Emir Allah’ın…

Bu haber 17 Ekim 2015 - 0:15 'de eklendi ve 1.181 kez görüntülendi.
Özcan Özgürozgurmugla@hotmail.com
Özgürce

Şu 2015 yılı kimlere güzel geldi bilmiyorum.

Aynı yılın içinde ardı ardına dayımı, annemi, anneannemi kaybettim.

Belki ben de yarın 3 haftalık olacaktım.

Allah beterinden korusun…

Ölümün ne zaman kimin, hangimizin kapısını çalacağı belli mi?

 

xx           xx           xx

Dedim ya 2015 anlatılır gibi bir yıl olmayacak gelecek yıllarda.

Önceki gün Muğla Gazeteciler Cemiyeti eski başkanı, Araştırmacı, Gazeteci- Yazar Ünal Türkeş’in sevgili eşi Melda Türkeş’i yitirdik. Uzun zamandır Ankara’da tedavi görüyordu. Emir Allah’ın. Yapacak bir şey yok…

Allah O’nun ömrünü çocuklarına versin. Allah rahmetini esirgemesin.

Sayın Türkeş’in cemiyet başkanlığının ilk yıllarında Melda Hanım’a yakın olanlardan olmuştum. Her kadın gibi eşini severdi, ama bir de anaç yanı vardı. Sayın Türkeş’i Muğla Milletvekili olarak görmek en büyük hayallerinden biriydi. Ki Sayın Türkeş’te aday olmuştu. Kendisi için rahmetli Hasan Önkaş ile birlikte dağ taş dolaşmış, Muğla’nın altını üstüne getirmiştik. Derdimiz bir meslektaşımızı Ankara’da Muğla’yı temsil ederken görmekti. Olmadı. Nasip meselesi.

Allah evlatlarına nasip etsin…

 

xx           xx           xx

Tesadüfe bakın ki, 2 yıl önce aynı gün Türkeş ailesi ile ortak dostumuz Oktay Ekinci’yi yitirmiştik. Rahmetli Ekinci yaşamının Muğla’da ki döneminde arada bir Devrim Gazetesi’nde yazardı. Bugün yaşıyor olsaydı, merhume Türkeş için ne yazardı bilemem. Ama elbette güzel şeyler yazardı…

Birkaç gün önce Menteşe Belediyesi, Menteşe Kent Konseyi, MUSANDER işbirliğinde Konakaltı Kültür Merkezi Nail Çakırhan Salonu’nda güzel insan rahmetli Nail Çakırhan anıldı. Gitmeyi çok isterdim, durumum malum.

Hem Nail Çakırhan’dan, hem Oktay Ekinci’den el aldığını söyleyebileceğimiz Araştırmacı-Yazar Y. Mimar Ertuğrul Aladağ konuşmacıymış. Ekinci’den söz etmiş midir bilmiyorum…

Önceki gün rahmetli Ekinci ile ilgili bir etkinlik olmamış… Belki önümüzdeki günlere bir program yapılmıştır.

Unutulmamalı. Güzel insanları unutturmamalıyız.

 

xx           xx           xx

Bu sene yitirdiklerimizden biri de Yaşar Kemal oldu. Türk Edebiyatı’nın “Ulu Çınarı”28 Şubat’ta uğurladık. Ardında kalan bizlere vasiyeti tek kelime ile özetlenebilirdi:

“Barış”

Ressam, Gazeteci-Yazar Fikret Otyam’ı da 1 ay kadar önce yitirdik. Erman Şahin’in Belediye Başkanlığı döneminde hemen her şenlikte Muğla’daydı. Orhan Çakır’ın Belediye Başkanlığı döneminde de gelmişti. Şenlik afişlerinden birini de kendisi yapmıştı. Anımsadığım kadarıyla Muğla Bacasının yanına geleneksel giysiler içinde bir Yörük-Türkmen Kızı’nı resmetmişti.

1950’den beri Anadolu insanını yazıp resmetmiş; aşiretlerin, obaların dertlerini dert edinmiş, Süleyman Demirel ile birlikte Harran’ı suya kavuşturan adam da denilebilir…

O’da barıştan yanaydı. İnsanın insanla, insanın doğayla barışından yana…

 

xx           xx           xx

Uzun yıllardır Akyaka’da hemşerimiz olan Oktay Akbal’da geçtiğimiz günlerde 92 yaşında aramızdan ayrıldı. Türk Edebiyatı’nın usta kalemlerinden, Cumhuriyet Gazetesi yazarı Oktay Akbal çok iyi bir öykücüydü. “Önce Ekmekler Bozuldu” diye yazmıştı. En ünlü yapıtıdır.

