Emekli Diktatör ve Muğla

Bu haber 14 Mayıs 2015 - 0:00 'de eklendi ve 1.716 kez görüntülendi.
Özcan Özgürozgurmugla@hotmail.com
Özgürce

Özcan Özgür

Bir diktatör daha mahşerine göçtü.

Can Yücel’in Deniz Gezmiş ile ilgili “Aşk olsun çocuk” diyen şiirini bilenler bilir.

Can Yücel orada Deniz için şöyle der: “Elbette Türkiye’de de en uzun koşuysa devrim /

O, onun en güzel yüz metresini koştu

Yaşıyor olsaydı Can Yücel o iki dizeyi Kenan Evren için nasıl yazardı acaba?

Elbette diktatörler en uzun yaşayacaklarını sanırlar / O bile yüz sene yaşamadı.

Böyle mi yazardı, bilinmez. Bilinen 98 yaşında öldüğü… Asmadık, 98 yıl besledik…

xx        xx        xx

Ölmedi geberdi” diyenler oldu. “İnşallah cehenneme gidersin” diyenler oldu… “Hakkımı helal etmiyorum”, “Hakkımızı helal etmiyoruz” diyenler çıktı…

Kendi kendime “Bizim bir diktatöre ne katkımız olabilir ki?” diye düşündüm.

Darbeyi birlikte yapıp, gencecik çocukları, asıp, hapsedip, insan hak ve özgürlüklerini, demokrasiyi birlikte rafa kaldırıp, partileri birlikte kapatmadık… Cezaevlerini birlikte işkence haneye çevirmedik…

12 Eylül (1982) Anayasası’nı 91,37 oranında oyla kabul etmekle kalmayıp, bir de darbeci generali Cumhurbaşkanı ilan ettik… Helal etmediğimiz “hak” bu mu?

xx        xx        xx

Önceki gün “Devlet Töreni” ile “Devlet Mezarlığı”na gömüldü. Siyasi partilerin hiç biri törene katılmadı. Acaba önümüzde seçim olmasa katılan olur muydu?.. (!)

Emekli diktatörün kızları TBMM’nde tören yapılmasını istememişler. İsabetli olmuş… Peki ya isteselerdi? Olacak olan bellidir… Devlet törenine izin verenler, diktatörün darbe yaptığı demokrasinin kutsal yapısı TBMM’de törene de izin verirlerdi… (!)

Ankara’da yapılan törene sadece TSK kuvvet komutanları ile Ankara‘da görevli orgeneraller ve TSK‘nın tüm unsurlarından farklı rütbede subaylar katılmış. Komutanlar, törene tören giysileri ile kılıç kuşanarak gelmişler.

Askerlik yapamadığım için “kılıç kuşanmanın” ne anlama geldiğini bilmiyorum.  Darbeler dönemi sona erdiğine göre, darbe mimarı Evren’in cenazesine TSK tarafından neden sahip çıkıldı.

Sizce de ortada bir ikiyüzlülük yok mu?

xx        xx        xx

Ölünün arkasından konuşulmaz” diyenlerde oldu. Bir arkadaşım, “Önünden konuşma, arkasından konuşma, neresinden konuşacağız bunun?” diyordu. Ölünün ardından elbette konuşulmaz, ama canı yanan her yerinden konuşur!

Tabi ben yine anlamakta güçlük çekiyorum.

Ölü ölü değilken konuşmayanlar, şimdi neden konuşuyorlar? Onları coşturan ne?

Ortada gerçekten bir iki yüzlülük var!

Pinoşe’nin, Franko’nun, Musoli’nin, Hitler’in, Stalin’in arkasından konuşmadık mı?

Konuştuk… Evren’in ardından da konuşulur. “Ötekiler Müslüman değildi” de denilebilir, ama Diktatörün, faşistin dinlisi, dinsizi, Müslüman’ı, Hristiyan’ı olmaz…

xx        xx        xx

Diktatör öyle veya böyle kendisine 91,37 oranında oy veren “milletin” değil, “devletin” mezarlığına gömülürken, ardında millet yoktu?

