Elimizi Yüzümüze Bulaştırıyoruz

Bu haber 09 Nisan 2014 - 17:57 'de eklendi ve 866 kez görüntülendi.
İsmail Ataseverismailatasever@hamlegazetesi.com.tr

İSMAİL ATASEVER

Acaba diyorum!

Acaba dünyada konuşlanan ülkeler arasında kaç tanesi bizim düştüğümüz duruma düşmektedir?

Tahmin değil realite o ki, parmakla gösterilecek kadar azdır.

Aksi olsaydı en temel konularda bile tabir yerindeyse ağzımızı yüzümüze bulaştırmazdık.

Aksi iddia edilemez, her şey ayan beyan ortada.

***

Hangisinden dem vurayım.

10 gün öncesinde gerçekleştirilen “yerel yönetim seçimleri” üzerine mi?

Dünya derbileri arasında gösterilen Galatasaray-Fenerbahçe arasında oynanan müsabakadan mı?

Trafik terörü bağlamında ilk sırada yer almamız!

Aynı oranda, kadın cinayetleri itibariyle birinciliği kimseye bırakmayışımız!

İklim koşulları itibariyle dünyanın en elverişli bir kuşağında yer aldığımız halde, temel gıda ürünleri başta olmak üzere birçok ürünü ithal etmek zorunda kalışımız.

76 milyon insanımızı esastan ilgilendiren yasa değişikliği kaçınılmaz iken, parlamentoyu oluşturan partilerin ortak bir noktada birleşememeleri.

Sadece bunlar olsa.

Daha nice konular var ki, bir vurdumduymazlık ve de tutarsızlık içerisindeyiz.

Ondan sonra kalkıp, neden bizi AB’ne almıyorlar! diye hayıflanıyoruz.

Elbette bu bağlamda AB’ni teşkil eden ülkelerin her biri sütten çıkmış ak kaşık değil.

Ne var ki, gerekçe olarak öne sürdükleri insan hakları ihlali ve benzer konularda haklılık payları var.

Hal böyle olunca, aynı ülkeler grubunun taraflı davrandıkları ortada iken sesimizi çıkaramıyoruz.

Zaman zaman çıkış yapsak ta pek kâle almıyorlar.

***

Şimdi…

Tarafsız bir gözle bunları değerlendirelim.

30 Mart tarihinde gerçekleştirilen yerel yönetim seçimleri üzerine şaibe düşmesi, görmemezlikten gelinecek bir olay değildir.

Olamaz.

Seçimlere hile karıştırılsın veya iddialar gerçekle bağdaşmasa da, şüyu vukuundan beter bir noktaya gelmiştir.

Zira halk, aynı seçim sonuçlarına şüphe ile bakar haldedir.

Peki, Pazar günün oynanan Galatasaray-Fenerbahçe maçına ne demeli?

Sanki ortada bir müsabaka değil de cenk vardı.

Aksi iddia edilemez.

Hakem tarafından 16 sarı 2 kırmızı kartın gösterilmesi en çarpıcı örnek.

İşte bunun için milletçe tutkun olduğumuz futbolumuz yerinde sayıyor.

Hem de spor kulüpleri tahminlerin üzerinde harcama yaptıkları halde.

Ne yazık ki, bu anlayışla gidersek daha uzun yıllar başka ülkelerin takımlarını seyretmekle yetiniriz.

***

Türkiye olarak açmaz içerisinde olduğumuz, daha da öte felakete dönüşen bir başka olgu, trafik terörü.

İlişkin olarak yitirdiğimiz onca insanımız.

Yitip giden nice değerler.

Sönen ocaklar.

Havaya savrulan milli servet!

İşin daha bir üzücü yanı, her yıl trafik terörü bağlamında dünyada ilk sırada yer aldığımız halde, yine ders almayışımız!

Yazık ki ne yazık!

***

Peki, bir utancımız olarak yüz yüze gelinen töre ve kadın cinayetlerine ne denir?

Kim bunun mantıklı bir açıklamasını yapabilir?

Yapamazsınız.

Her gün benzer cinayetlerle yüz yüze geliyoruz.

Üstelik, eşinden ve de ailesinden zarar geleceği gerekçesiyle, korunmak için mahkemelere müracaat edildiği halde.

***

En az değindiğim konular kadar önem içeren bir başka olay var ki, sadece seni beni değil 76 milyon insanımızı doğrudan ilgilendiriyor.

Siz Türkiye olarak, özellikle iklim şartları itibariyle dünyanın en elverişle bir noktasında bulunuyorsunuz.

İstisna teşkil eden 7 dünya ülkesi arasındasınız.

Buna karşın, bazı temel gıda ürünlerini ithal etmek zorunda kalıyorsunuz.

Hem de bir zamanlar aynı ürünleri ihraç ettiğiniz halde.

***

Türkiye olarak, olmazsa olmaz kabul edilen bir başka mesele, temel konularda yasa değişikliğidir.

Günümüz koşullarında yürürlükteki yasalar ihtiyaca cevap vermekten uzak ise, ki öyle. Tek seçenek, parlamentonun yasa değişikliğine gitmesidir.

Ne var ki, pek çok konuda olduğu gibi bu bağlamda da meseleye siyasi yaklaştığımız için anayasada yer alan bazı temel maddelerin değiştirilmesi mümkün olmuyor.

İşte hali pürmelalimiz.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.