtince, büyük bir ihtimalle bu tarih ve ona yakın süreçte erken seçim yapılacaktır.

Yani Türkiye, bir yılı doldurmadan 2 seçim süreci geçirecek demektir.

***

Peki, neden ufukta erken seçim gözüktü?

Her ne kadar 7 Haziran seçimleri sonrasında hiçbir parti tek başına iktidara gelemese de, uzlaşma yoluna gidip koalisyon hükümeti kurulamaz mıydı?

Her seçimin mali portresi ekonomiye tahminlerin üzerinde yük getirdiği rakamlarla sabit olduğu halde, partiler neden uzlaşma yoluna gitmediler?

Aslında ilişkin olarak cevap arayan daha pek çok soru var.

Özde belirtilenler öncelik aldığı için asıl olan koalisyon hükümetinin neden teşkil edilemediği!

Bir kere 7 Haziran seçimlerinden 1.parti olarak çıktığı için hükümet kurma görevini üstlenen Ak Parti ile ne CHP ne de MHP koalisyona yanaşmadı.

Özellikle MHP, başlangıçtan bu yana hükümette yer almayacağını her seferinde açıkladı.

Buna karşın CHP, MHP kadar katı değildi.

Ne var ki bu partinin de istekleri arasında yer alan 4 bakanın yüce divana gönderilmesi olmak üzere daha birçok konudaki talepleri, Ak Parti tarafından kabul görmeyince, koalisyon ihtimali ortadan kalkmış oldu.

Bir farkla CHP, MHP’nin de olduğu erken seçime yönelik koalisyon hükümetine karşı değildi.

MHP hükümette bulunmaya yanaşmayınca bu formülde ortadan kalkmış oldu.

Aynı partinin Ak Parti CHP ortaklığında hükümet kurulsun. MHP olarak dışarıdan destek verelim eğilimi gerçekleşmeyince, gelişmeler erken seçimi gösterdi.

MHP olarak Ak Parti CHP hükümetine destek verelim. Bizde ana muhalefet partisi konumunu üstlenelim yaklaşımı sıcak bakılmayınca, tek yol belli oldu.

İlişkin olarak MHP’nin HDP ile hiçbir işbirliğine girmeyiz yaklaşımı, olayın farklı bir boyutuydu.

Tüm yolları deneyen başbakan Ahmet Davutoğlu, bakıp gördü koalisyon hükümetinin teşkil edilmesi mümkün değil.

Prosedür gereği, üstlendiği hükümet kurma girişimlerinden sonuç alınamayınca, görevi bıraktığını Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a iletmişti.

Tamam da şimdi ne olacaktı?

Teamüller gereği hükümet kurma görevi bu kez, son yapılan seçimde ikinci parti olarak çıkan CHP’ye verilmesi gerekiyordu.

Ancak, bir takım şüpheler vardı.

Acaba cumhurbaşkanı hükümet kurma görevini CHP’ye verir mi?

Anlaşıldığı kadarıyla şüphe edilmesinde haklılık payı vardı.

Zira Cumhurbaşkanı hükümet kurma görevini CHP’ye vermeyeceği şeklinde bir eğilim oluşmuştu.

Şimdi…

Eğri oturup doğru konuşalım.

Her ne şartta olursa olsun Cumhurbaşkanı hükümet kurma görevini CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na vermeliydi diye düşünüyorum.

Kaldı ki halkın önemli bir kesiminin eğilimi de bu doğrultuda.

Şayet verilmezse, ki öyle görünüyor.

Cumhurbaşkanlığı makamının tarafsızlığı tartışılır hale gelir.

Hal böyle olunca, tarafsızlığı konusunda oluşan bir takım şüpheler bu durumda daha bir kuvvetlenecektir.

Sonra, CHP’ye hükümet kurma görevi verilseydi ne olurdu?

Başarılı olurlarsa mesele yoktu.

Değilse, zaten azınlıkta olacağı için tez elden hükümeti bırakırdı.

Bu nedenle kimler nasıl bir yaklaşım içerisinde olsa da 2.parti konumundaki CHP’ye hükümet kurma görevinin verilmemesinin, çok da geçerli bir açıklaması olacağını sanmıyorum.

***

Neticede Türkiye, içinde bulunduğumuz süreçte, her bakımdan bir sendrom içerisinde.

Hükümetin teşkil edilememesi kadar önemli bir konu, yeniden azgınlaşan terör eylemlerinin ülke genelinde yarattığı hava..

Öyle ki, evladını kaybeden aileler perişan.

Çocuğu askerde olanlar, diken üstünde.

Ekonomik göstergeler ise daha bir endişe verici.

Hele kısa süre içerisinde doların 3 TL sınırını aşması.

Velhasıl neresinden bakarsanız bakınız şu sıra Türkiye’nin, her bakımdan bir sendrom içerisinde olduğuna şüphe yok.

 

 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.