Adnan Menderes asılırken de O’nu kaç kere iktidara taşıyan millet ortada yoktu!

Bu ne biçim ikiyüzlülüktür? Biz millet olarak ikiyüzlü olamayız!

Törene Mehmet Ağar ve Ali Şen de katılmış. Ali Şen dostu Evren gibi herkesin bir gün ölümü tadacağını anımsatarak “En son geçen hafta konuşmuştum, gayet iyiydi. ‘Bodrum’a geleceğim, böreği hazırla’  diyordu. Rumeli böreğini pek severdi. Hakk’ın rahmetine kavuştu, Takdiri ilahi. Hayat böyle. Allah rahmet eylesin.” diye konuşmuş.

Evet, hayat size öyle!

Öte yandan Devlet Mezarlığı girişi önünde cenaze aracının gelişi beklenirken, BBP Bolu İl Başkanı olduğu öğrenilen Mahmut Alan, üzerinde “Diktatör dediğiniz adam bile dünyaya kazık çakamadan gitti, siyaseti; hak, hakikat ve halk için yapın. İbret alalım!” yazılı pankart açmış.

İnşallah ibret alınır…

xx        xx        xx

Emekli diktatör emekliliğini geçirmek üzere Marmaris’e geldiğinde emekli olmam nedeniyle çok karşılaşır olmuştuk. Muğla’nın ünlü komünistlerinden Kadir Başoğlan da öyle. O mekan sahibi olarak karışılaşırdı. Netekim Çamlı’da “Çınar Muğla Evleri”ne kahvaltıya, yemeğe giderdi. Her gidişinde “Kadir bey oğlu işler nasıl?” diye sorar, “Sayenizde iyidir efendim” karşılığı alırmış. Her seferinde aynı yanıtı alınca dayanamamış, “Kadir bey oğlum neden benim sayemde?” diye sormuş. Başoğlan’ın yanıtı şöyle olmuş:

Paşam siz darbe yapmasaydınız, ben buralara sahip olamayacak, hala öğretmenlik yapıyor olacaktım.

Netekim ile ben de gazeteci olarak çağrılı olduğum etkinliklerde karşılaşıyordum. Hep düşünmüşümdür, yüz yüze gelip sohbet etsek ben ne derdim?

12 Eylül Askeri Darbesi bir silindir gibi ülkenin üzerinden geçerken, sağlı sollu her eve olmasa da her sülaleye, köye bir ateş düşürmüştü. İyi bir solcunun ölmemesi ve hapse girmemesi gerektiği öğretilmişti bize. Askeri darbeye kadar ve darbede hala ölmemiştim ve içeri girmemiştim… Bununla gururlandığım bile olmuştu. Ama sakat kalmıştım… Netekim ile karşılaştığımız yerlerde sohbetimiz olsaydı, herhalde bu minvalde anlatmaya başlar ve kendisiyle ilgili bir fıkra yüzünden hapse girdiğimi, “hapishaneden sayesinde yürümeyi öğrenerek çıktığımı” ve hatta “sayesinde iyi bir gazeteci olduğumu” söylerdim.

xx        xx        xx

Aralarında rahmetli Ali Ferudun Ceylan’ın, Nevrez Yıldız’ın, Mustafa Esen’in (Biyonik) bulunduğu bir gurup arkadaşım gözaltına alınıp, Muğla’dan İzmir’e götürülmüşler. Bilmedikleri bir yerde aylarca işkence görmüşlerdi. Suçsuz bulunup bırakıldıklarında yaz aylarındaydık. İçeride bitlenip pirelenmişler. Onların içerideki günlerini şimdi kapalı olan İlkadım Gazetesi’nde kaleme almıştım. Senelerdir birilerinin sahiplendiği o ünlü fıkra bizimkilerin hikayesinden çıkmıştı. Yazımın bir yerinde şöyle demiştim:

