ELEŞTİRMEKTE ÜZERİMİZE YOK

Bu haber 29 Mayıs 2010 - 0:00 'de eklendi ve 688 kez görüntülendi.
İsmail Ataseverismailatasever@hamlegazetesi.com.tr

Türk
milleti olarak bir özelliğimiz var ki üstümüze yok.

Başka
ülkeler için de geçerli olsa dahi biz farklıyız.

İster gerçeği yansıtmak
olarak algılansın, isterse kişinin kendini ön plana çıkarma isteği, eleştirmeyi
vazgeçilmez olarak görüyoruz.

Bu
kadar da olsa.

Bazen
olur olmaz şeyler adına ahkâm kesiyoruz.

Elbette,
kişinin her hangi bir gelişme ve konu hakkında söz söyleme hakkı vardır.

Özellikle
kendinden emin konularda görüş beyan etmesi, başkaların yalan yanlış beyanda
bulunmamaları adına yerinde bir oluşumdur.

Ancak…

Her
hangi bir konu hakkında kesin bilgi sahibi olmadan, akıldanelik noktasına varan
görüşlerin geçerliliği yoktur.

O
zaman sizde eleştirilir olmaktan kurtulamazsınız.

Bu
nedenle asıl olan, her hangi bir hususta yerinde ve zamanında görüş
belirtmektir.

***

Bir
başka ayrıntı, aynı konuda dozajı kaçırmamızdır.

Bazen, sözde kritik
yapmak isterken öylesine çizgiyi aşıyoruz ki, tasvip etmek olası değil.

Oysa, hiç kimse
eleştirilir olmaz değildir.

Her
kim olursa olsun bir yanlışlığa saptığı zaman veya bir önemli gelişme üzerine
kabul edilemez görüş serdettiğinde, gerçeğin ortaya çıkarılması adına
eleştirmek doğaldır.

Aksi
halde, yanlışlığın kabul edilmesi olur.

***

Şöyle
geriye dönüp baktığımızda, özellikle siyasi arenada benzer sahnelerin haddinden
fazla sergilendiğini görürüz.

İktidar
partileri, sürdürdükleri politikanın doğruluğunda diretirken, muhalif kanat,
ara sıra gerçekleri kabul etse de çoğunlukla eleştiri oklarını hükümetlere
yöneltmekte hiç beis görmedi.

Çok partili döneme
geçildiği 1946 yılı, bilhassa 1950 yılında iktidar olan DP, 3.kez iktidar
olduğu 1957 yılından sonra misli görülmemiş tenkitlerin muhatabı oldu.

Ne yazık ki bu tür
girişimler 1960 ihtilaline geldi dayandı.

Daha sonra ülkenin
başına geçen hükümetlerden AP, rahmetli Bülent Ecevit Başbakanlığındaki CHP.

1982 ihtilâlinden sonra
iş başına gelen ANAP.

1992 yılından itibaren
DYP ve RP koalisyonu.

Ardından DSP-ANAP-MHP
koalisyonu ve 2002 yılında iş başına gelen günümüz iktidarı AKP.

***

Şimdi…

Elimizi
vicdanımıza koyalım ve cevap verelim.

Aynı süre içerisinde
iktidar olan partilerden hangisi, ifrat derecesine varan eleştirilere muhatap
olmadı?

Aynı partiler değil mi,
iktidarları hop oturup kaldıran.

Göstermelik olarak,
sadece şunları doğru yaptı.

Ama sayılamayacak kadar
çok konuda yanlış üzerine yanlış yaptılar diyenler onlar değil miydi?

Ne
üzüntü vericidir ki istenmeyen gelişmeleri tüm açıklığıyla tanık olduk.

Dolayısıyla
böylesine tasvip görmeyen politikalar yüzünden vatandaş, siyasetten buz gibi
soğudu.

Zaten
güvenirlilik noktasında siyasi partiler ve siyasilerin son sırada yer alması
her şeyi açıklıyor.

***

Günümüzde AKP Genel
Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Ana Muhalefet Partisi önceki Genel
Başkanı Deniz Baykal ve MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin hal-i ahvaline
bakalım.

Hangimiz liderlerden her
birinin eleştiriyi ölçüsünde yaptığını söyleyebilir?

Zaman zaman Başbakan
Erdoğan’ın ağzından çıkan sözleri kabul etmek olası mı?

Diğer taraftan Baykal ve
Bahçeli.

Aynı liderle değil mi
birbirilerine ağza alınmayacak sözlerle yarış etmeleri.

Sonuçta, hepsi bir yana,
çiçeği burnunda CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun, dün bir bugün iki
iken eleştiriden nasibini alması, ülkemizde yapılan siyaset, ayrılmaz parçası
eleştirinin hangi düzeyde olduğunu açıkça gösteriyor.

Bu
da, ne zaman ve nerede kritik etmeyi bilmediğimizin kanıtı.

 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.