En Pahalı Öğrenme Yaşayarak Öğrenmedir

Bu haber 30 Ağustos 2017 - 0:33 'de eklendi ve 687 kez görüntülendi.
İdris Koçidriskoc@hamlegazetesi.com.tr

İdris KOÇ

 

Farklı hedefler ve hayallerle iş hayatında yol alırken, zaman zaman trafik kazaları, dolayısıyla da başarısızlıklar yaşamaktayız. Bu başarısızlıkların temelde iki önemli eksiklikten kaynaklandığı söylenebilir.

Bunlardan en önemlisi meslekî bilgi ve deneyim eksikliğidir. Günümüzde temel eğitimden lisans eğitimine kadar yaklaşık on altı yıl boyunca farklı kurumlarda eğitim alıyoruz. Bir işe yerleşebilmek veya bir mesleğe başlayabilmek için yeterli görünse de bir işi/mesleği başarıyla yapabilmek için bu eğitimlerin yeterli olmadığı ortadadır. Eğitim sürecinde edinilen teorik bilgilerin uygulamada yetersiz kalması ve tecrübesizlik başarısızlığın önemli bir nedenidir.

İş ve meslek sahiplerinin başarısı, eğitim sürecinde öğrendiği sınırlı bilgi ve meslek hayatında edindiği örtük bilgiyle yetinmeyerek, yaşam boyu öğrenmeye devam etmesine, meslekî bilgilerini güncelleyebilmesine ve kısa zamanda uygulama deneyimi kazanabilmesine bağlıdır.

Başarısızlığın ikinci nedeni ise “ilişki” boyutuyla ilgilidir. Yani iş hayatına ve kurumsal ilişkilere dair “davranış bilgisi” eksikliği… Çünkü günümüzde eğitimin tüm kademeleri “iş” üzerine yapılandırılırken, “ilişki” boyutu çoğu kez ihmal edilmektedir. Kurumlar ve çalışanları arasında yaşanan sorunlar ve çatışmalar, çoğu zaman insan ilişkilerine dair bilgi ve deneyim eksikliğinden kaynaklanmaktadır. Bu nedenle özellikle mesleğin ilk yıllarında yaşadığımız sosyal iletişim sorunları ve kurumsal ilişkilere dair sorunlar, mutsuzluğumuzun ve başarısızlığımızın bir diğer önemli nedenidir. Yani bir usul bilgisi eksikliği…

Birçoğumuz bu eksikliği, zaman içinde yaşadığımız sorun ve çatışmalarla fark etmekte; yani yaşayarak öğrenmekteyiz. Ancak yaşayarak öğrenme bize çok pahalıya mal olan bir öğrenmedir.

Başarı, bir şeyi usulüne/yöntemine uygun olarak yapmakla mümkün iken, insanımız çoğu zaman işinde ve ilişkilerinde keyfilik, kuralsızlık ve yöntemsizliği; yani usulsüzlüğü tercih etmektedir.

Kolaylık ve özgürlük olarak tercih edilen “usulsüzlük”, başarının önündeki en büyük engeldir. Oysa insan, başarısızlıklarını çoğu zaman karşı tarafa ihale etme ve muhataptan kaynaklandığını iddia ettiği bahanelere sığınma eğilimindedir. Bu nedenle birçoğumuz, başarısızlığımızın nedeninin bilgisizlik ve usulsüzlük olduğunu kabullenmek istemeyiz.

Bilgisizlik, yöntem yanlışlığı, keyfilik, kuralsızlık, profesyonel yaklaşım eksikliği iş hayatının başlıca usulsüzlükleridir. Dolayısıyla başarısızlığın en önemli sebebi, önemsememe ve özenmemenin bir neticesi olan usulsüzlüktür.

Usul, usulsüzlük, iş hayatı, kurumsal ilişkiler, başarı derken aklıma satranç oyunu geliyor. Çünkü hayat da tıpkı satranç gibi.  Akıl, düşünce, kurallar, hamleler, rekabet, strateji, kazanma, kaybetme…

Satrançta her bir taşın bir görevi, yolu ve hamlesi var.

Oyunu kuralına göre oynamayan ve hamlelerini usule uygun yapmayan oyuncu önce taşını, sonra da oyunu kaybediyor.

İş hayatının da (tabi ki sosyal hayatın da) kuralları, her işin bir yöntemi, kurumsal ilişkilerin bir usulü var.

Sahip olduğu unvan, statü ve makamın gereğine uygun davranmayanlar önce itibarını, sonra pozisyonunu, nihâyetinde de işini kaybediyor.

İşte bunun içindir ki başarısızlığımız çoğu zaman usulsüzlük, metodsuzluk ve yöntem yanlışlığından; eskilerin tabiriyle ifade edecek olursak da “vusulsüzlüğümüz, usulsüzlüğümüzden…” kaynaklanıyor.

Usul bilgisi, hayatın her alanına dair bir davranış bilgisidir. Üstün Dökmen’in ifadesiyle “genel yaşam bilgisi”dir. Her çalışanın, öncelikle de yöneticilerin, usul (görgü, nezaket ve protokol kuralları) konusunda okuma yapmaları, hatta eğitimler almaları; masasında ve kitaplığında bu alana dair bir/birkaç başucu kitabı bulundurmaları bir gerekliliktir.

Unutmayalım ki, en pahalı öğrenme yaşayarak öğrenmedir. Başkalarının bilgi ve deneyimlerinden yararlanmak, her zaman daha akıllıcadır.

 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.