Arkadaşlar içeride bitlenmişler. Havalar sıcak tabi. Sıcak deyince aklıma geldi. Karabağlar Yaylası’nda hamlar ermeye başladı. Turşu mevsimi. Turşu deyince aklıma geldi. Pinoşe’ye (Faşist Şili Diktatörü Pinochet) sormuşlar; “Efendim turşu mu kolay kurulur, cunta mı?”.. PinoşeCunta” diye karşılık vermiş. Soruyu soran şaşırmış, “Efendim hiç koskoca devlet yönetimi turşudan kolay kurulur mu?”.. Pinoşe gülerek yanıtlamış:
Kurulur. Turşu kurmak için bir sürü hıyar gerekir. Cunta kurmak için 3-5 tane yeter.

Bu sefer İzmir’e ben götürüldüm. Askeri Mahkeme’de yargılandık, 1 yıl 1 ay 10 gün hapis ve gözetim cezasına mahkûm olduk.

Gün geliyor, kalem silah sayılıyor! Engelli filan demediler, yatırdılar… O günlere dönelim yine yatarım!

xx        xx        xx

Kenan Evren’in Marmaris sakini olması o günlerde Muğlalılar için işkenceye dönüşmüştü. Şimdi Başbakan veya Cumhurbaşkanı Muğla’ya geldiğinde bir günlük önlemlere isyan ediyoruz. O günlerde adeta alarm halindeydik. Netekim nereye gitse, sirenler ötüyor, yollar trafiğe kapatılıyor, filan…

Duyduk ki bir gün “Marmaris sakini” bizim Karabağlar’ı pek sevmiş. Dönemin Belediye Başkanı Orhan Çakır da teşvikçi olmuş, kendi yurdunun yanında yurt bulmuş. Üstelik bir de peşinatını yatırıvermiş. Devletin bütün imkanları seferber edildi, Keyfoturağı-Süpüroğlu arasında görkemli bir yayla evi yapıldı. Tabi yayla “kışlaya” döndü. Ama Muğlalının da ne zaman ne yapacağı belli olmaz. Geceleri başladı öteki yurtlardan silah atışları… Ne zaman silah atıldı, emekli diktatörün yurdunda hemen ışıklar sönüyor, herkes masaların altında…

Yaşam Muğlalılar kadar O’nun içinde zehir olmaya başladı. Olacak gibi değil, neredeyse Emel Sayın da gelmek üzere iken çekti gitti Bodrum’a, oradan İzmir’e, oralardan da mahşerine… Ateşi bol olsun…

xx        xx        xx

Emekli diktatörün Karabağlar Yaylası günlerinde sinirlenip, bir yerel gazetemizde “Muğla Belediyesi’ne Karabağlar Yaylası’nın Ortaköy Yolu’nun Afife Kuyusu ile Süpüroğlu arasındaki bölümüne ‘Erdal Eren Caddesi’ adı verelim.” demiştim.

Verilmedi… “Yayla’da cadde mi olur” denildi. Şimdi verilir mi bilmiyorum. Verilirse, tabelanın altına da neden o ismin verildiği anlatılırsa yakışır.

Erdal Eren asılalı 35 yıl oldu, ama hala 17’sinde yaşamaya devam ediyor. Netekim diktatörler ebedi yalnızlıklarına ve unutulmuşluklarına gömülürler…

Emekli diktatör önceki gün sessiz sedasız gömüldü, çoktan bir sağdan bir soldan sorgusu başlamış mıdır acaba?

