ERDOĞAN AYRILIRSA!..

Bu haber 25 Haziran 2009 - 0:00 'de eklendi ve 752 kez görüntülendi.
İsmail Ataseverismailatasever@hamlegazetesi.com.tr

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın son aylarda sıkça rahatsızlanması, bir takım yorumlara neden olmakta.
Zira, çok değil 2 aylık süre içerisinde gözle görülür bir rahatsızlık çektiği ortada.
Kaldı ki, ekranlara yansıyan görüntüsü bunun bariz göstergesi.
Hal böyle olunca, nerde önceki Erdoğan!
2002 yılında iş başına gelen AKP hükümetinin başbakanı olarak sergilediği tavır, gösterdiği performansla, günümüz arasında bariz farklar olduğunu yadsımak mümkün değil demekten kendimizi alamıyoruz.
Nedeni ortada olmasına karşın, yorumlara bakalım.
Kimi, aşırı çalışma temposunun vücutta yarattığı tahribata bağlıyor.
Bazıları, olağanüstü gelişmelerin neden olduğu yoğun gündemin ortaya çıkan rahatsızlığa yoruyor.
Buna karşın meseleye bağnazca yaklaşanların bir görüşü var ki, katılmak olası değil.
Onlara göre başbakan Erdoğan, gündemi değiştirmek için bu tür bir halet-i ruhiye içerisinde.
Dolayısıyla bu düşüncede olanlar için tek söylenecek söz, el insaf!
***
 Dilerseniz şöyle bir geçmişe uzanalım.
Aynı süre içerisinde gerek partisi AKP genel başkanı, gerekse başbakan olarak muhatap olduğu konular, sıradan gelişmeler değildi.
I.iktidar döneminin sonunda Cumhurbaşkanlığı seçimiyle başlayan sıkıntılı bir süreç, 2007 seçimleriyle devam etmişti.
Her halde Cumhurbaşkanlığı seçimi döneminde onun çektikleri, görmemezlikten gelinemez.
Ardından 2007 seçimleri.
Ve bu dönemde mitinglere katıldığı iller sayısı.
Bunlar yetmezmiş gibi mensup olduğu parti ve şahsına yönelik bir takım iddialar.
Sadece partisiyle ilişkilendirilen, aradan bunca zaman geçtiği halde hala güncelliğini yitirmeyen Deniz Feneri Olayı.
Gelişmelerin paralelinde muhalif kanatta yer alan partilerden CHP ve MHP genel başkanlarının, dozajı aşan türde saldırıları.
İç bünyede meydana gelen ve her biri basitçe geçiştirilecek olaylar olmayan daha nice gelişmelere muhatap olan başbakan Erdoğan için güçlükler sadece bunlar değildi.
Ya dış bünyede ülkemizin karşı karşıya kaldığı olaylar.
AB süreci.
Kıbrıs meselesi.
Ermenistan’la ilişkiler.
Buna bağlı olarak Azerbaycan’ın takındığı tavır.
Ve daha neler neler.
Şimdi eğri oturup doğru konuşalım.
Neticede Erdoğan’da bir insan.
Böylesine çarpıcı gelişmelerin altından kalkmak elbette kolay değildi.
Hele her işi onun yaptığı gibi tek başına üstesinden kalkmaya kalkarsanız.
Dolayısıyla bunca yoğun temponun bir gün Erdoğan’ın vücudu üzerinde tahribat yapacağı kaçınılmazdı.
Nitekim öylede oldu.
Bir yerde bünyesi, bu denli yoğun tempo karşısında, dur bakalım dedi.
***
Başbakan Erdoğan’ın karşı karşıya kaldığı sağlık sorunu üzerine, açık açık dillendirilmeyen bir önemli husus cevap arıyor.
Şayet Erdoğan sağlık sorunları nedeniyle üstlendiği görevi bırakmak zorunda kalırsa, AKP’nin başına kim geçer?
Kimin geçmesinden öte, hiç temenni etmediğimiz halde Erdoğan sağlık meselesi yüzünden zorunlu ayrılmak durumunda kalırsa, AKP kaosa sürüklenebilir.
Partinin genel başkanlığını üstlenebilecek, dolayısıyla herkesin üzerinde birleştiği tek isim Abdullah Gül’de Cumhurbaşkanıdır.
Parti bünyesinde yer alan hiçbir isim bu ikilinin yerini tutmayacağına göre, şayet Erdoğan ayrılırsa AKP’nin mevcut konumunu koruması oldukça zordur.
Bir kere daha altını çiziyorum.
Bu bir varsayım.
Yoksa asla ve asla başbakan Erdoğan’ın, söz konusu sağlık nedeniyle görevinden ayrılmasını, şu aşamada ülkenin selameti açısından hiç kimsenin dilememesi gerekir.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.