Elbette Bal Tutan Parmağını Yalar Da!..

Bu haber 08 Eylül 2014 - 21:47 'de eklendi ve 1.013 kez görüntülendi.
İsmail Ataseverismailatasever@hamlegazetesi.com.tr

Türkiye olarak Cumhuriyet tarihi boyunca bir gerçeği birebir tanık olduk.

Hangi hükümet iş başında ise, onu iktidara taşıyan illere devlet yardımı daha fazla olmuştur.

Bu kadar da değil.

Başbakanların memleketi de çeşitli yatırımlardan nasibini almıştır.

Yanı sıra bakanlar da, yatırımlarda önceliği seçim bölgelerinde olması adına çaba gösterdiler.

Bu durum rahmetli başbakan Adnan Menderes içinde geçerliydi.

Türkiye’de en uzun başbakanlık yapan 9.Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel içinde aynısı oldu.

Bunun karşılığı olarak doğum yeri Isparta’da üniversiteden müzeye, ana artelden havaalanına, botanik bahçesinden sanayi bölgesine kadar Süleyman Demirel ismi verilmesi, aynı kentin vefa borcundan başkası değildir.

Realite o ki Mesut Yılmaz ve mevcut Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın başbakanlığı sürecinde Rize ili de aynı yatırımlardan fazlasıyla nasibini aldı.

Zira her iki başbakan Rize’ doğumluydu.

Kısaca, belirttiğim şekilde bal tutan parmağını yalar misali, başbakanlar ve de geçmişten günümüze bakanlık görevini üstlenen niceleri, doğduğum ve de doyduğum kent diyerek, yatırımlarda önceliği bu kentlere verdiler.

***

Yine de sözlerimin yanlış anlaşılmasını istemem.

Elbette, ülkemizin her bölgesinde konuşlanan yerleşim birimleri, yatırımlardan yeterince istifade etmeli.

Çağdaşlaşmanın temel göstergelerinden biri budur.

Ancak…

Bütün bunlara karşın bir realite var ki yadsımak olası değil.

Ülke yönetiminde görev üstlenen hükümetlerin ön planda tutması gereken temel kriterlerden biri, her alanda devlete sayısız katkı sağlayan illerin de o oranda yatırımlardan pay almasını sağlamaktır.

Yok eğer bunu dikkate almaz, hükümet bünyesinde ağırlığını hissettiren bakan veya milletvekillerin talepleri her zaman öncelik alırsa, diğer illere haksızlık yapıldığını kimse yadsıyamaz.

O zaman icranın başı hükümetlerin yatırımlarda adil davrandığından söz edemezsiniz.

Rakamlar her şeyi açıklıyor.

Kaldı ki ülkeyi temsil eden hükümetlerin, iller arasında ayrımcılık yapmaya hakları yoktur.

Bu takdirde asla inandırıcı olamazsınız.

Bunun en belirgin göstergesi Muğla’da gözlenmektedir.

Devlete sayısız katkıları bağlamında yaşadığımız kent Muğla ilk sırada yer alan kentlerden olduğu halde, birçok alanda sıkıntı içerisinde ise hükümetlerin yatırım itibariyle adil davrandığından söz edilemez.

Her vesileyle şahsen dile getirdiğim gibi sadece turizm gelirlerinin 3/1 lik bölümü, yani bizatihi dönemin başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’ın açıklamasına göre 8 milyar doların üzerindeki gelir Muğla’ya ait ise fazla söze hacet yoktur.

Üstelik Muğla’nın devlete katkısı sadece turizm gelirleriyle sınırlı değildir.

Enerji üretimi, madencilik, kültür balıkçılığı, turfanda sebzecilik ve narenciye olmak üzere daha nice alanda devlete katkısı tahminlerin çok üzerindedir.

İşte bu durumu göz önüne alan geçmiş dönemin hükümetleri yanında iş başındaki AK Parti iktidarı da Muğla’yı görmemezlikten gelmemeliydi.

***

Bu arada şu denebilir.

Bu şekilde açıklama yapılıyor ama devlet Muğla’ya yeterli yatırımları esirgemedi.

İki hava alanı yaptı.

Bir uçtan diğerine duble yollar yapıldı.

Tamam buna itirazımız yok.

Yok da Muğla’nın devlete katkıları da gözönüne alınmalıydı.

Alınmalı ve kırsal kesimler ağırlıklı yörelere yönelik istihdam sahaları yaratılmalıydı.

Madem ki özel teşebbüs bağlamında girişimlerde bulunulmuyor.

Orman ürünleri ve turfanda sebzecilik ile sera ürünlerini değerlendiren entegre tesisleri yapılabilirdi.

Ama yapılmadı.

Gerçekleştirilemediği için bir zamanlar halkın en büyük gelir kaynağı tütün ekimi de yasaklanınca Muğla halkı mağdur edilmiştir.

Bir yerde cezalandırılmaktadır.

***

Bu arada acaba diyorum?

Acaba, her hangi bir yerleşim biriminin hak ettiği yatırımları alabilmesi için başbakan ve ya bir bakana sahip olması mı gerekiyor?

Baksanıza çiçeği burnunda başbakan Ahmet Davutoğlu, ilk gezisini yaptığı baba ocağı Konya adına yatırım üstüne yatırımlar vadediyor.

Hele, doğduğum yer diyerek Taşkent’e yatırım bağlamında, somut adımların atılmasını sağlıyor.

Buna karşın bir kez daha altını çizmek istiyorum.

Hükümetlerin ülkenin her bir köşesine yatırım götürmeleri takdire şayandır.

Bu eğilim, ülkelerin gelişmişliği açısından bir ölçüdür.

Ne var ki asıl olan, hizmetlerin adil bir şekilde ülke genelinde yer almasını sağlamaktır.

Sonuçta bu tür girişimler, her ne kadar bal tutan parmağını yalasa da, ülke genelinde eşit yapılması istenirdi.

Ancak o zaman gereği yerine getirilmiş olurdu.

Aksi takdirde inandırıcılığınız kalmaz.

 

 

 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.