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

5 ADET YORUM YAPILDI
Müşteba KARAMANOĞLU 14 Mayıs 2015 / 03:21

12 EYLÜL ÖNCESİ VE SONRASI ….
70 Lİ YILLAR ÇOK SIKINTILIYDI .. EMEKÇİLER .SOL GRUPLAR SAĞ GRUPLAR GRUP FRANKSİYONLARI .AYRILMIŞLAR AYRIMCIKLAR AYRILŞTIRILMIŞLAR ..
MEZHEP AYRIŞTIRMASI ETNİK KÖKEN AYRIMCIKLARI . ÜNİVERSİTELER .. FEDERASYONLAR ..KONFEDARASYONLAR ..SENDİKALAR ..SİYASİ GÖRÜŞLER SİYASİ PARTİLER SİYASİ PARTİLERİN UÇ LİDERLERİ ..DERNEKLER ..MUHTARLIKLAR ..KÖY KAHVELERİ AKRABALAR HISIMLAR ..HASIMLAR .. HEPSİDE BİR YERLERDEYDİ BİR ÇATIŞMANIN ..BİR UZLAŞAMAMANIN ..RAHATSIZLIĞI İÇİNDELERDİ ..
SONUÇ BİLİNMEYEN BİR GİRDABA GİDİYORDU ..
12 EYLÜL ANKARA GATA. HASTANESİNDE İDİM VAN ASKERİ HASTANEDEN NAKİL OLMUŞTUM ..
3 GÜN ÖNCESİNDEN HABERİM OLMUŞTU …ÇOK GİZLİ BİR HAREKAT HAZIRLANIYORDU ..
13 EYLÜL ANKARA SOKAKLARINDA İDİM ..MUĞLAYA GELDİM VE İKİ GÜN SONRA VAN DAKİ BİRLİĞİME GERİ DÖNDÜM ..
82 ANAYASASI VE 1984 SEÇİMLERİ ..CUMHURBAŞKANI REFERANDUMLAR .. SİYASİ PARTİ YASAKLARI ..VE YENİDEN DEMOKRATİK SEÇİMLER KAPATILAN SİYASİ PARTİ LERİN TEKRAR ESKİ İSİMLERLE VEYA YENİ PARTİLERLE BİRLEŞMELER BİR SİYASİ ARENASI ..YENİ KURULAN BİR PARTİNİN YILLARCA SÜREN TEK BAŞINA İKTİDARLIĞI VE KAPANIŞI ..
SİYASİ MANEVRA VE STRATEJİK HARKETLER ZİNCİRİ ..
MERHUM HARPUT PAŞA .. ÇOK DERTLİ VE SIKINTILI GÜNLER YAŞADI ..
KORGENERALLİKTEN ALACALE EMEKLİ EDİLDİ .
KENDİSİNIN ORGENERAL VE GENELKURMAY BAŞKANI OLMASINI KENAN EVREN ENGELLEDİĞİNİ ..KENAN EVREN İLE KURMAYLIKLARININ AYNI DÖNEM BAŞLADIĞINI KORE SAVAŞINDA KIBRIS ÇIKARTMASINDA BERABER AYNI ÇADIRDA KALIP HER İKİ SAVAŞTA BERABER YÖNETTİKLERİNİ ANLATTI HÜZÜNLENEREK İÇİ BURKULARAK ..FAKAT ENGELLEME ÖNÜNÜ KESTİĞİNİ KOLORDU KOMUTANLIĞINDADA EMEKLİYE SEVKEDİLDİĞİNİ HAYIFLANIRDI .ALLAH RAHMET EYLESİN ..CENNET MEKAN OLSUN ..
GELDİSİ İLE GİTTİSİ İLE BİR DEVİR KAPANDI . ŞU AN HAYATTA BİR TEK TAHSİN ŞAHİNKAYA KALDI ..
DEVİRLER İNSANLAR ACILAR SIKINTILAR VEBAL ÇEKENLER ..ÇEKTİRENLER ..KABUS DOLU YILLARDI ..ZOR VE ACILI SANCILI YILLAR ..
1979 YILINDA İZMİR DE YSE. ( KÖY HİZMETLERİ ) ÇALIŞIYORDUM .. ) BÜYÜK İLLERDE VE BAŞKENT ÇOK SANCILI İDİ 79 YILININ GÜZ AYLARINA DOĞRU MİYO . İLK MEZUNU NECDET CEYLAN ARKADAŞIMLA KONAK VARYANTTAN MUĞLA OTOBÜSÜNE KACARCASINA EŞYALARIMIZI YÜKLEYİP MUĞLANIN YOLUNU TUTTUK .NECDET AYDIN İNCİRLİOVADANDI HALEN SERBEST MUHASEBECİLİK YAPAR ..TARİŞ OLAYLARI BAŞLAMIŞTI NECDET TARİŞTE ÇALIŞIYORDU. HER İKİMİZDE AYRILDIĞIMIZ İÇİN ŞANSLIYDIK YAŞANAMZ HALE GELEN İLLER VARDI .
NEDEN NİÇİN NASIL SORGULUYORUM OLMAMASI GEREKEN LER TÜM ÜLKEYİ BAŞTAN AŞAĞI AHTABOT GİBİ SARMIŞTI ..
ALLAH O GÜNLERİ BİR DAHA YAŞATMASIN …..