Şimdi bozulmayan ne kaldı bilemiyorum…

Hemen her alanda çok önemli insanları kaybettik 2015 te… Onlardan biri Kayahan’dı. Hangimiz sevmedik şarkılarını? Kim bilir kaç kuşağın hafızasında yer etti.

Ya Müzeyyen Senar’a ne demeli? Türk Sanat Müziğinin ünlü sesi kim bilir kaç kuşağın dinlediği şarkıları bizlere, yeni kuşaklara taşıyıp sevdirdi. Sonra da taşınıp gitti.

Bu sene 5 Haziran’da da Sadun Boro aramızdan ayrıldı. Dünyayı dolaşan ilk Türk Denizcisi olan Boro, Bodrum’da yaşıyordu. Olmaz olası hastalığa Marmaris’te yenik düştü.

 

xx           xx           xx

  1. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in de aramızdan ayrılışı bu yıla denk düştü. 41 yaşında Başbakan oldu. 6 kere gitti geldi. Şapkayı hiç kaptırmadı. Ki, fötr şapkası demokrasinin sembolü haline geldi.

Seveni kadar sevmeyeni vardı, ama Cumhurbaşkanlığında herkes tarafından sevilir olmuştu. Bugün kendisini arıyoruz. En çok da mizah ustaları arıyor olmalı. O mizah ustalarından biri de Bedri Koraman idi.

Hayatının son günlerini Bodrum’da geçiren Bedri Koraman yaşama 30 Mayıs’ta veda etti. Döneminde çizdiği karikatürlerden, rahmetli Süleyman Demirel başta nasibini almayan kalmamıştı. Karikatürlerini çizdiği siyasilerin hiç birinin kendisiyle kırgınlığı olmamıştı!

Bedri Koraman, 12 Eylül Askeri Darbesi’nin mimarı Kenan Evren’in karikatürlerini yapabilmiş miydi bilmiyorum. Hepimizin bildiği bir dönemin diktatörü Kenan Evren’in emekliliğinde “nü resimleri” çizmeye kalkışmış olması…

Kenan Evren’i de bu sene 10 Mayıs’ta kızımın doğum gününde büyük bir mutluluk içinde uğurladık. Kendisini Allah’a havale ettik…

 

xx           xx           xx

Bu sene Zeki Alasya’yı da yitirdik.

Bir devir sadece Süleyman Demirel’le, Kenan Evren’le kapanmadı. Zeki Alasya’yı yitirmemizle de kapandı. Zeki Alasya ile Metin Akpınar’ın sahneye koydukları “Yasaklar”ı unutmak mümkün mü? Sağcısıyla solcusuyla hep birlikte izlemiş, kasetlerini dinlemiştik…

Sadece Zeki Alasya ile de değil, bir devir Levent Kırca ile de kapandı. Bilmem kaç kuşak eşi Oya Başar ile 22 yıl sahneledikleri “Olacak O Kadar” güldürülerini izledik. Yine sağcısıyla solcusuyla hep birlikte izledik. O bir hiciv ustasıydı. Dönemin tüm siyasileri taşlamalarından nasiplendi…

O’nunla ve Zeki Alasya ile sadece bir devir kapanmadı. Hiciv ve mizah ta göçtü.

Levent Kırca sadece bir hiciv ustası da değildi. Söyleyeceğini dosdoğru söyleyen bir “insan”dı da. Bıraktığı vasiyeti de “Dik durun… Adil olun, sabırlı olun. Daha iyi bir dünya da görüşmek ümidiyle Atatürk’le kalın. Cumhuriyet’le kalın. Hoşça kalın.” şeklinde oldu.

 

xx           xx           xx

Oysa daha iyi bir dünyayı dünyamızda da yaratabilirdik… Bunun için o kadar can veriyoruz ki…

Yaşlısıyla, genciyle, çocuğuyla, kadınıyla; işçisi, memuru, akademisyeni, öğrencisiyle ölenlerimiz kadar yaralananlarımız, sakat kalanlarımız oluyor…

Dün “Analar ağlamasın” diyorduk, şimdi hep birlikte ağlıyoruz… (!)

Beni en çok üzen de kaybettiklerimizin ideolojik görüşüne göre üzülen/üzülmeyen bir zihniyetle de birlikte olmamız… Şair Sabahattin Ali “Hiç şiir okumamış gibi kötüsünüz! / Bir köpeğin başını hiç okşamamış, / Hiç çocukla, çocuk olmamış gibi kötüsünüz.” dizelerini sanki bugünlere yazmış. Bertolt Brecht’te şöyle demiş:

“Acıya sevinen zalimlerin, zevk çığlıkları bir gün kendilerini sağır edecektir.”

2015 çok acılı ve kayıplı geçti. İnşallah olup bitenler karşılığında bu güzelim topraklar üzerinde yaşayan güzel insanlara, hak edilmiş, kalıcı barış gelir.

 

 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.