Müşteba KARAMANOĞLU 14 Mayıs 2015 / 05:06

1980 YILI EYLÜLÜNDE BENİ ANKARA GATA . ASKERİ HASTANESİNE ZİYARETİME GELEN MERHUM DÖNEMİN MİLLETVEKİLİ HALİL DERE VE YSE. GENEL SEKRETERİ SAYIN İHSAN ÖZGEN BEYE SAYGIYLA MERHUM HALİL DERE Yİ RAHMET LE ANARIM ..
SAYGILARIMLA…

ayla ak 14 Mayıs 2015 / 08:38

Bu kanlı diktatöre, Muğla CHP sinin bir kısmı kucak açmıştı. İl Genel Meclisi üyeliği yapmış olan bir hanım, Evren’i Muğla’dan evlendirmeye kalkmıştı. Orhan başkan yurt (Büyük bahçeli ev) yaptırmıştı. Anında ruhsat verilmişti. Yatağan Belediyesine ziyaretinde çaycı ne bilsin gelen adamın Evren olduğunu çatlak bardakta çay sunmuş. Sen misin kırık bardakla çay sunan. Kendini kapının önünde bulmuş. O dönemde SHP belediyeleri vardı. Belediye ziyaretleri ya 1989 yada 1990 yaz ayları olsa gerek. CHP yi kapatan bu adamı böyle karşılamışlardı. Hemşehrilik beraatı verelim de demişlerdi. Acaba verdiler mi bilmiyoruz. Muğla’da belediyenin yaptığı şenliklerin baş konuğu idi. Orhan başkanla yan yana oturuyorlardı. Kapalı spor salonunda. Sizi gidi darbeci severler sizi. Bunları o günlerin gazetelerinden görmüş ve öğrenmiştik. Bunların bazıları yine evlerinde içten içe Evren için ağlamışlar dır. Darbelerin karşısında yine Sosyalist Devrimciler dik durmuştur. O günlerde gözaltına alınanlara bakın, CHP hiç birisini barındırmadı. Nevrez, Özcan, Hayri ve daha niceleri…

reşat öztepe 14 Mayıs 2015 / 20:20

Gocuman; Dedem Hoca idi dediydi. Baş örtüsü ile alay ettiydi. Muğlamıza da 1982 anayasa oylaması sonucu C.Başkanı edildiydi de ,muğlaya “Asker kiyafeti” ,le gelmediydi. Sivil geldiydi. bir de gaf yaptımı diyelim gaf ettimidiyelim. Hani meşhur Kız-Tuğla hikayesi.Müteveffa diye yazdım köşemde. o gün Turşu konusunu gündeme getirir de hatırlarız dedim,yazmışsın. hemen de aklıma 12.09.2010 refearandumuna “hayır diyen CHP ve MHP geldi aklıma” Ne diyelim”‘HU'” diyelim mi.sevgi ve saygı.

Hamle Gazetesi 15 Mayıs 2015 / 00:11

Gocuman ben de hayır demiştim. Özcan Özgür